BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bir ahkam da ben kestim!

Bir ahkam da ben kestim!

Bütün mesele insan beyninin hiçbir kısıtlama olmadan çalışabileceği bir ortamın sağlanmasıdır. Bu olmadan bir yere varmak mümkün değildir. Bu kıstasa vurduğumuz zaman memleketin hâli pek iç açıcı görünmüyor. Özellikle yirminci yüzyıl boyunca insan beynini dumûra uğratan kısıtlamalara düçar kaldık. Bunun en önemli sebebi yirminci yüzyıl insanının kendi koyduğu ideolojilere aşırı değer vermesi ve başka türlü düşünenleri dışlayan düşünce kalıplarına aşırı derecede bağlı kalması olmuştur.



Bütün mesele insan beyninin hiçbir kısıtlama olmadan çalışabileceği bir ortamın sağlanmasıdır. Bu olmadan bir yere varmak mümkün değildir. Bu kıstasa vurduğumuz zaman memleketin hâli pek iç açıcı görünmüyor. Özellikle yirminci yüzyıl boyunca insan beynini dumûra uğratan kısıtlamalara düçar kaldık. Bunun en önemli sebebi yirminci yüzyıl insanının kendi koyduğu ideolojilere aşırı değer vermesi ve başka türlü düşünenleri dışlayan düşünce kalıplarına aşırı derecede bağlı kalması olmuştur. Bu anlayış kalıbı içinde; insanlar, milletler, her fikir her düşünce her aksiyonu kendi benimsedikleri ideolojiye uygun olup olmaması yönünden ele almışlardır. İşte bendeniz bu paradigmaya karşı çıkmak için akademik hayata başladığım yetmişli yıllarda mensup olduğum sağ ideolojiye aykırı olduğu söylenen “Kooperatifçilik” konusuna kafa yormaya çalıştım. O yıllarda bu konu Türkiye’de Sovyet tipi bir anlayışla devlet tarafından kurulan “Kooperatifler” şeklinde uygulanıyor ve kooperatifler daha ziyade “Komünist ideoloji”nin araçları olarak düşünülüyordu. Ancak o zamanın kısıtlı imkânları çerçevesinde yaptığım ön araştırmada bu organizasyonların hür ve demokrat ülkelerde çok önemli bir kalkınma aracı olduğunu kavramıştım. Böylece jüri üyelerini daha ziyade sol ideoloji mensubu (bu deyimi kimseyi incitmek için kullanmıyorum) öğretim üyelerinin oluşturduğu bu anabilim dalında akademik hayatımı sürdürdüm. Çoğu kendi kabahatimden kaynaklanan sebeplerle biraz gecikmeli olarak doçentlik kariyerine bu anabilim dalından ulaştım. İşte bu girişten sonra geçen yazısında bu konuda bendenize göndermede bulunan sevgili Metiner Sezer kardeşime şunu söylüyorum: “Sevgili çiftçi, köylü, esnaf, işçi, memur, sanayici ve ekonomik yönden problemleri olan vatandaşlarımız, önce bu sıkıntılardan kurtulabilmek için iş birliği ve ortaklığın gerekli olduğunun şuuruna varacaklar, bu zarureti bütün hücreleriyle hissedecekler, sonra da oturup problemlerini çözecek en uygun iş birliği (yani kooperasyon) modelini belirleyecekler, sonra bu modelin uygulanması ve devamı için gönülden katılım sağlayacaklar. Bu model klasik kooperatif modeli olabileceği gibi çok daha başka iş birliği şekilleri de olabilir. Dünya bunun örnekleriyle doludur. İdeolojik atgözlüklerini çıkarıp etrafa bir göz atmak yetişir. Derinlemesine tartışmak isteyenler için kapımız ve gönlümüz açık.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT