BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tehlikeli demokrasi

Tehlikeli demokrasi

Kanada‘nın Toronto kentinde bir yaz akşamıydı. Deli gibi bir yağmur dışarıda yağıyordu. İnsanlar, yağmurda ıslanmanın keyfini çıkartıyordu... Artvin’de ise yağmur yağıyor ve insanları sel alıp götürüyordu... Sanatçı İdil Biret, Topkapı Sarayındaki birinci avluda konser verirken, bir grup protesto ediyor.



Kanada‘nın Toronto kentinde bir yaz akşamıydı. Deli gibi bir yağmur dışarıda yağıyordu. İnsanlar, yağmurda ıslanmanın keyfini çıkartıyordu... Artvin’de ise yağmur yağıyor ve insanları sel alıp götürüyordu... Sanatçı İdil Biret, Topkapı Sarayındaki birinci avluda konser verirken, bir grup protesto ediyor. Ülke ayaklanıyordu... Sanatçıların protesto etme hakkı olduğu gibi, birilerinin de sanatçıları protesto etme hakkı yok muydu? Demokrasi çok seslilik değil miydi? Ki protestonun hedefinde sanatçı değil, konserin verildiği mekan ve şarap ziyafetinden duyulan rahatsızlıktı. Kimilerine göre Topkapı Sarayı‘nın, kimilerine göre ise Aya İrini Kilisesi’nin bir kutsiyeti vardı. * Osmanlı tarihini sevdiren, tarihiyle bir milleti barıştıran Topkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı ise; “Ne var ki bunda, IV. Murad da Topkapı Sarayı’nda içerdi!” Prof. Fuat Keyman hocanın dediği ‘tehlikeli demokrasi’ bu ülkede her geçen gün bir çivi gibi beyinlere çakılıyor... Ve kimse bu tehlikenin farkına varamıyor. “Demokrasi bir araç olmaktan çıkıp bir amaç olmuştur. Bu anlamda demokrasi hiçbir eleştiriyi kabul etmemektedir.” Artık eleştiriden vazgeçtik, iftiralara bile ses çıkartılmıyor! Yani; demokrasi halk için değil sadece kurumları, siyasi partileri, güçlü kişileri, zenginleri, küreselleşenleri ve prosedürleri için var olan bir paradigme haline dönüşmüştür... * Yüz yıldan beri IV. Murad‘a atılan içki iftirasıyla ömür tüketenlere biri çıkıp; O at üstünde 197 günde gidip Bağdat’ı fethedip zulmü sona erdirmişti. Bugün ise Irak’ın kuzeyinden bir kilometre içeri girip girememeyi oturdukları yerden tartışanlar yerkürenin efendilerinden izin istiyordu... Ve giremiyorlardı. Kanada‘nın Toronto kentinde bir yaz gecesi yerini sabaha bırakıyordu... İnsanlar; parkta at üstünde duran kahramanların heykeli önünde resim çektirmenin gururunu yaşarken, bizde ise taş atmanın keyfi çıkartılıyordu... Ve buna da demokrasi deniliyordu...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT