BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgiye muhtacız

Sevgiye muhtacız

İnsanoğlu, gerçekten garip mahluk. Sahip oldukları arttıkça ihtiyaçları da artıyor. Dün, ihtiyaç olarak aklına getirmediği bir sürü nesne, bugün vazgeçemeyeceği temel ihtiyaçları. Peki, insanoğlunun sahip oldukları arttıkça, doyuma ulaşıyor mu? Bilakis, açlığı daha da artıyor.



İnsanoğlu, gerçekten garip mahluk. Sahip oldukları arttıkça ihtiyaçları da artıyor. Dün, ihtiyaç olarak aklına getirmediği bir sürü nesne, bugün vazgeçemeyeceği temel ihtiyaçları. Peki, insanoğlunun sahip oldukları arttıkça, doyuma ulaşıyor mu? Bilakis, açlığı daha da artıyor. Bu durumun ana sebebi; insanoğlunun kendisini ihmal etmesidir. Daha açık ifadesiyle kendisini yeterince tanımamasıdır. Uzayın derinliklerinde maharet sergileyen insanoğlu, dönüp de bir kere olsun, kendi öz benliğine; ruhuna, ruhunun derinliklerine bakmadı ve bakmıyor. Böyle bir ihtiyaç da hissetmiyor. Ha bire nefsinin ihtiyaçlarının peşinde koşuyor. Ömrü de bunların ardından koşmakla geçiyor. Halbuki, ruhuna baksa ve onun ihtiyaçlarını karşılamak için gayret sarf etse; dünya olarak peşinde koştuklarının kendi peşinde koşmakta olduklarını görecek ama... Kendini tanıyan insan, mayasının sevgi olduğunu görür. Yaşamakta olduğu bütün hastalıkların, dert ve elemlerin temelinde sevgisizlik olduğunu fark eder. Böylece, muhtaç olduğu yegane şeyin sevgi olduğunu idrak eder. Sevgiden mahrum insan, benimki benim, seninki de benim der. Bunların hepsini elde eden, sevgisiz insanın açlığının geçmesi şöyle dursun, bilakis daha da artar. Arttıkça saldırır, yakıp yıkar ama bir türlü doyup rahata ve huzura kavuşamaz. Oysa sevgi insanı, benimki senin, seninki de senin der. Yani vermekten haz duyar. Bu insan doyumlu, rahat ve huzurludur. İşin tuhafı, insanoğlu içine düştüğü hastalığın sebebini de bilmiyor. Hasta, doyumsuz ve mutsuz olduğunu görüyor; lakin, çareyi başka yerlerde, hatta hastalığını, doyumsuzluğunu ve mutsuzluğunu artıracak şeylerde arıyor! Üstad Necip Fazıl’a göre asli manasıyla aşk, ruhun ahlâkıdır. O, ruhun ilahi nefha olarak aslına hasretle yanmakta olduğunu söyler. Ruh, O’na kavuşmak, nefs ise, bizzat kendisini aşağıların aşağısına çekmek ister. İşte, hayatın özü de bu mücadeleden ibarettir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT