BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Onunla yaşadım hayatı”

“Onunla yaşadım hayatı”

Şöyle boynunu çevirdi ahşap evinden yana. Mırıldandı yılların hatırasını çağırır gibi: -Aha şu kapı bacayı birlikte yaptık. Bu bahçeyi birlikte yeşerttik. Duyguları kelimeleştirmek mümkün olmayınca, hıçkırıklar yetişti imdadına: -Onunla yaşadım hayatı. Şimdi ölümü o kadar arzuluyorum ki, ona kavuşmak için. Çıkmıyor can ne yapayım. Onu bekliyorum hep...



Hiçbiri böylesine yürek parçalamamıştı inanın... Hiçbir gözyaşı, bu kadar hasret kokmuyordu... Sevgi bu muydu gerçekten, aşk bu muydu?.. Yıllar var ki, aşk ve sevda üstüne duman duman yazılar kaleme alındı bu köşede. Nice gözyaşlarına, nice sevinç çığlıklarına ortak olduk sanal da olsa... Tabii ya... Nice çiçeği burnunda gelinler asker yolu beklediler gözleri yollarda... Nice çileli kadın, helalim diyerek uğrunda saçını süpürge ettiği erkeğinin ihanetini yüreğinde saplı bir hançer gibi taşıdı yıllar yılı... Nice, Allahın emri olan ölüm sonrası eşinden ayrılıp, onun acısını yüreğine düğüm düğüm bağlayan anne, yetim yavruları için yine de hayatın bir ucundan tutundu... Ama hiçbiri bu kadar yürek parçalamamıştı inanın. Hiçbiri bu kadar etkilememişti... *** Seksen yaşını devirmiş, 2000’li yılları da görmüştü işte. Ama neye yarardı ki o olmayınca... Başında eski bir kasket, yaşlılık sebebiyle tir tir titreyen elinde, yılları onunla taşımış ahşap bastonu olduğu halde, tahta sandalyesinde yarı yan oturmuş haldeydi. Gözlerini hafif kırpıştırarak baktı Tayfun’a. “Haydi de konuş” der gibi: Hoşbeşten sonra eşini sordu Tayfun: -Hanım nerde hanım? “Öldü” dedi usulca. Nerden bilecekti, yarasını deşeceğini. Soru olsun diye sormuştu işte: -Yeniden evlenmeyi düşünüyor musun? İşte o zaman gözleri bir tuhaflaştı. Diş kalmamış ağzını sıkı sıkıya kapatıp, “I-ıh” dedi. Başını iki yana salladı: -Ağırlığınca altın verseler evlenmem. Bu cevap sıradan olmasına sıradan değildi ama, ona böylesi bir söz söyleten neydi peki? Gözlerimiz ekrana çakılmış halde, bu ihtiyar sevdalının ağzından dökülecek cümleleri bekler olduk. Eyvah ki ne eyvah. Tayfur bile sorduğuna soracağına pişman olmuştu. Ağzından söz yerine, gözlerinden nar tanesi gibi damlalar dökülmeye başlamıştı yaşlı amcanın. Hani, Mehmet Ali Erbil’in yeniden modalaştırdığı renkli plastik çerçeveli gözlükten haberi yoktu ama, belki elli yıldan beri gözünde taşıdığı, görmeyi sağlamaktan öte hiçbir estetiği bulunmayan iri gözlüklerin arasından, göz kapaklarına uzandı nasırlı elleri. Gözyaşına anlam kazandırmak ister gibi ekledi: -O benim altmış yıllık arkadaşımdı. “Hey gidi rahmetli Barış Manço hey” dedim... Senin şarkılarında bile ancak “bir yastıkta kırk yıl” yaşanmıştı dillere destan olan sevdalar. Oysa Trakya’nın ücra bir kasabasında tam altmış yıllık hayat arkadaşının ardından, yıllar geçmesine rağmen hâlâ dün toprağa vermiş gibi ağlıyordu ihtiyar çınar: -O benim herşeyimdi. Gece sabahlara kadar dertleşirdik... Tayfun da susmuştu bu müthiş sevgi karşısında. Onunla aramızdaki fark, yalnızca ekranın içinde oluşuydu. Bir de o hasret kokan nefesi yakından hissediyor olması: -Beni bir tek o anlardı bu dünyada. Onu da bir tek ben... Şöyle boynunu çevirdi ahşap evinden yana. Mırıldandı yılların hatırasını çağırır gibi: -Aha şu kapı bacayı birlikte yaptık. Bu bahçeyi birlikte yeşerttik. Duyguları kelimeleştirmek mümkün olmayınca, hıçkırıklar yetişti imdadına: -Onunla yaşadım hayatı. Şimdi ölümü o kadar arzuluyorum ki, ona kavuşmak için. Çıkmıyor can ne yapayım. Onu bekliyorum hep... *** Bizde böyleydi aile... Bizde böyleydi sevdalar... Sahi ne oldu bize?.. Bize ne oldu?.. Ve ekranlarda, elbise değiştirir gibi ayda bir “arkadaş” değiştirip, çiklet patlatarak yapılan; -Benim için sevmek birinci plandadır. Tarzında şuh açıklamalar... Sevgi neydi sahi? Aşk neydi?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98362
    % -0.97
  • 5.5145
    % -0.89
  • 6.2348
    % -0.94
  • 7.3138
    % -0.16
  • 234.837
    % -0.47
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT