BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ohri

Ohri

“Sofrada kırk çeşit hoşaf ikram etdüler. Hoşaf içmekten şehit olayazdım” der Evliya Çelebi Ohri’yi anlatırken. Makedonya bereketli bir ülke.



(Rumeli Notları-8) “Sofrada kırk çeşit hoşaf ikram etdüler. Hoşaf içmekten şehit olayazdım” der Evliya Çelebi Ohri’yi anlatırken. Makedonya bereketli bir ülke. Tabiatın cömertliği göz alıyor. Dağlar, vadiler, ormanlar, meyve bahçeleri, ırmaklar... Küçük ülkenin batısında, Ohri’de bütün bunlara Avrupa’nın en temiz göllerinden biri olan Ohri Gölü’nün hârikulâde manzaraları da ekleniyor. UNESCO’nun dünya kültür mirası listesine dahil, 358 kilometrekarelik bir göl burası. Denizden yüksekliği 693 metre. Gölün karşı kıyısı Arnavutluk. 56 bin nüfuslu bu sevimli -ve artık turistik- şehirde Osmanlı Türk mimarisi ahşap evler, 9 cami, 1 tekke var. Zeynelâbidin Paşa Camii’ne bitişik Halvetî tekkesi Pir Muhammed Hayâtî Baba tekkesine gidiyoruz. Bizi Cemal Rahman karşılıyor. Tekkenin sohbet odasına buyur ediliyoruz. Başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı dahil, Türkiye’den gelen herkesin ziyaret ettiği bir mekânmış burası. Türkiye sınırları dışında tekkeler millî kültürün devam ettirildiği merkezler, ileri karakollar sayılıyor. Osmanlı zamanında da öyle değil miydi zaten? Gazi dervişler fethedilen beldelere birer tekke kurup toprağı ve gönülleri imar faaliyetine başlarlardı. Cemal Rahman Bey, odadaki, közü tütmekte olan ocağı işaret edip hiç söndürülmediğini söylüyor. (Ocak... Gençler tüpgaz ocağı olduğunu sanmaz herhalde!) Yine ondan öğrendiğimize göre Ohri’de hutbenin Türkçe okunduğu tek cami burası. Nüfusun yüzde 4’ü Türk, yüzde 6 kadarı Arnavut. Çoğunluk Makedon. Bir söz söylüyor Cemal Bey, düşünmeye değer: “Kâbe’de Müslüman olmak kolaydır!” Sonra Ohri Türk toplumunun faal isimlerinden sevgili Yıldız Ali. Onunla birkaç sene önce Ankara’da Kadınlar Kurultayı’nda tanışmıştık. Engin bir misafirperverlikle koştu geldi. O da bir söz etti ki, düşündüm gittim: “Arnavut kızı Türk eve gelin girdiğinde evi Arnavutlaştırır; Türk kızı Arnavut eve gelin gittiğinde Arnavutlaşır.” Ohri’yi çok sevdim. Ama onu sevdiren göl kıyısında çok şirin bir kasaba olmasından çok oradaki dostlardı. Ne demiş Nâbi: Künc-i gurbet gülşen-i cennet kadar canbahş Dâr-ı gurbette bulunsa âşinâlardan biri. Ya da daha realist olarak Baki: Kişi gurbet diyarında edermiş âşinâdan haz. Ohri’deki dostlar içimizi ısıttı ama burası gurbet değil ki? Bu minareler, kubbeler, çeşmeler, hanlar, hamamlar, bu çınarlar ayakta durdukça burası gurbet sayılmaz ki!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT