BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Müslüman ile gayri müslimi ayıran fark

Müslüman ile gayri müslimi ayıran fark

Ahirette ilk hesap namazdan olacaktır. Hadis-i şerifte, “Kıyamette ilk sorulacak şey, namazdır. Namazı doğru kılan kurtulur. Namazı bozuk olan hüsrana uğrar” buyuruldu...



Dinde önem sıralamasında, imandan sonra namaz gelir. İbâdetlerin îmandan parça olmadığı hakkında, Ehl-i sünnet âlimlerinin söz birliği olmasına rağmen yalnız, namazda söz birliği olmadı. Namazın dinimizde çok önemli bir yeri vardır. Hadis-i şerifte, “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir” buyuruldu. Başsız insan düşünülemediği gibi namazsız bir Müslüman da düşünülemez. Bir hadis-i şerifte, “Mümin ile kâfiri ayıran fark, namazdır“ buyuruldu. Yâni, mümin namaz kılar. Kâfir, kılmaz. Münâfıklar ise, bâzan kılar, bâzan kılmaz. Başka bir hadis-i şerifte de, “İman ile küfür arasındaki fark, namazı terk etmektir!” buyuruldu. Küfür bulunan insan ile küfür bulunmayan insan arasındaki fark, namaz kılıp kılmamaktır. NAMAZ DİNİN DİREĞİ Namaz, İslâm dîninin direklerinden en önemlisidir. Hadis-i şerifte, “Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur” buyuruldu. Allahü teâlâ, kullarının yalnız kendisine ibâdet etmeleri için, namazı farz etti. Nisâ sûresinin yüzüçüncü âyeti, namaz müminler üzerine, vakitleri belirli bir farz oldu demektir. Namaz, ibâdetlerin en kıymetlisidir. Hadis-i şerifte, “Namaz kılmayanın, İslâmdan nasibi yoktur!” buyuruldu. Ahirette ilk hesap namazdan olacaktır. Hadis-i şerifte, “Kıyamette ilk sorulacak şey, namazdır. Namazı doğru kılan kurtulur. Namazı bozuk olan hüsrana uğrar” buyuruldu. Ebû Bekr-i Sıddîk hazretleri buyurdu ki: Beş namaz vakitleri gelince, melekler der ki, “Ey Âdemoğulları, kalkınız! İnsanları yakmak için hazırlanmış olan ateşi namaz kılarak söndürünüz.” Namaz kılmak, Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünerek, Onun karşısında kendi küçüklüğünü anlamaktır. Bunu anlayan kimse, hep iyilik yapar. Hiç kötülük yapamaz. Nefsine uyanın namazı sahih olsa da, bu meyvelerini veremez. Her gün beş kere, Rabbinin huzurunda olduğuna niyet eden kimsenin kalbi ihlâs ile dolar. Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemaat ile namaz kılmak, Müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar. Büyükler, küçüklere merhametli olur. Küçükler de, büyüklere saygılı olur. Zenginler, fakirlere ve kuvvetliler zayıflara yardımcı olur. Sağlamlar, hastaları, câmide göremeyince, evlerinde ararlar. “Din kardeşinin yardımına koşanın, yardımcısı Allah’tır” hadis-i şerifindeki müjdeye kavuşmak için yarış ederler... Bütün ibâdetler namaz içinde toplanmıştır. Kur’an-ı kerim okumak, tesbîh söylemek yâni sübhânallah demek, Resûlullaha salevât söylemek ve günahlara istiğfâr etmek ve ihtiyaçları yalnız Allahü teâlâdan isteyerek Ona duâ etmek namaz içinde toplanmıştır. Ağaçlar, otlar, namazda durur gibi dik duruyorlar. Hayvanlar, rükü’ hâlinde, cansızlar da namazda (Kâde)de oturur gibi yere serilmişlerdir. Namaz kılan, bunların ibâdetlerinin hepsini yapmaktadır. Namaz kılmak, Mîrac gecesi farz oldu. O gece, Mîrac yapmakla şereflenen, Allahın sevgili Peygamberine uymayı düşünerek namaz kılan bir Müslüman, O yüce Peygamber gibi, Allahü teâlâya yaklaştıran makamlarda yükselir. Allahü teâlâya ve Onun Resûlüne karşı edebi takınarak huzur ile namaz kılanlar, bu mertebelere yükseldiklerini anlarlar. Allahü teâlâ ve Onun Peygamberi, bu ümmete merhamet ederek, büyük ihsânda bulunmuşlar, namaz kılmayı farz etmişlerdir. İMANI ZAYİ ETMEK OLUR İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: İslâmiyetin başlangıcında namaz Kudüs’e karşı kılınırdı. Beyt-ül-mukaddese karşı kılmayı bırakıp, İbrâhîm aleyhisselâmın kıblesine dönmek emrolunduğu zaman, Medîne’deki Yahudiler kızdılar. “Beyt-ül-mukaddese karşı kılmış olduğunuz namazlar ne olacak?” dediler. Bekara sûresinin 143. âyet-i kerimesi gelerek, “Allahü teâlâ îmanlarınızı zâyi eylemez!” meâlinde buyuruldu. Namazların karşılıksız kalmayacakları bildirildi. Namaz, îman kelimesi ile bildirildi. Bundan anlaşılıyor ki, namazı sünnete uygun olarak kılmamak, îmanı zâyi etmek olur. Çocuk yedi yaşına gelince namaza başlamalı, on yaşına gelince aksatmadan muntazam olarak mutlaka kılmalıdır. Âkıl isen kıl namazı, çün saadet tâcıdır/Sen namazı öyle bil ki, müminin mîracıdır!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT