BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Allah demenin hesabı olur mu?”

“Allah demenin hesabı olur mu?”

Abdülkadir Geylâni hazretleri bir mecliste vaaz ediyordu. Bir anda kubbeyi çınlatan bir ses işitildi. Biri “Allah!” diye feryad ediyordu...



Abdülkadir Geylâni hazretleri, evliyânın büyüklerindendir. Künyesi, Ebû Muhammed’dir. “Gavs-ül-a’zam”, “Kutb-i Rabbânî”, “Sultân-ul-evliyâ”, “Kutb-i a’zam” gibi lakabları vardır. İran’ın Geylân şehrinde 1078 (H.471)de doğdu. Babası Ebû Sâlih bin Mûsâ Cengîdost’tur. Hazret-i Hasan’ın oğlu Hasan-ı Müsennâ’nın oğlu Abdullah’ın soyundandır... “ONUN HÜRMETİNE KURTULDUM” Abdülkadir Geylâni hazretleri duâsı makbûl bir zat idi. Bağdad halkından biri ona gelerek; “Babam sizleri seven biriydi. Vefat ederken bana bunu söylemişti. Dün rüyâda azâb içerisinde gördüm. Bana Şeyh Abdülkâdir’e git, bana duâ etsin. Belki Allahü teâlâ beni azapdan kurtarır” dedi. Bunun için sana geldim. Babama duâ ediverin de azaptan kurtulsun” dedi. Abdülkâdir Geylânî hazretleri sükût buyurdu. Bir şey söylemedi. O şahıs ikinci gece babasını rüyâsında yeşil bir cübbe içerisinde neşeli neşeli görünce hayret edip; “Baba, dün azâb içindeydin, bugün ise neşelisin. Sebebi nedir?” diye sordu. Babası; “Şeyh Abdülkâdir bana duâ etti. Allahü teâlâ onun duâsı hürmetine beni azaptan kurtardı” dedi... Abdülkadir Geylâni hazretleri bir mecliste vaaz ediyordu. Bir ara öylesine derin mevzulara girdi, öylesine esrarlı şeyler söyledi ki, cemaat kendinden geçer gibi oldu. İşte bu sırada kubbeyi çınlatan bir ses işitildi: “Allah!” diye feryad ediyordu biri. Abdülkadir Geylânî hazretleri durakladı. Sonra, “Allah!” diye feryad eden adama doğru dönerek şöyle dedi: “Allah’ın huzuruna vardığında, bu ‘Allah’ demenin hesabını vereceksin!” Kimileri anladı bunun mânâsını, kimileri de anlamayıp hayretle sordu: “Bu nasıl iş? Allah demenin de hesabı olur mu?” O mübarek izah etti durumu: RUHUNU TESLİM ETTİ... “Evet, bu ‘Allah!’ feryadının da hesabı vardır. Bakalım kalbinden mi dedi, yoksa ağzından mı? İrâdesi dışında mı oldu, yoksa bir maksada müteveccih mi? Yani, bununla itibar kazanıp menfaat elde etmek mi var niyette? Yoksa Allah için mi? Evet, mesele burada; ihlâsla mı attı nârayı, yoksa gösteriş için mi?..” Abdülkadir Geylâni hazretlerinin bu söylediklerini nara atan adama bildirdiler. Bunları duyunca tekrar “Allah” diye bağırdı ve yere düştü. Baktılar ki ruhunu teslim etmiş...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT