BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sizi üzdüm, bağışlayın...

Sizi üzdüm, bağışlayın...

(Bu konuşmalar İngilizce yapılmıştır.)



(Bu konuşmalar İngilizce yapılmıştır.) - Kardeşim, şu senin şoför koltuğunun altına filan bak! - Kredi kartınızı size verdiğimden eminim efendim. - Yahu nasıl eminsin? Yedim mi ben bu kartı? - İnanınız verdim size... - Sinirlendiriyorsun beni! Yok kardeşim yok, bütün ceplerime baktım, oturduğum yere baktım, al işte yine ceplerime bakıyorum.. Yok yok yok! - Özür dilerim efendim, kartınızı size verdim. Olay şuydu: Otelin gönderdiği taksi, üç spor yazarını Oslo’da havalimanından almış, kırk beş dakikalık bir yolculuktan sonra, üç gün konaklayacakları otelin önüne getirmişti. Gazetecilerden ikisi az önce inmiş, şoförün içeriden açtığı bagajdan bavullarını alıp otel lobisine girmişlerdi; diğeri ise kredi kartı ile ödemeyi yaptıktan sonra, bavulunu bagajdan çıkarmak ve kendisini uğurlamak üzere saygı ile aşağı inmiş olan şoförle tartışıyordu: - Kredi kartım kayıp. Sen kartı bana geri vermedin, diyerek... Tartışma, daha doğrusu azarlama, bizim gazetecinin kredi kartını cüzdanının içinde paralarının arasında bulması ile mutlu bitti. Şoför: - “Bad time” dedi, kötü zaman... Üzülmenize sebep olduğum için bağışlayın. İyi geceler. *** Milli maçın bizim galibiyetimizle bitmesi sonrasında, seyahatin üçüncü gününde üç spor yazarı otel resepsiyonundan taksi rica ettiler. Odalarında toparlanıp çıktılar; hesabı kesip lobide beklerlerken taksi çıkageldi. Aynı taksiydi. *** Bavulları, Türkiye’den gelirken olduğundan çok daha fazla şişmişti. Kimi çocuğuna kıyafet almıştı, kimi eşine dostuna çikolata, şu bu... Bütün bu satın alınanların daha iyisi ve daha ucuzu Türkiye’de vardı ama üzerlerinde “Norway” yazmıyordu. İki yazar arkada, kredi kartı yüzünden şoförle tartışan ise yine önde oturuyordu. Öndeki: - Şansa bak, yine bu kıroya düştük, dedi. Arkadakilerden biri: - Ben insanları iyi tanırım, bu kesin ya Hindistanlı, ya Pakistanlı, diye lafa karıştı. Yolculuk şoförü çekiştirme sohbetine dönmüştü: - Badem bıyıklarına bakılırsa bu Müslüman. - Demin mır mır bir şeyler okuyordu zaten yola çıkarken... - Haydaa, herif 700’de durdurdu lan taksimetreyi! Ne yapmak istiyor acaba? - İstediğini yapsın, iki gün önce aynı yolu 940’a götürmüştü. Kaç kron isterse istesin, ben 940’tan bir kuruş fazla vermem. Havalimanını geldiklerinde, karısı Türk olan Pakistanlı taksi şoförü motoru durdurdu, içeriden bagaj kapısını açtı ve yan tarafında oturan spor yazarına döndü; Türkçe konuştu: - Borcunuz 700 kron. 240 kron eksik alıyorum. Bu indirim, dün sizin üzülmenize sebep olduğum için. Bazı durumlarda kanaat, zanaattan önemlidir. İyi yolculuklar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT