BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehit torunu Kıymet Hafız’ın hayatı...

Şehit torunu Kıymet Hafız’ın hayatı...

“Şehit kardeşlerden Mustafa’nın 19 yaşındaki dul eşi Fevziye, 1.5 yaşındaki kızı Hacer ve 6 aylık oğlu Hasan’la birlikte ortada kalıvermişti. Artık bir ümit savaştan döner diye bekledikleri Mustafa yoktu...”



“Şehit kardeşlerden Mustafa’nın 19 yaşındaki dul eşi Fevziye, 1.5 yaşındaki kızı Hacer ve 6 aylık oğlu Hasan’la birlikte ortada kalıvermişti. Artık bir ümit savaştan döner diye bekledikleri Mustafa yoktu...” Çanakkale Savaşıydı... Bursa’nın Kirmasti Kazası Melik Köyünden Salih Efendi, iki oğlunu da cepheye göndermiş ancak ikisi de geri dönmemişti. Hele Mustafa’nın şehadeti pek elimdi. Mustafa yaralı bir arkadaşını sırtlamış, siperlerin gerisindeki revire götürmüştü. Tekrar sipere döndüğünde hain bir top mermisi kendisine isabet etmiş, bütün vücudunu alıp götürmüş, orada sadece bir bacağı kalmıştı. Köy camiinde, dokunaklı ve gür sesiyle namaz vakitlerinde ezanları hep kendi okuyan Salih Efendi, oğullarının kaybından sonra meczup hale gelmişti. Her iki oğlunun hanımları gencecik yaşta dul, küçücük torunları yetim kalmıştı... Şehit kardeşlerden Mustafa’nın 19 yaşındaki dul eşi Fevziye, 1.5 yaşındaki kızı Hacer ve 6 aylık oğlu Hasan’la birlikte ortada kalıvermişti. Yokluk ve sıkıntı içinde geçiyordu günler. Fevziye Hanım 12 sene evlenmeyip yetimlerini büyütmeye çalışmıştı. Ama artık dayanacak gücü kalmamıştı. Kadın başına hayatla başa çıkamıyordu. Sonunda, tarlalarda gündelikle çalışmak üzere köye gelen gurbetçi işçilerden Behlül Efendi’yle evlenmişti. Bu evlilikten de çocukları olunca bir süre sonra şehit kocasından yadigâr kalan genç kız yetim Hacer ile kardeşi yetim Hasan’a ev dar gelmeye başlamıştı... Bu arada başka bir savaş gazisi Mutaf Mehmet Efendi de eşini kaybetmiş, iki çocuğuyla 42 yaşında dul kalmıştı. Çocukları 14 yaşında Bekir ve 10 yaşında Hasibe bakıma muhtaçtı. Zaman zaman köyüne dönse de 17 sene süreyle askerlik yapmıştı. Cepheden cepheye koşmuş, yorulmuştu. Savaşın korkunç izlerini vücudunda taşıyordu. Bunlardan bazıları neredeyse içine yumurta sığacak büyüklükte oyuklardı. Hâsılı yıllar süren o amansız savaşların Türk erkeklerini “gök ekini biçer gibi...” biçtiği o yıllarda evlenecek erkek bile neredeyse kalmamıştı. Sonunda şehit Mustafa’nın yetimi, 18 yaşındaki Hacer’i, 42 yaşındaki Mutaf Mehmet Efendiyle evlendirmişlerdi. Kardeşi Hasan’ı da yanına alan tazecik gelin, belki de kendi babasıyla birlikte Çanakkale’de savaşmış iki çocuklu Mutaf Mehmet Efendinin öksüz çocuklarının da annesi olmuştu. Hacer Hanımın bu evlilikten üç kızı olmuştu. 20 yıllık bir evlilikten sonra Mutaf Mehmet Efendi 1951’de 63 yaşında vefat etti. Şehit kızı Hacer Hanım’ın çilesi daha bitmemişti. Yıllar önce annesinin başına geldiği gibi o da yaşları 8 ilâ 15 arasındaki 3 kızıyla dul kalıvermişti. Bu defa komşular onun için araya girmiş kendisini, biri askerlik çağında, diğer ikisi 6 ve 11 yaşında 3 çocuğuyla Hacer Hanım gibi yenice dul kalmış Pomak Mehmet Usta ile evlendirmek istemişlerdi. Çaresiz, iki aile 1952 yılında bu şekilde birleşmişti. İnşaat ustası Pomak Mehmet Usta oğlu İsmail ile dışarıda inşaat işleri yapıyor, evde kızlar yemenilerin kenarları için oya işleyip kasaba pazarındaki satıcıya veriyorlardı. Hacer Hanım’ın ortanca kızı Kıymet, iki senelik bir eğitimden sonra 10 yaşında Kur’an-ı Kerim hafızı olmuş, ancak babasının ömrü, Mustafakemalpaşa ilçesi Hamzabey Camii’nde yapılan hafızlık merasimini görmeye elvermemişti. O ne merasimdi öyle... Bütün kasaba halkı bu kadar küçük yaşta 600 sayfa Kur’an-ı Kerim’i kusursuz olarak ezberleyen bu küçük hafız kızı görmek için camiye akın etmişlerdi. (Devamı yarın) Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT