BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öfke akıl nurunu söndürür!

Öfke akıl nurunu söndürür!

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: İnsan, öfkelenmemede kendine tam hakim olamıyorsa, hiç olmazsa öfkenin kötü ve tehlikeli bir şey olduğunu bilmelidir, buna inanmalıdır. Toplumda bazıları, öfkelerini övünme, böbürlenme gibi iftihar malzemesi olarak kullanmakta, buna erkeklik ve kahramanlık adı vermektedirler. Bunlar, ‘Ben o kimseyim ki her istediğimi alırım, sabretmem, hiç kimseden bir zorluğu kabul etmem!’ derler. Bu sözünün mânâsı şu demektir: ‘Bende akıl ve hilm diye bir şey yoktur!’



İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: İnsan, öfkelenmemede kendine tam hakim olamıyorsa, hiç olmazsa öfkenin kötü ve tehlikeli bir şey olduğunu bilmelidir, buna inanmalıdır. Toplumda bazıları, öfkelerini övünme, böbürlenme gibi iftihar malzemesi olarak kullanmakta, buna erkeklik ve kahramanlık adı vermektedirler. Bunlar, ‘Ben o kimseyim ki her istediğimi alırım, sabretmem, hiç kimseden bir zorluğu kabul etmem!’ derler. Bu sözünün mânâsı şu demektir: ‘Bende akıl ve hilm diye bir şey yoktur!’ Sonra bu söylediğini cehaletleriyle iftihar etmek sadedinde söylemektedir. Bu bakımdan kendisini dinleyen bir kimsenin kalbinde öfkenin güzel olduğu ve onlara benzeme arzusu yerleşir. Dolayısıyla öfkeli olma, bağırıp çağırma, her istediğini yerine getirme arzuları gelişir. Kabadayılığı meslek edinir. Öfke, böylelerinin ateşini şiddetlendirir, alevleri kuvvet bulduğu zaman sahibini kör eder. Onu vaaz ve nasihate sağır eder. Ona nasihat edildiği zaman dinlemez. Hatta vaaz ve nasihat onu daha da azıtır. Akıl nûruyla ışığa kavuştuğu ve nefsine müracaat ettiği zaman buna gücü yetmez; zira derhal öfke dumanı kendisini sarar, aklın nûrunu söndürür hatta dipten siler götürür. Çünkü düşüncenin kaynağı dimağdır. Öfkenin şiddetli anında kalp kanının kaynamasından kapkaranlık bir duman dimağa yükselir, fikir kaynaklarının tümünü örter. Fikir kaynaklarını kapladığı gibi, his kaynaklarına da sirayet eder. Bu bakımdan kişinin gözü kararır. Öyle ki görmez olur. Dünya tamamıyla kendisine kapkaranlık kesilir. Dimağı, içinde ateş yakılan bir mağara misaline benzer. Onun havası kapkaranlık kesilmiş, merkezi kızmış, her tarafı dumanla dolmuştur. Orada zayıf bir çıra vardır. O da sönmüş veya ışığı görünmez olmuştur. Ne içten, ne dıştan onu söndürmeye de artık güç yetmez. Yanmaya elverişli olan her şey yanıp kül oluncaya kadar sabretmek uygundur. İşte gazab da kalbe ve dimağa aynı şeyi yapar. O zaman gazabın ateşi kuvvetlenir. Kalp, hayatının kıvamı olan rutubeti yok eder. Sahibi öfkesinden ölür. Nitekim mağarada ateş kuvvetlenir, mağarayı çatlatır, altını üstüne getirir... >> Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT