BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Allah, doğru yolu göstermiştir!”

“Allah, doğru yolu göstermiştir!”

Resulullah efendimizin ilk Cuma hutbesinin devamı: “Fırsatı kaçırmayın, takvâdan nasibinizi alın, Allah’a kulluk etmekte kusur ve ihmal göstermeyin.



Resulullah efendimizin ilk Cuma hutbesinin devamı: “Fırsatı kaçırmayın, takvâdan nasibinizi alın, Allah’a kulluk etmekte kusur ve ihmal göstermeyin. Allah, kitabını size öğretmiş ve yolunu size göstermiştir. Doğrularla yalancılar bu yoldan size belli olmuştur. Şu halde Allah size nasıl iyilik etmişse siz de iyilik edin. O’nun düşmanlarına düşman olun ve O’nun yolunda hakkiyle çalışın. İnsanlar arasından sizi seçen ve size Müslüman adını veren O’dur. Artık bundan sonra mahvolan haksız yere mahvolmamış ve bahtiyar olan da haksız yere bahtiyar olmamış olur. Allah’ın yardımı olmadan hiçbir şey yapılamaz, Allah’tan başka kimse kuvvet veremez. Öyleyse Allah’ı çok anın ve gelecek için çok çalışın. Allah’ı anarak, O’na güvenerek ve çok çalışarak Allah’ın yardımını dileyin. Zira her kim, kendisiyle Allah arasındaki münasebeti düzeltirse Allah da o kimsenin halk ile münasebetini düzeltir ve güzelleştirir. Çünkü Allah insanlara hükmeder, insanlar Allah’a hükmedemezler. Allah insanları idare eder, insanlar Allah’ı idare edemezler. Allah her şeyden büyüktür, bütün kuvvet ve kudret Allah’ındır, Allah’ın yardımı olmadan hiçbir kuvvet işe yaramaz.” İmam-ı Kurtubî hazretleri, bu hutbenin tefsirinde, Fahr-i Kâinat hazretlerinin hutbe okuduğunda bir yay, kılınç yahut bir âsâ üstüne dayanıp okuduğu bildirmiştir. Sünen-i İbn-i Mâce hazretleri “Cenkte olduğu zaman bir kılınç üzerine dayanıp okur, Cuma’da okuduğu zaman bir âsâ üzerine dayanıp okurdu”, demişlerdir. Câbir bin Semüre, “Peygamber efendimiz, ayakta durarak hutbe okurdu. Ondan sonra otururdu. Sonra yine kalkıp hutbe okurdu”, demiştir. Ebu Dâvud’un naklinde İbn-i Ömer hazretleri buyurmuştur ki: “Fahr-i Âlem hazretleri iki hutbe okurdu. Âdeti şu idi ki: Minbere çıktığı zaman müezzin ezanı tamamlayıncaya kadar otururdu. Ondan sonra kalkıp hutbe okurdu. Sonra oturur, söz söylemezdi. Ondan sonra yine kalkıp hutbe okurdu.” İbn-i Münzir der ki: “Büyük şehirlerin âlimlerinin ittifakları, hutbenin ayakta durarak okunması üzerindedir.” İmam-ı azam hazretlerine göre, ayakta durarak okunması gerektir. Eğer oturarak okunsa caizdir, ama mekruh olur. İmam-ı Mâlik de “Kıyam vaciptir. Eğer bir kimse onu terkederse günahkâr olur, fakat hutbe sahih olur”, demiştir. Diğer âlimlerin sözlerinde de hutbe için kıyâm şarttır. Muktedir olan kimsenin ayakta durarak okuması gerektir. Namaz gibi, dediler. Yarın: “O zaman size müjdeler olsun!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT