BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki “Cesuryürek!..”

İki “Cesuryürek!..”

FIFA kokartlı” ve de “üst klâsman hakemi olan” iki isim, Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel, Merkez Hakem Kurulu tarafından tertiplenen ve “davet edilmeleri gereken” Uluslararası Hakem Semineri’ne “davet edilmemeleri üzerine” kendileri gitmişler!..



FIFA kokartlı” ve de “üst klâsman hakemi olan” iki isim, Bülent Demirlek ve Vedat Yüksel, Merkez Hakem Kurulu tarafından tertiplenen ve “davet edilmeleri gereken” Uluslararası Hakem Semineri’ne “davet edilmemeleri üzerine” kendileri gitmişler!.. Dahası, “söz hakkı istemişler”, verilmemiş!.. Onlar da gazetecilere “Biz hâlâ üst klâsman hakemi olarak burada bulunuyoruz, bizi neden düşürmediler. Demek ki problem bizde değil. Varsa suçumuz yüzümüze söylensin. Biz ne yaptık; maç mı sattık, şerefsizlik mi yaptık, bunu açıklasınlar. Hiç bir gerekçe yok. Federasyona yazıyoruz cevap vermiyorlar, MHK’a yazıyoruz cevap vermiyorlar. Burası babalarının çiftliği değil, Muz Cumhuriyeti değil. Buranın sonu UEFA ise UEFA, FIFA ise FIFA, İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar nereye giderse sonuna kadar takip edeceğiz” demişler!.. Vedat Yüksel ayrıca salondan çıkarken hakemlere “Bugün bize, yarın size. Bunu asla unutmayın” diye seslenmiş!.. Anlatılanlara ve yazılanlara bakılırsa, bu sırada orada oturan ne kadar “Federasyon ve MHK yetkilisi varsa” kapılara yönelerek, salonu terk etmek için adeta yarışa girmişler; bravooo!.. İnanıyorum ki, Oğuz Sarvan yönetiminin, “Vedat Yüksel - Bülent Demirlek’e yaptıklarını kendilerine de yapmasından korktukları için” olayı sessizce seyretmişler; yoksa olay, mesela ABD’de olsaydı salon alkıştan inlerdi!.. “Hiçbir gerekçe gösterilmeden” hakları gasp edilen, hukuki yollara başvurmamaları için “türlü - çeşitli manevralar çevrilen” ve de açıkça onurları, şerefleri, gururları lekelenen bu iki Cesuryürek’i kutluyorum!.. Geç bile kaldılar; onurlu, şerefli her insan gibi, “ailelerine, çocuklarına, dostlarına, hakemliklerine karşı” böyle bir mücadeleye girme yükümlülükleri ve zorunlulukları vardı!.. Sokakta başları dik yürümek ve de ailelerinin, çocuklarının, dostlarının, meslektaşlarının yüzlerine bakmak istiyorlarsa, elbette “doğru olanı” yapıyorlar; devam etmeliler!.. “Beşiktaşlı” Lincoln? “Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli ‘Lincoln’ü alalım” dedi” şeklindeki haber, dün “öğle saatlerine kadar” Beşiktaş Resmi Sitesi’nde yalanlanmamıştı; bu sebeple “doğru” olabileceğini var sayıyorum!.. Denizli, “Lincoln gibi oyuncularla baş edebilen ve onları oynatabilen” bir hocadır!.. Lincoln, “Galatasaray’da başına gelenlerin acısı çıkartmak hırsı ile oynayabilecek” bir futbolcu olabilir!.. “Top mahareti” ve oynadığında “neler yapabileceği” ortadadır ve inkâr edilemez; dahası, İnönü Stadı’na renk ve heyecan getirir!.. Denizli “oynatabilirse”, Beşiktaş’ta “10 numara” boşluğunu doldurur!.. Ayrıca, Denizli Hoca, “eski kulübü” Galatasaray’ın da “büyük bir dertten kurtulmasına” yardımcı olmuş olur!.. Ondan sonrasını Galatasaraylılar düşünsün; “Beşiktaşlı” Lincoln’ün, Galatasaray maçlarında nasıl oynayacağını tahmin etmek zor mu?.. Kutluyorum! Mahmut Özgener Federasyonu, aylardan beri nihayet “alkışlayacağım” bir adımı attı; “Yeni futbol sezonunda,hak mahrumiyeti cezası alan başkan ve yöneticilerin stadyumlara girişini yasakladı!..” Bugüne kadar sürdürülen uygulama tam bir “maskaralıktı!..” “Ceza alan” yöneticiler, hatta bir ara “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile Futbol Federasyonu arasındaki kavga yüzünden”, o zaman “protokol tribünlerinin sorumluluğu Genel Müdürlükte olduğu için” ellerini kollarını sallayarak protokol tribünlerine giriyor, maçları seyrediyor; Genel Müdürlük yetkilileri de “Bize ne” diyorlardı!.. Sonra, “bu rezaletin önüne geçildi”; ama cezalı yöneticiler “bu defa” da “lüks localarda maçları seyreder” hâle geldiler!.. Futbol Federasyonu “bu çirkin göz boyama ve aldatmacanın da önüne geçti”; cezalı başkan ve yöneticiler artık “statlara alınmayacaklar!..” “Giren olursa”, cezalar artarak devam edecek, “şahsi para cezaları” da ödeyecekler!.. Karar mükemmel; bakalım “uygulamada” neler olacak?.. Uygun’a açık mektup!.. Sevgili hocam Bülent Uygun, “aslında” bu derece şiddetli ve bu derece sert, adeta hakarete varan eleştirileri, ne sen, ne de Sivasspor hak ediyor!.. Özel ve resmi maçlardaki “5-0’lık sonuçlar”, doğrudan “Galiba Sivas’ta Laila açıldı” esprilerine kadar varırken, bunun sebebinin “geçen sezonun ortalarında başlayan” ve uyarılara, öğütlere, eleştirilere rağmen “tedavi edemediğin” ishâl-i kelâm hastalığın olduğunu, bilmem ki nihayet anlayabildin mi?.. “Seni seven” ve “sana toz kondurmayan”, hatta “Fenerbahçe teknik direktörlüğüne lâyık bulan” insanlar dahi, görüyor, okuyor ve duyuyorsundur ki, seni çok ağır şekilde eleştiriyorlar; haksızlar mı?.. Kendine de, Sivasspor’a da daha fazla yazık etme, “antipatik olma” inadına nokta koy ve de “sempati yumakları” derlemeye başla!.. “Taviz ver” demiyorum, “dost edin!..” Bilesin ki, onurlu ve gururlu insanlar, mütevazı da olabilmelidirler!.. Sen, Sivasspor’a da, Türk futboluna da lâzımsın; kendini yok etme!.. Sevgilerimle. Galatasaray!.. “Rijkaard, Galatasaray’ı 4-3-3 mü oynatmalı, yoksa 4-4- 2 ya da 4-1-3-1- 1 mi” tartışması benim işim değil, ben “spor yazarıyım”, “futbol yorumcusu teknik adam” değil!.. Ben, “Galatasaray’ın oynadığı futbolun geneline bakarım”; takım, bu futbolu “hangi taktikle, hangi kadro ile oynamış”, o, Rijkaard’ın ve teknik analiz yapabilecek kapasiteye ve bilgiye sahip futbol yorumcularının işi!.. Benim gördüğüm; “kısa sürede”, evet hatta çok kısa bir sürede, “Galatasaray futbolundaki olumlu gelişme!..” Hem “teknik”, hem de “fiziksel” olarak!.. İsrail’de “o sıcakta ve o nemde” bir takım “ikinci yarıda” öyle mücadele edebiliyor ve “yığınla gol pozisyonuna girip, yığınla şut atabiliyorsa”; işler “iyi gidiyor” demektir!.. Ustalar, gençler, görev adamları “üstüne koya koya” geliyorlar!.. Takım, kaşla göz ve eleştiriler arasında, bakıyorsunuz, “Rijkaard damgalı” futbola “düşünce olarak” adapte olmakta “zorluk çekmeyecek” bir noktaya gelivermiş, “bundan sonrası” daha kolay; zira “uygulamada” da “olumlu” işaretler var!.. “Eksik”, çok iyi oynayan Sabri’ye rağmen “boş olan” sağ bekte, Servet - Gökhan Zan uyumunda ve orta alanın göbeğinde ve de Baros’un “yanında olması gereken” bir golcüde!.. “Golcü” hariç, Galatasaray “diğer eksiklerini kendi geniş kadrosundan tamamlayabilir”; ama önce Hakan Şükür’den, sonra da Ümit Karan’dan boşalan “golcü” yeri “bomboş duruyor”; o büyük gedik, Nonda ile kapanmaz!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT