BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Sloganlara saplanıp kalınca...

Sloganlara saplanıp kalınca...

Bir insan sadece nefret, korku ve öfke ile hayat sürebilir mi? Bir devlet kendi vatandaşlarının hatırı sayılır bölümüne potansiyel tehdit olarak bakabilir mi? Normal bir ülkede her iki sorunun cevabı hayırdır.



Bir insan sadece nefret, korku ve öfke ile hayat sürebilir mi? Bir devlet kendi vatandaşlarının hatırı sayılır bölümüne potansiyel tehdit olarak bakabilir mi? Normal bir ülkede her iki sorunun cevabı hayırdır. Velakin, her iki soruya da -maalesef- evet cevabı verdirecek bir ülke ve toplumda yaşıyoruz. Laikçi beyaz Türkler dindarlardan ve taşralılardan ölesiye nefret ediyor. Ulusalcılar içimiz dışımız düşman paranoyasıyla daima bölünme ve hıyanet korkusu içinde... Milliyetçi duyguları galebe çalanlar Kürtlere ve Kürtlerin de insani hakları var diyenlere yakıcı bir öfke duyuyorlar. Devlet ise malum; kendi ideolojik formatına uymayan ve hizada durmayan her vatandaş onun için muhtemel tehdit. *** Bir ülkede, bir etnik unsur 80 yılda 29 kere isyan etmişse, devlet ordusu, polisi ile çeyrek asırdır o etnik unsur ile çatışma halinde ise, burada önemli bir mesele var demektir. Sloganla, ezberle, vatan bölünmezle, şehitler ölmezle, her Türk asker doğarla, ya sev ya terk etle çözülemeyecek bir mesele... Daha da fenası devlet, isyan eden ve sürekli çatıştığı bu etnik unsur yokmuş gibi davranırsa, mesele sosyolojik bir travma halini alır. Türkiye senelerdir bu travmayı yaşıyor. Müesses nizam önce yok dediği, sonra da “var ama dili yok” diye direttiği, sonunda dilinin de olduğunu kabul ettiği bir etnik unsurla, çeyrek asır savaşırken sadece yüz milyarlarca dolar ile binlerce genç insanın hayatını değil, bir toplumun ruh sağlığını da berhava etti. Bugün milyonlarca seçmeni olan bir siyasi parti, bu etnik sorunun çözülmesi ve zaten T.C. vatandaşı olan insanların, dil, isim, aidiyet gibi insani haklarına sahip olması ihtimalini vatana ihanet telakki edip 50 yıl dağda kalmaktan bahsediyorsa, müesses nizamın korku ve nefret üzerine kurduğu stratejinin toplumun haleti ruhiyesini ne hâle getirdiğini anlayın. *** Bu ülkenin sorunu ne etniktir, ne dinî... Sorun, müesses nizamın ideolojik dogmalarla desteklenen zihniyetidir. Ve bu arkaik zihniyet hayatımızdan çıkıp gittiğinde demokrasi de huzur da, özgürlük de gerçek manasıyla hayatımızda yer alacaktır. Gerisi lafı güzaftır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT