BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsan ve hayvan

İnsan ve hayvan

Şu kendilerine İslam adını yakıştırmış örgütlerin kara, bozbulanık çehresini görüyorsunuz değil mi?



Şu kendilerine İslam adını yakıştırmış örgütlerin kara, bozbulanık çehresini görüyorsunuz değil mi? Akla gelmez vahşet örnekleriyle ortalığı kana boyadılar. Yunuslar’ın Mevlanalar’ın dünya insanlarına kapılar açarak yücelttiği ve yaydığı bir inancın adını kullanarak üstelik... Ama her şerrin arkasında bir hayır olduğuna göre, bu tablonun üç buuduyla gözler önüne serilişi birçok insanın kafasındaki soru işaretlerinin de cevabı sayılabilir. Kanlı terör örgütlerinin, zulmün, vahşetin İslamla hiçbir zaman bağdaşmayacağı gerçeği böylece bütün parıltısı ile ortaya çıkmış oluyor. Sadece Yunus ve Mevlana değil Ahmet Yesevi’den Eşrefoğlu Rumi’ye kadar daha nicesi tasavvuf kumaşıyla dokunmaş eserler bıraktılar... Yaradılanı yaradandan ötürü sevdiler, insana ve her mahluka sevgiyle saygıyla yaklaştılar. Bu âdem dedikleri El ayakla baş değil Âdem mânâya derler Suret ile kaş değil. Kaygusuz Abdal söylemiş bunları, dünya görüşünü, inancın yüceliğini şu sözlere sığdırıvermiş. Bence insanın en güzel tarifi... Tabii tasavvur edilen insanın... Bunda şekle, şekilciliğe isyan var, insanın sığda dolaşmasına. Sadece ondört kelimelik şu hükmü çerçeveleyip duvara asmak gerek. Sadece el ve ayak olmadığımızı hatırlatması dolayısıyla... İnsanoğlu sevgi için var olmalı, düzeltmek, onarmak, iyileştirmek için. Dünya da bu yolda çabalıyor. Savaşları, nükleer silahları istemiyor artık insanoğlu, terörü, şiddeti, çevre bozgunculuğunu reddediyor. Hayvanlara sahip çıkıyor, sarıp sarmalıyor onları... Geçende Roma’da bir protesto gösterisi vardı. Kürkleri için öldürülen hayanlar sebebiyle yapılan bu gösteride genç hanımlar postlara bürünüp hayvan kılığına girmişlerdi. Bir adam sopasıyla habire vuruyordu onlara... Ondan sonra da sırtlarındaki postu temsili olarak yüzüyordu... Vahşeti böylece sergiliyordu. Bu sahneyi görüp de dolabındaki kürkünü artık istekle giyebilecek kaç hanım olabileceğini düşündüm. Zulmü, şiddeti insanlar kadar hayvanlar da hak etmiyorlar. Yine bir televizyon haberinde rastladım. Yılanlarla dost olan bir adam, bir sürü yılanı eline beline dolamış dolanıyor. Onlarla şakalaşıyor. Yılanlar adamın elinde öyle sevimli hale gelmişler ki dil çıkarıp şakalar yapıyorlar. Oysa yılan doğanın en acımasız soğukkanlı hayvanı sayılır değil mi? Bir Fransız belgeselinde seyretmiştim, Fas taraflarında bir yılancının, yılanı nasıl terbiye ettiğini gösteriyordu. Adam, yılan ne yaparsa onu taklit ederek arada bir benzerlik kuruyor. Bu benzerlikle zararsızlığını ona anlatmaya çalışıyor, seviyor, kahkahalar atıyor, bir sürü şaklabanlıklar yapıyor. Yılan, huysuzluğu sağa sola kıvrılıp saldırıcakmış gibi davranışları bırakıyor ve muma dönüyor bu mahir terbiyeci karşısında. Bakın yılan bile sevgiden anlıyor.. Hep söylerim. Hayvanların insanoğluna öğreteceği çok şey var...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT