BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki devlet adamı

İki devlet adamı

İki devlet adamı... İkisi de yaşıtım ve eski dostum... Başbakan Ecevit’le yıllarca aynı okulda, aynı sınıfta okudum.



İki devlet adamı... İkisi de yaşıtım ve eski dostum... Başbakan Ecevit’le yıllarca aynı okulda, aynı sınıfta okudum. Cumhurbaşkanı Demirel ise, rahmetli Menderes’in, “Gelin bakayım, iki genç Umum Müdürüm” diye, yurt seyahatlerinde hep birlikte yanında götürdüğü ve ekseriya aynı otomobilde yolculuk yaptığımız kişi... Bu hatıralarla ve ara sıra inkıtaa uğramış olsa da ikisi ile dostluğumuzla, kendileri ile iftihar ediyorum. Son günlerde Öcalan konusunda onlarla fikir ayrılığına düştüm ve onları, bu hususta, belki de biraz da sert bir üslupla eleştirdim. Gerek Demirel’in, gerekse Ecevit’in o hususta, yani bölücülük konusunda ve Öcalan’ın en ağır cezayı hak ettiği hususunda benden farklı düşünmediklerini biliyorum, yalnız Ecevit’in “ağır cezanın” ne olması gerektiği hususunda, biraz farkı var! YUKARDAN BAŞKA... Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, bulundukları yüksek makamlardan, bu artan tehlike ile mücadele yöntemleri hususunda, sahip oldukları özel bilgiler dolayısı ile, farklı düşünebileceklerini kabul ediyorum. Ama gene de ben bu konudaki kanaatimi muhafaza etmekteyim. Öcalan’ın cezası infaz edilmelidir. CUMHURBAŞKANLIĞI Bu kanaatim mahfuz kalmak şartı ile, daha evvel de Demirel’in süresinin şu veya bu şekilde... Anayasa değişikliği ile üç veya beş sene uzatılmasından yanayım. Demirel bir politikacı olarak geçmişte kaçınılmaz olarak, ihtiraslı olmuştur ama ben bugünkü arzusunun şu bağlamda “hırs-ı piri” olmadığına inanıyorum. O da, “eğer görev verilirse” Devlet Başkanlığında devam etmeyi eminim ki ülke yararları açısından düşünüyor. Türk siyaseti açısından acı olsa da, gerçek şu ki, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek makamına 75 yaşındaki Süleyman Demirel’den daha ehil ve layık kimse yok! Çalışma masasına şöyle bir baktım da, bugün heveslenenler arasında o koltuğa oturacak olan başka kimseyi düşünemedim. Bu teşhisi de ters tarafından negatif eleme diye almayın. Demirel’de Cumhurbaşkanlığının gerektirdiği vasıflar vardır: Çetin rakiplerine karşı bunlarla başa çıkabilir. Milliyetçi ve vatanseverdir. Müthiş bir deneyim ve bilgi birikimi vardır. Bunalımlardan çıkmakta ustadır. Soğukkanlıdır. Sağduyusu vardır. Meşhur tekerlemeleri aslında hikmet ifadeleridir ve hakikaten mangal gibi yüreği vardır! Nihayet yakından gördüm ki ve aynı yaştaki kendimle kıyas ediyorum -sağlığı da maşallah mükemmel! Bu kaht-ı ricalin, rical yokluğunun sebebi ne? Politikadaki sistem, oraya kıymetli insanların girmesine, girenlerin de yükselmesine engel oluyor... Bir de, kendi icat ettiğimiz veya tasavvur ettiğimiz alerjilerle, pekala aday olabileceklere mesela görevi çok iyi yapabilecek emekli bir askere veya çok münasip bir MHP’liye dudak büküyoruz. SEÇİM ŞANSI Acaba Demirel bugünkü Parlamento aritmetiğinde ve ortamında seçilebilir mi? Cumhurbaşkanlığında gözü olanlar onu bir Ali Cengiz oyununa -daha doğrusu Faruk Gürler oyununa- getirip aradan sıyrılmayı mı düşünüyorlar? Demirel şimdi bir “Devlet adamı ama politikacının ve politikacılığın da ustası, böyle bir oyuna geleceğini sanmıyorum... VE ECEVİT Yazımın başında Ecevit’ten bahsetmiştim. Şu sırada, bu arkadaşımla da iftihar ediyorum... Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’ndaki performansı ile ve 1970’lerdeki düşüncelerini değiştirmek medeni cesaretini gösterdiği için! Memnuniyetle müşahede ettiğim ve doğrusu hiç de yadırgamadığım bir olgu da var: Demirel, Ecevit ve de rahmetli Özal birbirlerine ne kadar yaklaştılar! Politikacılar olgunlaşınca Devlet Adamı oluyorlar! KISA ASKERLİK Sanat ve gösteri aleminin yıldızları, Tarkan, Mustafa Sandal ve Beyaz “Çakı gibi asker” olmuşlar... Yirmisekiz günlük askerliklerinin başlangıcını, medyamız, baş sayfalarında ve baş programlarında anlata anlata bitiremiyorlar! Acaba ince ince bu “askerlikle” daha doğrusu süreci ile dalga mı geçiyorlar? Onsekiz aylık askerlik askerlik mi? Yirmisekiz günde hangi askerliği yapacaklar ki? Bizim dönemimizde her yaz liseden itibaren ve üniversitede 21 günlük ciddi askerlik kampları yapardık da gene de kendimizi askerlik yapmış saymazdık. Sonra bir, bir buçuk yıllık askerlikti gerçek askerliğimiz! Bunun için de, kusura bakmayın bu “çakı gibi askerler” sözlerine tutuluyorum! Belki yıldızlara reklam oluyor ama tam süre, doğru dürüst, askerlik yapanlara haksızlık yapılıyor.. Bu “bir defaya” mahsus, deprem masraflarını karşılamaya matuf “askerlik” keşke gene bedel alınsaydı da hiç yapılmasaydı ve bu reklam şovlarını görmese idik... Ben, gene kusura bakılmasın, vatandaşların böyle ayrı ayrı “tiplerde” askerlik yapmalarına da karşıyım. Bu kutsal görevde vatadaşlar eşit olmalıdır ve “doğru dürüst” askerlik yapmalılar. “Doğru dürüst” yapılan askerliğin terbiye edici ve insanları “hizaya getirici” bir fonksiyonu vardır! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Eski fikirlerde körü körüne ısrar etmek bağnaz politikacılık, fikirlerini değiştirmeyi bilmek ve bunu başarmak ise cesur devlet adamlığıdır!” Winston Churchill-Muhafazakârlıktan Liberalliğe geçerken..Sonra gene Muhafazakâr Parti’ye döndü.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT