BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir statüko prototipi olarak Demirel

Bir statüko prototipi olarak Demirel

“Devlet, devlet politikası olarak adam öldürür, diğeri cinayettir.” “Darbeyi yapanlara referandumda yüzde 92 oy veren bu halk değil mi?



“Devlet, devlet politikası olarak adam öldürür, diğeri cinayettir.” “Darbeyi yapanlara referandumda yüzde 92 oy veren bu halk değil mi? Şu anda kullanılan Anayasa, o dönemin anayasası değil mi? 1983’ten bu yana yapılmış tüm seçimler fiyasko mu yani?” Bu cümleleri okuduğunuzda dehşete kapılıp “ne saçmalıyorsun sen” diyebilirsiniz. Peki bu incileri dizen Demirel’dir dersem? Haa tamam o zaman dersiniz herhalde... Şaşırmazsınız, zira 15 yıldır “bu Demirel’e” şaşırmıyoruz zaten... Lakin yine de, bunca yıl müesses nizamın horladığı, dışladığı insanların, taşranın, dindarların adına siyaset yaptığı zannedilen bir politikacının oyla, seçimle işi bittiği anda nasıl aslına rücu ettiğini ve statüko ile hemhal olduğunu görmek de bir hayli öğretici... *** Demirel, 28 Şubattan beri söyledikleri ve yaptıklarıyla, Menderes’ten Özal’a kadar geçen çeyrek asırda bu ülkede demokrasinin neden kıl ucu kadar bile gelişmediğini göstermiş oluyor. Devleti kutsallaştıran, müesses nizamı ilke ve dogmalarıyla tartışılmaz referans olarak kabul eden zihniyetin mücessem örneğidir Demirel... Özgürlüklerin, sivil iradenin, parlamentonun kâbusu olan bürokratik vesayeti iştiyakla müdafaa eden, elitist yaşam tarzlarına işte çağdaş Türkiye tablosu diye övgü düzen, yıllarca siyaseten temsil ettiğini söylediği ötekiler devlet yönetimine talip olunca şahinleşen arkaik siyasetçilerin şahikasıdır. *** Bu ülkede siyaset on yıllarca müesses nizamın yedeğinde, bürokratik vesayetin emir-komutasında kaldı. Bizi soktukları deli gömleğinin düğümlerini ilk Özal çözdü. Onun ölümüyle bürokratik elit, Demirel gibi politikacılar eliyle düğümleri yeniden bağlamaya çalıştı ama insanlar ellerinin kollarının hareket edebildiğini fark etmişlerdi bir kere... 28 Şubat balyozuna rağmen toplumsal talep azalmadı, arttı. Şimdi ise müesses nizam ve etrafındaki mütegallibe dışındaki tüm ötekiler, deli gömleğinden kurtulma çabasındalar... Ve başarmaya bir hayli yakınlar. Demirelgillerin pervasız konuşmaları ve çabaları, statükonun sona yaklaştığının da ispatı değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT