BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye Sudan münasebetleri

Türkiye Sudan münasebetleri

2005 senesinin “Afrika Yılı” ilan edilmesinden bu yana, Afrika kıtası ile ilgili bir dizi stratejik adımlar atılmaktadır. Bu çerçevede Sudan ile de politik münasebetler hızla gelişme kaydetmektedir.



2005 senesinin “Afrika Yılı” ilan edilmesinden bu yana, Afrika kıtası ile ilgili bir dizi stratejik adımlar atılmaktadır. Bu çerçevede Sudan ile de politik münasebetler hızla gelişme kaydetmektedir. Bütün küresel güçler, Sudan’a özel bir önem vermektedir. Elli sene önce Sudan’a ekonomik ve ticari alanda giriş yapan Çin, bugün ülkedeki petrol üretiminin neredeyse tamamını gerçekleştirmektedir. Diğer taraftan Amerika, en büyük elçilik teşkilatını Sudan’da konuşlandırmaktadır. Yalnızca bu iki örnek bile, Afrika’nın bu en geniş topraklara sahip ülkesinin önemini ortaya koymaktadır. Bu arada bir tezat olarak Hartum sefaretimizin asgari kadro ile çalıştığına da işaret edelim! Osmanlı döneminden gelen güçlü bağlar, Sudan ile ilişkileri güçlendirmede bugün için büyük avantajlar sağlamaktadır. Türkiye’de pek fazla bilinmese de, Sudan’da halen en az üç milyon Türk asıllı insan bulunmaktadır. Bunun yanında Sudan halkının Türklere karşı beslediği sevgi ve dostluk duygularını da unutmamak gerekir. Elbette reelpolitik, duygusallıkla yürütülecek bir konu değildir!.. Ancak, stratejik ilişkiler kurduğunuz ülke halkının, sosyal ve psikolojik durumunu iyi analiz etmeniz bir zorunluluktur. Bu noktada Sudan halkının, Afrika ülkeleri içinde çok farklı olduğunu mutlaka dikkate almak gerekiyor. Şurası açık: Sudan’da Amerika’nın milyar dolar harcayarak elde edeceği neticeyi, Türkiye pekâlâ 100 milyon dolarla sağlayabilir... Son yıllardaki resmi ziyaret trafiği, ikili ilişkilerde olumlu bir tablo ortaya koyuyor. 2007 yılında Sudan Dış Ticaret Bakanı, Devlet Yatırım Bakanı ve Uluslararası İşbirliği Bakanları ile, 2008 yılında Devlet Başkanı Ömer Hassan El Beşir’in Ankara’ya yaptığı resmi ziyaret ve daha sonra Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesine katılması bunun göstergesi. Aynı şekilde 2006 yılında Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Hartum’a ve Güney Darfur’a (Yabancı ülke başbakanı olarak ilk ve tek ziyarettir...) gitmesi, 2007 yılında dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın ve daha sonra Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in Sudan’a yaptığı ziyaretlerle birlikte, teknik seviyede de diplomatik ve ticari temaslar artmıştır. Sudan’ın Darfur Bölgesinde, kabileler arasındaki su ve otlakların paylaşımından doğan kavgaların, giderek kirli bir savaşa dönüşmesi Sudan’ı politik yalnızlığa itti. “Darfur Kurtuluş Ordusu” ve “Sudan Özgürlük Hareketi-Haraket-ut Tahrir-is Sudan” gibi ayrılıkçı gruplarla; “Cancavid” ismini alan paramiliter güçler üzerinden birçok ülke, gizli ve açık operasyonlar yürütüyor... Bu kirli savaş hakkında, yeterince bilgi sahibi olmayan bazı meslektaşlarımız, ne yazık ki, Batı medyasının ajite edici yayınlarından fazlasıyla etkileniyorlar. Bu yüzden de vahim hatalarla dolu, üstelik Türkiye’nin dış politika stratejisi ile taban tabana zıt şeyler yazıyorlar. Mesela; Ömer El Beşir’in ülkemize yaptığı ziyaretlere, tamamen yanlış argümanlara dayanarak reaksiyon gösterenlerin tutumu son derece düşündürücüdür. Elbette medya, her olaya hariciyenin penceresinden bakmak zorunda değildir. Lakin dostluk ilişkilerini güçlendirmek istediğiniz ülkenin devlet başkanı hakkında; (üstelik haksız yere) hakarete varan şeyler yazdığınızda, bizzat kendi ayağınıza ateş etmiş olursunuz. Darfur’da sahiden nelerin olup bittiğini öğrenmek gerekiyor!..
Reklamı Geç
KAPAT