BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ALKOL TEHLİKESİ hafife mi alınıyor?

ALKOL TEHLİKESİ hafife mi alınıyor?

RTÜK’ün dikkatine; RTÜK, daha önce yapmış olduğu bir yenilikle sigaranın çocuklara ve gençlere kötü örnek olmaması amacıyla, sigara görüntülerinin sansürlenmesine karar vermişti. Ancak ne yazık ki bu yapılan, oldukça yüzeysel düzeyde kaldı.



RTÜK’ün dikkatine; RTÜK, daha önce yapmış olduğu bir yenilikle sigaranın çocuklara ve gençlere kötü örnek olmaması amacıyla, sigara görüntülerinin sansürlenmesine karar vermişti. Ancak ne yazık ki bu yapılan, oldukça yüzeysel düzeyde kaldı. Çünkü sigaradan çok çok daha fazla biçimde çocuklara ve gençlere zarar veren alkol ve uygunsuz sahneler için hiçbir tedbir alınmadı. Oysaki alkol ve uygunsuz sahnelerin meydana getirdiği olumsuzluklar yanında, sigaranın zararları devede kulak kalmaktadır. Alkol yüzünden dağılan aileler, işlenen suçlar, meydana gelen trafik kazaları ve kanserler dikkate alındığında, alkolün toplum üzerinde ne denli tahribat meydana getirdiği görülecektir. Uygunsuz sahnelerin de gençler üzerinde oluşturduğu olumsuzlukların bir sonucu olsa gerek, ülkemizde tecavüz ve taciz suçları korkunç boyutlara doğru hızla ilerlemektedir. Yüzyıllardır bir örf-âdet olarak sonraki nesillere aktarılan ahlâk kavramı, akıl almaz biçimde zedelenmektedir. Saymış olduğum bu sebepler yüzünden, alkol ve uygunsuz sahnelerin gerekli şekilde sansürlenmesinin bir mecburiyet olduğu düşüncesindeyim. Aksi takdirde, sigara için konan mevcut yasağın samimiyetten uzak ve sadece gösteriş amaçlı yapılmış olduğu kanaati oluşacaktır. Kısa süre içinde bunun gereğinin yapılmasını istiyoruz. Aksi takdirde çocuklarımız, gençlerimiz ve gelecek nesillerimiz büyük tehlike altında olacaktır. > Arif Arkun Göçü önlemenin tek yolu yatırımdır Nabucco projesi Türkiye için bir piyango diyebiliriz. Ülkemizin jeopolitik konumundan dolayı, elimize geçen bir fırsattır. Ancak, nükleer enerji santralleri ile ülkenin enerji kurtuluşu olabilir. Bu konuda bilim ve teknolojideki gelişmeler ile nükleer tehlikelerin asgariye indirilmesi de dikkate alınırsa, bu tür santraller çok ekonomik ve olumlu sonuçlar doğurabilir. Yalnız yer seçimi, gerek ekonomik, gerekse sosyal anlamda çok titizlikle yapılmalıdır. Bence batıya göçü önleyecek en büyük tedbir yatırımdır... > A. Sami >> Kazanılmış haklarımıza tekrar kavuşmak neden imkânsız olsun? 14.11.2007 tarihinde, erkek kardeşimi 32 yaşında bir trafik kazasında kaybettik. Kardeşimin biriken primleri, anneme maaş olarak bağlandı (525 TL). Edirne Sağlık Müdürlüğü memurları, kardeşim mesai saatleri dahilinde vefat ettiği için, iş kazası kapsamında sayılabileceğini, buna dair başvuruda bulunulması halinde kendisine bağlanacak maaşın artabileceğini anneme bildirmişler. “En kötü ihtimal olarak maaşınız aynı kalır” denmiş. Annem de bu şekilde yönlendirme neticesinde bir dilekçe vermiş. Fakat neticede maaş 105 TL’ye düşürülmüş. Ankara’da ilgili bölümü bulup sordum, anneme yalnızca tek bir maaş bağlanacağı, bunun ya aylık ya da iş kazasına binaen ödenen maaş olabileceği söylendi. Kardeşimin 2000 küsur günlük primlerinden ilk bağlanan maaş, aylık olarak nitelendirilmekte ki bu rakam 525 TL idi. İş kazasından dolayı verdiğimiz dilekçe neticesinde, iş kazasından dolayı aylık bağlanmasına karar verilmiş ve 198 TL (net 105) maaş alması uygun görülmüş. Biz, alınan aylığın artmasını ya da en azından değişmemesini beklerken, madden mağdur duruma düştük. İlk alınan aylığa tekrar dönmeyi talep ediyoruz, fakat ilgili memurlar tarafından “sonuç alamazsınız, uğraşmayın” gibi telkinler yapılmakta . Bu mağduriyetimizin giderilmesi için yeniden dilekçe vermemiz ve bu dilekçe gereğince tekrar aylık bağlanması niçin mümkün olmasın? Kazanılmış haklarımızı yeniden almak gerçekten imkânsız mı? > Cengiz Yalçın >> Üniversite harçlarına bu zam yapılmamalıydı YÖK’ün geçtiğimiz günlerde üniversite ve yüksekokul harçlarına yaptığı %8 oranındaki artış, dar gelirli öğrenciler ve aileleri için iyi olmadı. Maaşlarımız, ihtiyaçlarımıza yetecek kadar artmıyor. Çocuklarımızın geleceği için sınırlı imkânlarımızı zorlayarak önce dershane, sonra üniversite masrafları için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz. Çocuklarımızın üniversite kazanması sıkıntılarımızı daha da artırıyor. Yurt sıkıntısı, yurt bulamayınca ev masrafları, okul giderleri derken ay sonunu yeni kredi borçlarıyla kapatıyoruz. Ülkemiz, üniversite mezunu işsiz gençlerle dolu. Çocuklarımızın üniversite bitirmesi, verdiğimiz onca emeğe değecek mi? Bizler ne yapacağımızı bilemez hale geldik. Maaşlara bir zam veriyorlarsa, ihtiyaçlarımız iki kat artıyor. Yeter artık diyoruz! > Bir baba
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT