BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > İç savaş ve dram!

İç savaş ve dram!

Sudan’da su ve meraların kullanımı başta olmak üzere çeşitli sebeplerle başlayan iç savaş, milli bir felaket haline geldi. Yüz binlerce insan kendi ülkesinde mülteci durumuna düştü. Her şeyi göze alıp yurtlarına dönmek isteyenler de engelleniyor



SUDAN İZLENİMLERİ -2- Hazırlayan: İsmail KAPAN ismail.kapan@tg.com.tr Sudan’da su ve meraların kullanımı başta olmak üzere çeşitli sebeplerle başlayan iç savaş, milli bir felaket haline geldi. Yüz binlerce insan kendi ülkesinde mülteci durumuna düştü. Her şeyi göze alıp yurtlarına dönmek isteyenler de engelleniyor MÜLTECİ KAMPLARINDA HAYAT... Derme çatma bir gölgeliğin altına sığınan sekiz-on kişilik aileler, her türlü zaruri ihtiyaçtan yoksun... Yeteri kadar gıda yok. Temiz su yok. Kanalizasyon sisteminden zaten bahsedilemez. Netice, fotoğraftaki gibi büyük perişanlık... Mülteci kamplarında dert bir değil bin... Sadece Es-Selam Kampında 1780 tane yetim çocuk var... Evlenme yaşına gelmiş gençlerin sayısı da bir hayli yüksek. Ancak değil evlenme masraflarını karşılamak, karınlarını doyurma imkânını dahi çoğu zaman bulamıyorlar! Mülteci kampı şartlarında, evlenme masrafları ortalama bin Cüneyh (Sudan para birimi) tutuyor. Bu da yaklaşık beş yüz Amerikan Doları tutarında. Yani bir hayır sever çıkıp on bin dolar bağışlasa, bununla tam yirmi çift evlenip yuva kurabilecek... Mülteci durumuna düşen Darfurluların büyük bir kısmı, kendi köylerinde iken, iyi kötü hayatını idame ettirebilecek imkânlara sahipti. İçlerinde epeyce zengin olanlar da vardı. Fakat ne yazık ki, 2003’te yaşanan kuraklıkla birlikte, su kaynaklarının kullanımı, hayvan otlatma için mera paylaşımı gibi meselelerden ötürü, kabileler arasında başlayan sürtüşmeler, giderek büyüyüp isyana dönüştü ve neticede bir milli felaket haline geldi. İSTİKRAR TEHLİKEDE Dış güçlerin de müdahalede bulunup çeşitli yollardan kışkırtmalarda bulunması, işleri büsbütün içinden çıkılamaz hale getirdi. Neticede yüz binlerce insan kendi ülkesinde mülteci durumuna düştü ve bugünkü acıklı tablo oluştu. Mülteci kamplarında, şimdiki durum özetle şöyle: Yüzbinlerce insan işsiz-güçsüz ve tabii iaşesini temin etmekten aciz. Ne kadar sağlıklı işlediği şüpheli olan gıda dağıtım programı çerçevesinde, insanlar üzerinde Amerikan bayrağı olan ve büyük harflerle USA yazılı üç-dört kiloluk ölçeklerle dağıtılan gıda maddeleri ile hayatta kalmaya çalışıyor... Son derece acı, son derece hüzün verici bir durum. Darfur’daki bu tablo, Sudan’ın siyasi istikrarını ve toprak bütünlüğünü tehlikeli biçimde tehdit ediyor. Mülteci kamplarında kalan insanların bir kısmı mevcut riskleri göze alarak, her şeye rağmen kendi yurtlarına dönmek istiyor. Ancak gerek Darfur’da hükümete karşı mücadele veren bazı unsurlar, gerek bazı dış ülkelerin Darfur’daki misyon temsilcileri, geriye dönüşü engellemek için ellerinden geleni yapıyor. BARIŞ İSTİYORLAR Hedef Sudan Hükümetini daha da zor duruma sokup bölünmeye razı olmasını sağlamak... Güney Darfur Sağlık Bakanı Harin Ahmed bu durumu şu ifadelerle açıkça dile getirdi: “Hepimiz barıştan yanayız. Ben de Merkezi hükümete karşı mücadele eden güçlerin bir üyesiyim. Üç yıl öncesine kadar, Hartum rejimi ile ihtilaf içinde idik. Ancak bu durum artık geride kaldı. Biz barışın devam etmesini istiyoruz. Fakat yabancı güçler iç işlerimize müdahale ederek, çatışmaları körüklüyor...” Açıkçası küresel aktörler, Sudan’ı bölmek için mümkün olan her yola başvuruyorlar. 2.5 milyon kilometrekarelik topraklarıyla Afrika kıtasının en geniş ülkesi olan Sudan’ın, yekpare haliyle çok büyük olduğunu değerlendiren emperyalist güçler, bu ülkeyi eski Yugoslavya misali en az beş parçaya bölmeye çalışıyor. AMBARGO GELİNCE... BM’nin Sudan’daki operasyonu (UNMIS- United Nations Mission in the Sudan), Yugoslavya olayından bu yana en büyük ve en pahalı yardım ve güvenlik programı. Halen UNAMİD’in ( United Nations/ African Union Mission in Darfur) 25 binden fazla (19 bin 555 askerî personel, 360 askerî gözlemci, 3 bin 772 polis ve 4 bin 860 sivil personel) görevlisi var Darfur’da... BM 2006 yılında Darfur’a müdahale etme kararı aldı. Ancak Sudan hükümeti uzun süre BM’nin müdahalesine karşı direndi. Ağır ambargo uygulamaları ve tehditler sonucunda, 2007 yılında hükümet BM gücünün ülkeye gelmesine razı olmak zorunda kaldı. Sudan’daki meselelerle ilgili olarak, dünya medyasında ve bu arada bir kısım Türk medyasında çok yanlış ve saptırılmış haber ve yorumlarla kafalar fena halde karıştırılıyor. Mesela Güney Sudan ile Darfur konusunu dahi birbirine karıştıranlar var. Oysa Güney Sudan ve Darfur, tamamen ayrı meseleler... ÇAMUR İÇİNDE BÜYÜYEN ÇOCUKLAR Kamplarda eğitim imkânı neredeyse sıfır!.. Fahri öğretmenlerin görev aldığı bazı kurslarda, çocukların bir kısmı eğitim görmeye çalışıyor. Geriye kalanlar da barınaklar arasındaki boş alanlarda, çamur içinde oynayarak vakit geçiriyor. SAĞLIK EKİBİ DIŞ GÖREVE ÇIKARKEN Darfur’da görev yapan Kızılay 15. Yardım Ekibi ile Sağlık Bakanlığı 18. Ekibi görevlileri, Adva köyünde yapılacak yardım ve sağlık tarama çalışmaları öncesinde, Sahra Hastanesinin girişinde tarihe not düşüyor... DARFUR’DA KARA ULAŞIMI BÜYÜK PROBLEM Hartum ile Nyala arasındaki 1200 kilometrelik mesafeyi; kamyonlar, yolun çok bozuk olması sebebiyle ancak 15 günde alabiliyorlar. Yağmur yağdığı zaman bu süre bir aya çıkıyor. Kızılay ekibi de Adva’ya giderken çok zorluk çekti. İLAÇ VE GIDA YARDIMI SEVİNÇLE KARŞILANDI Kızılay’ın 1 milyon 200 bin dolarlık bütçe ile, 320 ev inşa edeceği Adva köyüne ilaç ve gıda yardımı yapıldı. Evleri yanan altı aileye ev eşyası temin edildi. Adva’ya ayrıca su pompaj sistemi yapıldı. Bir nebze de olsa insanlar rahatlayacak... ADVA’DA SAĞLIK TARAMASI Kızılay sağlık ekibindeki doktor ve hemşireler, Adva köyünde yaklaşık dört yüz kişiyi muayene ederek, ilaç tedavisi uyguladı. ÇADIR KLİNİĞE AKIN Gönüllü hizmette sınır yok... Kurulan küçük bir çadırda, elli dereceyi bulan sıcaklıkta doktorlar, saatlerce hasta muayene etti. KIZILAY’ın yardımları örnek olmalı Türk Kızılayı bu denli zor durumdaki insanlara bütün imkanlarıyla yardımcı olmaya çalışıyor. Sadece sağlık alanında değil, başka konularda da hizmet veriyor. Bazı kamplara su pompajı sağlanması, jeneratörlere mazot verilmesi, gıda paketleri dağıtımı, kampta evleri yanan, yani afet üstüne afet yaşayan bazı ailelere eşya yardımı gibi... Kızılay halen Nyala yakınlarındaki Adva Köyünde çok önemli bir projeyi hayata geçirme gayreti içerisinde. Buraya su pompa istasyonu kurma ve belirlenen proje ile 320 tane ev yapma çalışmaları devam ediyor. Kızılay bu samimi çalışmaları ile Darfurluların gönlünde taht kurmuş. Nyala ve Hartum’da kendileriyle görüştüğümüz Sudanlılar, tekrar tekrar Kızılay’ın hizmetlerinden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. TÜRKLERİN ÇIKARI YOK! Güney Darfur Sağlık Bakanı Muhammed Harin Ahmed, Darfur’da faaliyet gösteren diğer ülkelere ait NGO’ların (Hükümet dışı sivil organizasyonlar) hepsinin Sudan ve Darfur üzerinde hesapları bulunduğunu, yardım görüntüsü altında ülkelerinin siyasî çıkarları için çalıştıklarını, fakat Türk Kızılayının herhangi bir gizli menfaat peşinde koşmadan, sadece insanlık adına, tarihe bağlılık ve din kardeşliğinin gereği olarak Darfurlulara hizmet verdiğini söyledi. Aynı şekilde Bölgenin İnsani Yardım Komisyonu (HAC - Humanitarian Aid Commission) Başkanı Sebil Ahmed Sebil de, Kızılay’ın hizmetlerinin diğerlerinden çok farklı ve müstesna olduğunu belirterek, özellikle mültecilerin kendi köylerine dönüşünü kolaylaştırmak için sunulan yardımlara teşekkür etti. Ahmed Sebil, Kızlay’ın hizmetlerini Amerika’nın bölgeye gelen bazı temsilcilerine örnek olarak gösterdiklerini de dile getirdi. 58 ÜLKEYE YARDIM Türk Kızılay’ı sadece Darfur’da değil, daha pek çok yerde insani yardım hizmeti veriyor. Mesela 2008 yılında toplam 58 ülkeye çeşitli alanlarda insanî yardım götürmüş... Darfur’da ayrıca İHH İnsani Yardım Vakfı da, özellikle katarakt ameliyatları konusunda önemli hizmetler veriyor. Kimse Yok mu derneği de mültecilere çeşitli yardımlarda bulunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT