BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Uygurların hayatı...

Uygurların hayatı...

“Bizim ülkemiz bağımsızlık içinde yaşamasa bile kendimize has örf ve âdetlerimiz vardır. Örneğin ramazan ve Ramazan Bayramı bunlardan sadece biridir. Tüm İslam âleminde nasıl ki ramazan ayı kutsal bir ay ise, bayramlar kutlanıyorsa bizde de aynıdır. Bu mübarek günlerde anneler tabii ki çok yorulurlar. Akşamdan sahur için yemek yaparlar. Ertesi gün oruç tutmak için sahurda kalkıp karnımızı doyururuz.



“Bizim ülkemiz bağımsızlık içinde yaşamasa bile kendimize has örf ve âdetlerimiz vardır. Örneğin ramazan ve Ramazan Bayramı bunlardan sadece biridir. Tüm İslam âleminde nasıl ki ramazan ayı kutsal bir ay ise, bayramlar kutlanıyorsa bizde de aynıdır. Bu mübarek günlerde anneler tabii ki çok yorulurlar. Akşamdan sahur için yemek yaparlar. Ertesi gün oruç tutmak için sahurda kalkıp karnımızı doyururuz. Sahurdan sonra herkes sabah namazını kılıp işine gücüne koşar. Ramazan bereketli bir ay olduğu için çoğu zaman akrabalara, komşulara, arkadaşlara iftar için misafirliğe gideriz... Köydeki insanlar tarımla meşgul oldukları için onların sofraları daha zengin olur. Çeşit çeşit yemek, envai çeşit meyve sofralarında bulunmaktadır... Bir ayın sonunda özellikle çocukların dört gözle beklediği Ramazan Bayramı gelir. O gün küçük büyük herkes en güzel kıyafetini giyinip süslenir. Sabahleyin erkeklerin hepsi bayram namazı için mescide giderler. Namazdan sonra mezarlığa gidilip kabirler ziyaret edilir, Kur’an-ı Kerim okunur. Onların da bayramı kutlanır. Kadınlar ise erkekler gelene kadar evi temizleyip sofrayı kurarlar. O gün kahvaltı için çok güzel bir sofra hazırlanır. Erkekler geldikten sonra ilk olarak çocukların bayramını kutlayıp onlara harçlık verirler... Bayramın ilk günü insanlar büyüklerini ziyarete giderler. İkinci günü ise akrabalar, komşular kendi aralarında birbirlerini ziyarete giderler. Ramazan bayramı çok güzel geçer. Allah’ın kadınlara verdiği en büyük lütuflardan biri de doğumdur. Kadınlar dokuz ay, dokuz gün karnında taşıdığı, kâinatı özleyen yavrusunu dünyaya getirmek için sabırsızlanırlar. Doğumla o çocuk nihayet ağlayarak bu dünyaya gözlerini açar. Doğumda bebek annesinden alınıp yıkanır, temizlenir ve giydirilerek annesine getirilip emzirmesi söylenir... Doğumundan bir hafta sonra da bebeğin ismi konulur. Çocuk kırk günü doldurduğu zaman mahalledeki çocuklar çağrılır. Çocuklar kaşıkla su alıp güzel sözler söyleyerek bebeğin kafasına dökerler. Daha sonra bu çocuklara güzel yemekler ikram edilir... Erkek çocuklar sekiz on yaşına gelince sünnet edilir. Çocukların sünnet merasimi ‘sünnet düğünü’ ile kutlanır. Akrabalar, tanıdıklar ve komşular davet edilir. Bir dana kesilerek bu merasim kutlanır. Dana etinden yemekler yapılır. Çocuklar kostüm giyer. Çocuklar sünnet olunca artık erkek sayılırlar...” Risalet Erkin adlı Uygur öğrencimizden.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT