BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mülteci kampında düğün

Mülteci kampında düğün

Suriye’de 500 bin kişinin yaşadığı Yermuk Kampı’nda 500 Filistinli İHH İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle dünyaevine girdi



> Osman Sağırlı ŞAM Suriye’de 500 bin kişinin yaşadığı Yermuk Kampı’nda 500 Filistinli İHH İnsani Yardım Vakfı’nın desteğiyle dünyaevine girdi Damatların coşkusu görülmeye değerdi. Düğün alanı mahşer gibi. Kadınlar ve erkekler için meydan tam ortadan ikiye bölünmüş. Filistinli çocuklar İHH’dan dolayı Türkleri yakından tanımışlar. Bizim oralarda meşhur biz söz vardır “davet edildiğin yerden erinme davet edilmediğin yerde görünme” derler. İHH İnsani Yardım Vakfı , “Filistinli mülteciler için düğün yapıyoruz, seni de bekliyoruz” deyince bu söz gereği kendimi havalimanında buluyorum. İstikamet Şam’daki mülteci kampları. Filistinlilerin kendi ülkeleri dışında en yoğun yaşadığı yer Suriye. Yaklaşık 4 milyon Filistinli, Suriye’deki kamplarda 1948 yılından bu yana ülkelerine dönecekleri günü bekliyor. İşte bu Filistinlilerden 500 çiftin düğünü için gidiyoruz. TÜRK DOMUZ GRİBİ OLMAZ İkindi vakti bindiğimiz uçak akşama varıyor Şam’a. Alan ne kalabalık böyle. Sanki gökten insan yağmış. Bankoların hepsi açık ama kalabalık bitmiyor. Sıradakilerden bazıları ara ara çıkıp gidiyor, ellerinde sarı bir formla geri dönüyorlar. Bu âdet yeni çıkmış anlaşılan. Daha önceki gelişlerimde sadece bir deklarasyon formu doldurup nerede, ne kadar kalacağımızı yazıyorduk o kadar. Ben de doldurayım telaşına girince bir görevli Türklerde domuz gribi olmaz onun için istemez diyerek engel oluyor. Alandan çıkıyorum, Şam oldukça sıcak karşılıyor. Doha Otele kendimi zor atıyorum. Gitmem gereken yerler var. Biraz kestirmem lazım, yastığa başımı koymamla kaldırmam bir oluyor. Alt kattaki karakulun telsizcisi sesi sonuna kadar açmış bir ‘bilibilip’ sesidir gidiyor. Polis muhabirliğinden kalma alışkanlık telsizin sesi yükseldi mi hiç uyuyamam. Hemen mutlaka bir yerde patlama, çatlama vardır diyerek sarı alarm düzeyine geçerim. Alışkanlık fotoğraf makinesinin pilini, disketini kontrol ediyorum ses kesilince de kafayı yastıkla buluşturma yarışmalarında dereceye girecek bir rekora imza atıyorum. SAVVIRNA YA AMMU İHH’dan, Cevdet Beyin “Haydi kamplara gidiyoruz” ikazı ile yatağa şekil veremeden kalkıyorum. İlk durak şehrin biraz dışındaki Han Dennun Kampı. 18 bin kişinin yaşadığı bu kamp BM tarafından Filistinliler adına Suriye’den 99 yıllığına kiralanmış. Sokakları sadece insan geçecek genişlikte ve bir iki katlı evlerden oluşan bildiğin gecekondu mahallesi. Bizim dışımızda Konya, İstanbul, Adana, Zonguldak ve Kayseri’den de misafirler gelmiş. Biz düğün konvoyunu oluşturmuşuz bile. Kampa otobüslerin yanaşmasıyla etrafımızı çoluk çocuğun sarması bir oluyor. Onlar İHH’dan dolayı Türklere hiç yabancı değiller. Sokaklarda yürürken tik haline getirdikleri zafer işareti ile poz veren Filistinli çocuklar savvırna ya ammu, savvırna (bizi çek) bağırtıları ile objektifin önüne atlıyor. Bir binanın kapısından içeriye giriyoruz. Kamp yetkililerinden Ebu Ahmed burayı tamamen İHH’nın yaptırdığını şükran dolu sözlerle aktarıyor. Alt kat okul olarak tasarlanmış. 4 derslik, yaz tatili olmasına rağmen halen faâl. Çocuklar burayı oyun alanına çevirmiş. Duvarlarda dönüş hakkımızdır yazıları Filistin haritaları ve çeşitli resimler var. Üst kata ise güzel bir dikiş merkezi kurulmuş. Merkezdeki 6 makine harıl harıl çalışıyor. Filistinli hanımlar çevreye diktikleri elbiseleri satarak gelir elde ediyor. VUR PATLASIN ÇAL OYNASIN İkindi vakti ise şehrin 10 kilometre dışında 500 bin kişinin yaşadığı Yermuk Kampı’nda düğünün ev sahibi olan Hamas’ın merkezine varıyoruz. Kuru kalabalık bina önünde vakit öldürüyor. Meğerse; konvoy öğleden bu yana sokakları bayram yerine çevirmiş. Yanıma verdikleri mihmandar sayesinde ana caddelerden birinde Suriyelilerin zeffe adını verdikleri konvoyla buluşuyorum. Kimi ararsan burada. Atlı alayı mı dersin, bando birliği mi? Folklor ekipleri de meydanı kimseye kaptırmıyor. Sancakları takip eden grup 500 damadı da almışlar ortaya vur patlasın çal oynasın. Oynamıyorum diye bir şey yok. Adamın fiyakasını 5 dakikada bozuyorlar. Müstakbel hanımlar civarda. İyi oynayanları ‘hey Allah hey Allah bizim damat maşallah’ nidaları ile omuzlara alıyorlar. Ben diyeyim bir, siz deyin iki saat Yermuk sokaklarını dolaşıp düğünün yapılacağı alanın önüne yığılıyoruz. Damatları ayırıp meydana alıyorlar. Biz kalıyoruz dışarıda... EHLEN VE SEHLEN Türkiye’de haber için nikah salonlarına giden meslektaşlarımız iyi bilir. Kapıdan içeri girer girmez biri tepenize dikilir. “Hemşehrim burada fotoğraf çekemezsin.” Niye? “Çünkü buranın ihalesini ben aldım.” Ben gazeteciyim, basın hürdür hikaye. Burada da galiba benzer şeyler olacak. Düğünün yapılacağı alanın girişinde ilk mülakat başlıyor. Gıf! Men Ente? (dur sen kimsin) Eee sahafi min İstanbul (gazeteciyim, İstanbul’danım) Ehlen vesehlen (hoş geldin) diyenlerin oluşturduğu halkayı 7-8 dakikada geçip okyanusa açılır gibi kendimi düğün meydanının ortasına atıyorum. İçerisi o kadar kalabalık ki sormayın. Kadınlar ve erkekler için meydan tam ortadan ikiye bölünmüş. İçeride yaklaşık 12 bin kişi var, çık ses yok. Tam bir askeri disiplin havasındalar. Sadece mikrofon ayarı yapanların Arapçayı yeni öğrenenlere yaptırdığı ders var. Vahet, isneyn, selase, üfü , üfü (bir, iki üç, üfü, üfü) On binlerce çift gözün kadrajındayım artık. Herkes bana bakıyor. İyi de şimdi nerede oturmam gerekiyor. Oğlan tarafı mıyım? Yoksa kız tarafı mı? İHH’dan Hasan’ı soruyorum Hasan biz hangi taraftanız? Fark etmez abi oğlan da bizim kız da bizim istediğin yere otur. İstersen sahneye çık! ONE MINUTE çıkışı için Erdoğan’a minnettarız Damatları alana kurulan sahnenin baş köşesine diziyor, Kuran’ı Kerim tilaveti ile program başlıyor. Akşam vakti girince yanık sesli biri ezan okuyor, meydan bir anda cemaat olup akşamı eda ediyor. Düğüne Türkiye’nin dışında, Endonezya, Tayland, Malezya, Norveç, İsveç ve İngiltere’den de misafirlerin geldiği anons ediliyor. Ardından Hamas Halkla İlişkiler Sorumlusu Dr. Nevvaf Tekruri, Filistinli gençlere kucak açtıkları, destek oldukları için başta İHH Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım olmak üzere Türkiye’ye ve diğer ülkelere teşekkür ediyor. Başbakan Erdoğan’ın Davos çıkışını asrın olayı olarak değerlendiren Dr. Tekruri, “bizim böyle desteğe ihtiyacımız var. Teşekkür ederim sayın Başbakanım” diyerek kalabalığı coşturuyor. Ardından da “bizim Türk kardeşlerimiz, canlarımız, Gazze fatihlerimiz” diyerek Bülent Yıldırım’ı sahneye davet ediyor. Meydandaki binlerce kişinin konuşmasını sık sık alkış ve tekbir sesleri ile böldüğü Yıldırım, “Sizlerin çocuklarının düğün törenini inşallah Mescid-i Aksa’da yaparız “ diyerek çiftlere mutluluk diliyor. Marşlar ve ilahilerle sürüp giden düğün töreninde adettendir diyerek biri iki de oyun havası çalıyorlar. Damatlar pistin ortasında ipte yürüyen akrobota özenmiş iki el yanlarda oynamaya başlıyor. Ardından halay başlıyor. Kollarından tuttuklarını sahneye çekiyorlar. Halay da bitiyor. Sıra geldi takı törenine. Kısa bir anons yapılıyor. “İHH’dan her çifte 500 dolar ve Türk şirketi Bellona’dan her çifte yatak odası takımı. Geldiğiniz için teşekkür ederiz.” Gelin ve damatlar (Aris ve Arus) arkalarında Nahnu Netezevvecu (Biz evleniyoruz) yazılı araçlar olmadan evlerinin yolunu tutuyor. Bize de onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine demek düşüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT