BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GÖLLERİN KIYMETİNİ BİLMEK ZORUNDAYIZ

GÖLLERİN KIYMETİNİ BİLMEK ZORUNDAYIZ

Neredeler, nasıl oluştular, neden kuruyorlar... Yaz tatillerinde deniz olmayan yörelerde serin bir nefes almak için kıyısına koştuğumuz göllerimizi ne kadar tanıyoruz? Her birinde saklı cennetlerin bulunduğu GÖLLER DOSYASINI açıyoruz...



Neredeler, nasıl oluştular, neden kuruyorlar... Yaz tatillerinde deniz olmayan yörelerde serin bir nefes almak için kıyısına koştuğumuz göllerimizi ne kadar tanıyoruz? Her birinde saklı cennetlerin bulunduğu GÖLLER DOSYASINI açıyoruz... YEDİGÖLLER-BOLU Sevgili okurlar, ülkemizde doğal olarak bulunan küçük, büyük 200’den fazla göl 9.000 kilometrekarelik bir alan kapsamaktadır. Göller, denizlerin aksine kapalı ekosistemlerdir. Dünya su haznelerine baktığımız zaman; %97.4’nün deniz ve okyanuslar olduğunu, %2’nin buzlar ve buzullardan oluştuğunu, sadece %0.5’nin de ırmak, göl ve yer altı su rezervuarları olarak bulunduğunu,%0.1’lik çok az bir bölümünün ise canlı hücrelerde ve buharlaşma şeklinde mevcut olduğunu görebiliyoruz. Suları araştıran bilim dalları ikiye ayrılıyor: Oseanografi: Deniz ve okyanusların bilimi. Limnoloji: Tatlı sular, sodalı ve tuzlu göller de dahil olmak üzere kapalı ekosistemleri araştırır. Besin girdisi ve kirlilik açısından göller genel olarak iki farklı tipte bulunur: 1- Oligotrofik Göller: Derin ve soğuk göllerdir. Bu tip göllerde çözülmüş madde ve besin içeriği azdır. Oysa oksijen miktarı yeterli düzeyde olup, organik madde üretimi fazla değildir. Ülkemizde Beyşehir, Eğirdir gölleri içme suyu niteliğinde su kalitesine sahiptir. Nemrut Krater ve Hazar gölleri de bu gruba dahildir. 2- Ötrofik Göller: Derinlik az, besin girdisi çoktur. Oksijen miktarı düşük, organik madde ise fazladır. Suları kullanıma elverişli olmayan bu göllere Set Gölleri örnek gösterilebilir. GÖLLERİN DİBİ YAZ-KIŞ SOĞUK VE KARANLIKTIR Göller denizlere nazaran mevsimlere göre fiziksel ve kimyasal açıdan çok büyük farklılıklar gösterir. Bu ekosistemlerde dikey olarak ve derinlere doğru çoğunlukla birbirinden ayrı 3 tabaka bulunur: 1- Epilimnion: Yüzey suyudur. Işık ve oksijen olarak yeterli, güneş tarafından ısıtılan ve rüzgârla hareket kazanan en üst tabakadır. 2- Metalimnion: Üst tabakanın hemen altında bulunur. “Termoklin” denilen sıcaktan soğuğa geçiş bu tabakada gerçekleşir. Sonbaharda bu bölüm soğur ve kalınlaşır. Metalimnion orta bölümü oluşturur ve derinlere indikçe sıcaklık düşer. 3- Hipolimnion: En alt kesimi oluşturur ve her mevsim sıcaklık bu tabakada ortalama +4 derecedir. Sığ göllerde bu bölüm bulunmaz. Bu alt bölüm daimi karanlık olup, oksijen çok azdır. Kıymetli okurlar, gelecek haftalarda size çeşitli göllerimizden örnekler vereceğiz. Doğa sayfamıza gösterdiğiniz ilgiye ve bizlerden esirgemediğiniz sevgiye şükranlarımızı sunuyoruz. Şimdilik esen kalın. SALDA GÖLÜ-BURDUR Göllerimizi nasıl kuruttuk! Göllerimizin son 50-60 yıl içinde aşırı nüfus artışından, yerleşim merkezlerindeki çöp ve kanalizasyon sızıntılarından ne kadar olumsuz etkilendiğinin altını çizmek istiyorum. Çevrede yoğunlaşan mesken ve fabrika atıklarının yer altı suları ve akarsulara karışarak göllere taşınması büyük kirliliğe sebep olmaktadır. Gölleri besleyen su kaynak ve girdilerinin bilimsel analizleri yeterince yapılmadan aşırı su alınması göllerde seviye kaybına ve bu da sularının ısınmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca, onbinlerce yıl tabii dengesini sürdürmüş göllerimize ekonomik kazanç adı altında bilinçsizce bırakılmış o ekosisteme ait olmayan yabancı yırtıcı balıklar, sistemi altüst etmiş ve ekolojik dengeyi bozmuştur. Bu yanlışların sonucunda zararı göllerde yaşayan canlılar, göçmen kuş toplulukları ve en önemlisi biz insanlar görmekteyiz. KENDİNE BİR GÖL SEÇ! Saygıdeğer okurlar, şimdi de göllerin oluşumu ile ilgili size bilgi sunmak istiyorum. Göller çok çeşitli tabii olaylar sonucu meydana gelmiştir: >TEKTONİK GÖLLER: Yerkabuğunun çökmesi veya kırılması neticesinde oluşan çukurluklarda su birikmesiyle ortaya çıkan göllerdir. Tuz Gölü, Seyfe, Hazar, Sapanca, Uluabat ve Manyas gölleri örnek gösterilebilir. > KRATER GÖLLERİ: Yanardağların kraterinde (ağzı) veya kalderasında (kraterdeki çukur) suların toplanmasıyla oluşurlar. Örneğin; Nemrut Krater Gölü, Meke Tuzlası... > HEYELAN SET GÖLLERİ: Heyelanla gelen büyük toprak kütlelerinin akarsu vadilerinin önünü kapatması sonucunda oluşur. Örnek: Bolu Yedi Göller ve Abant Gölü. > KIYI SET GÖLLERİ: Alçak kıyılarda, kumluk alanlarda rüzgâr ve dalgaların etkisiyle oluşan kıyı kordonlarının gerisinde meydana gelen Lagün ve sığ göllerdir. Köyceğiz Gölü, Büyük ve Küçük Çekmece gölleri gibi. > ALÜVİYAL SET GÖLLERİ: Nehirlerin aktıkları vadilerin alüviyal birikintilerle kapanması sonucu oluşur. Ankara’daki Eymir ve Mogan Gölleri, Bafa gölü tipik örnekleridir. > VOLKANİK SET GÖLLERİ: Volkanlardan zamanında çıkmış olan lav ve tüflerin bir vadiyi tıkaması sonucu oluşurlar. Van ve Çıldır gölleri örnek olarak verilebilir. Van Gölü, Nemrut ve Süphan volkanlarından çıkan lavların oluşturduğu bir setin arkasında meydana gelmiş bir göldür. Dışa çıkışı olmadığından suları sodalıdır. > KARSTİK GÖLLER: Kalker, jips, kaya tuzu gibi eriyebilen taşların kalın tabakalar halinde bulunduğu yerlerdeki çöküşleri sonucu oluşmuş çanaklar içinde suların birikmesiyle meydana gelmişlerdir. 200 metreye kadar derinliğe sahip olabilirler. Konya’daki Obruk gölleri, Kestel ve Söğüt gölleri tipik örnekleridir. > BUZUL GÖLLERİ: Buzulların aşındırması ile oluşan çanaklarda suların birikmesi sonucu meydana gelir. Sat, Cilo, Aladağlar, Uludağ, Kaçkar ve Toroslar gibi dağlarımızın zirveye yakın bölgelerinde rastlanır. SİZDEN GELENLER Bu güzel memleketin biyoloğa ihtiyacı var! > Ahmet Türker (Türkiye Biyologlar Dernegi Elazığ Şb. Bşk.) Kıymetli meslektaşım, Ankara’da hazırlanan yeni düzenlemelerle biyologlar dışlanacak. Bizzat gidip vekillerle bu konuyu görüştüm. Bırakın hükümeti muhalefetten bir vekil bile bana, “Ne yani gıda güvenliği biyo ceşitlilik, biyo güvenlik konuları biyologların işi midir, görev alanlarımızı size mi verelim” şeklinde çıkıştı. Ben de, “Madem öyle, biyoloğa gerek yoksa, bir önerge verin 60’a yakın Biyoloji Bölümünün kapanmasını isteyin” cevabını verdim. Vay halimize ki vay! Elazığ’da bile birçok çevre problemi biyologların müdahalesini bekliyor... CEVAP: Sayın Başkan, Türkiye’de ne yazık ki, Biyoloji Biliminin önemi özellikle yetkili kişi ve kurumlar tarafından tam manası ile kavranılamadı. Meclis’te bulunduğum dönemde, o günkü hükümetin üst düzeyde bulunan kişileriyle birçok görüşme yapmış olmama rağmen, Biyologların kurumsal statüsü ve eşitlik esasına dayanan hakları ile ilgili ilerlemeyi sağlayacak zamanı, üçlü koalisyonun kendi içindeki problemleri ve kısa ömürlü olması sebebiyle başarmaya imkan bulamadım. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde Biyologlar çok saygın birer bilim adamı olarak önemli görevlerde bulunurken, bizde çoğu kez ekmek paralarını başka işlerde çalışarak kazanıyorlar. Tabii, bu çok acı ve kabul edilemez bir durumdur. Ülkemizin kalkınmasını hep birlikte istiyorsak, bilimin bu çok önemli dalında yetişmiş değerli Biyologların statülerinin bir kere daha ele alınmasını Hükümetimizin en üst düzey Yetkililerinden hassaten istirham ediyorum. Şah Kartalları uydu ile takip ediyoruz! > Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda Bulgaristan Kuşları Koruma ile Kraliyet Kuşları Koruma derneklerinin iş birliğinde gerçekleştirilen projeyle, kartalların üremesini, yayılımını, göçlerini ve davranışlarını yakından izlemek üzere Trakya’da yeni bulunan yuvalardaki iki Şah Kartalı yavrusuna uydu bağlantılı vericiler takıldı. Avrupa’da 850-1.400 kadar çiftin bulunduğu bu kartallardan, Türkiye’de ise sadece 40-180 çiftin varlığı tahmin ediliyor. Müdürlüğümüz, biyolojik çeşitliliği korumada ve gelecek nesillere aktarmada sivil toplum kuruluşları ve halkla beraber projelerini yürütmeye devam edecektir. CEVAP: Bakanlığın değerli yetkililerinin Şah Kartalları ile ilgili çalışması her türlü takdirin üstündedir. Bu tarz bilimsel çabaların ülkemizde yayılması en büyük dileğimizdir. Emek sarf edenleri yürekten kutluyorum. BA­NA YA­ZIN! Çevre ve tabiatla ilgili her tür­lü so­ru­nu­zu ba­na iletebilirsiniz. “Gü­zel bir dün­ya” için bu say­fa­ya siz de kat­kı­da bu­lu­nun. Hay­di e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­rum... Ya­zış­ma Ad­re­si: 29 Ekim Cad­de­si No: 23 34197 Ye­ni­bos­na/İS­TAN­BUL e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT