BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Clinton’dan birkaç lâf

Clinton’dan birkaç lâf

ABD’de cumhurbaşkanları, her yıl bir defa, Kongre’nin birleşik oturumunda “State of the Union Address” dedikleri bir konuşma yaparlar.



ABD’de cumhurbaşkanları, her yıl bir defa, Kongre’nin birleşik oturumunda “State of the Union Address” dedikleri bir konuşma yaparlar. “Millî Birlik Mesajı” diyebiliriz. Bu çok önem verilen konuşma, cumhurbaşkanının, 224 sene önceki anayasa ile belirlenmiş hak ve görevidir. Clinton 27 Ocak akşamı Beyaz Saray’daki kiracılığının son “State of the Union” konuşmasını yaptı. Naklen televizyonlardan seyrettik. Başkanın sözü bitince, bu defa karşı partinin bir sözcüsünün, Kongre kürsüsünden değil ama, televizyonlardan halka yayımlanan, daha kısa süreli bir cevap konuşması yapıp başkanın sunduğu mesajla ilgili tenkitlerini sıralaması âdeti var. Aynı akşam Clinton’ın ardından Cumhuriyetçi Partiden de iki Kongre üyesini dinledik. Ardından da siyasetçiler, siyaset bilimcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Clinton’ın konuşmasını çeşitli yönlerden değerlendirmeye başladılar. Hitabet sanatı açısından da “Başarılı” kabul ediliyor. Şu ülkede topu topu üç başkan görmüş biri olarak (Reagan, Bush ve Clinton) konuşmanın hitabet sanatı açısından oturacağı mevkiyi kestirmem zor. Yalnız Reagan fevkalâde bir hatipti, fakat Clinton da bu sahada ondan pek aşağı kalmaz, sanıyorum. Neyse... Gözlerim ekrana dalmış seyrederken beni asıl düşündüren ve imrendiren Clinton’ın 90 dakikayı aşan konuşmasına aldığı konular oldu. Amerika’nın uğraştığı konular... Rejim düşmanlığı, bölücülük, devleti yıkmak isteyenler... gibi konular Amerika’nın uğraştığı konular değildi. Susması gerekenler susuyor, konuşması gerekenler konuşuyor. Konuşması gerekenler, konuşulması gereken konuları konuşuyor. Söze “Tarihin bu vaktinde yaşıyor olduğumuz için talihli insanlarız.” diyerek başlayan Clinton bu ifadeyle tabiî ki “Amerikalı” olmayı kastediyordu. Zaten konuşması boyunca Amerika”nın yeni milenyumda, dünya düzeninde oynayacağı mühim rolün ayrıntıları vardı. “Milletimiz tarihinde hiç bu kadar mutlu, bu kadar refah ve sosyal gelişmişlik içinde olmamıştı; dahilî dertleri hiç bu kadar az, haricî sıkıntıları da hiç bu kadar önemsiz olmamıştı” diye devam ettiği konuşmasında ele aldığı ana meseleleri şöyle sıralayabiliriz. Vergi indirimi, eğitim hizmetlerine daha fazla pay ayrılması, sağlık hizmetlerine daha fazla pay ayrılması, dar gelirlilere ve çiftçilere götürülecek hizmetler, cürüm ve şiddet olayları konusunda elde edilen başarı, ücret artışı ve kadın-erkek arasında ücret eşitliği, ticaret ve dış ilişkiler, bilim ve teknolojinin göz kamaştırıcı gelişmeleri. İşte birkaç paragraf: “Milletler, fertler, ekonomiler ve kültürler arasında yeni bir ağ kuran bir inkılâp halinde şekillenen ekonominin yeni imkânlarının boyutlarını anlamak için, sınırlarımızın ötesine uzanmalıyız. Bunun adı globalleşmedir. Globalleşme zamanımızın bir numaralı realitesidir. Bu kadar derin bir değişiklik hem hürriyet, hem tehlike getirir. Fakat geriye dönüş yoktur. Ve bizim toplumumuz, eğer karşılıklı dayanışmanın lüzumunu anlar ve ona göre davranırsak, bu yolda başkalarından daha başarılı olacaktır. İyi bir komşu ve ortak olarak, dünyada olup biten her mühim işin içinde olmalıyız. Başkalarının geleceğini bina etmeden kendi geleceğimizi kuramayız. “Globalleşme sadece ekonomiden ibaret değildir. Bizim maksadımız dünyayı demokrasi, hürriyet, barış etrafında bir araya getirmek, buna karşı olanların karşısında durmak olmalıdır. Yirmibirinci asrın dünyasını şekillendirmek üzere Amerika”nın önünde durduğuna inandığım esas meseleler şunlardır: “Eski hasımlarımız olan Rusya ve Çin’i desteklemeye devam etmek. “Güvenliğimizi, savaşa sebep olabilecek yahut insanlığı tehdit eden her türlü çekişmeden, kavgadan korumak. Amerika her kavgayı önleyemez, her zulmü durduramaz ama menfaatlerimiz nerede tehlikeye giriyorsa ve elimizden gelen bir şey varsa, orada arabulucu rolü üstlenmeliyiz. “Teknolojinin durmak bilmeyen ilerleyişinin, teröristlere ve saldırgan milletlere, savunma gücümüzü sarsma fırsatı verebilecek sonuçlarından korunmak. Avuç içine sığabilecek kadar küçük cep telefonları yapan teknoloji, kullanması ve gizlenmesi kolay terör silahları da imâl edebilir. “Gezegenimizin istikrarını sağlamak için zengin ve fakir arasındaki dev uçurumun kapanmasını sağlamak. İnsanlık ailesinin bir parçası yeni ekonominin nimetleri içinde yaşarken, diğer parçasının açlık sınırında yaşaması kabul edilemez. “Son mesele belki de en mühimidir. Ordumuzu yirmibirinci yüzyılda dünyanın en iyi eğitimli ve en iyi donanımlı, en mükemmel ordusu haline getirecek millî güvenlik bütçesini kabul etmek.” Konuşmasının sonlarına doğru Amerika’daki ırk, din, renk farklılıkları ile ilgili bazı bilgiler verdiği sırada söyledikleri de dikkat çekiciydi: “Sonbaharda Amerika’nın önde gelen ilim adamlarından birinin Beyaz Saray’da söylediklerini hatırlamamız gerekir. Demişti ki, insanoğlu genetik olarak yüzde 99.9 birbirinin aynıdır. Modern ilim, eski çağların “Hayatın en önemli gerçeği insanlık ailesidir” diyen inancını tasdik etmekte. Öyleyse farklılıklar karşısında hoşgörü göstermek yetmez; farklılıkları takdir etmeli, farklılıklara saygı göstermeliyiz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT