BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taksi jantına takılan kulaklık fırlayıp gitti!

Taksi jantına takılan kulaklık fırlayıp gitti!

Duyusunu kaybeden Semihcan, aşırı sinirli oldu. Sürekli vurup kırıyordu. Ameliyatın ardından kulağına cihaz takıldı. Ama sokakta bunu fırlatıp attı. Dış kısmı mıknatıslı olduğu için cihaz yoldan geçen taksiye yapıştı. Ve dünyanın parası uçup gitti



BU KULAĞA SES VER -2- Osman Sağırlı Cüneyt Bitikçioğlu Semihcan Gündüz’ün sağlık durumunun her geçen gün daha iyiye gittiği belirtiliyor. Semihcan henüz bir buçuk yaşındaydı. Evde aniden ateşlenince anne ve babası tarafından hastaneye kaldırıldı. İlk günler ateş düşürmekle geçti, sonra belinden su aldılar. Evet korkulan olmuştu, raporuna menenjit yazıp saldılar. Gelin bundan sonrasını da Semihcan’ın annesi Hülya Gündüz’den dinleyelim: Eve geldiğimizde yeni yeni konuşmaya başlayan Semihcan’da hiçbir hareket olmadığını fark ettik. Hastaneye gitmeden önce kısa cümleler kurmaya, hatta bizi sorularıyla da bunaltmaya başlamıştı. Ben hastalığın etkisindendir diyerek pek üstelemedim. Ama babası İzzet bey oldukça tedirgindi. Menenjit geçiren çocuklarda anormallikler olduğunu biliyormuş!.. ÇOCUĞUM DUYACAK MI? Baktım, Semihcan’ı odanın ortasına oturtmuş, elinde anahtar etrafında sallaya sallaya dolaşıyor, kapının ziline basıyor, kendi kendine test yapıyor. Bana “Hülya bu çocuk duymuyor” dedi. Olmaz öyle şey diyerek tepki gösterdim. Doğrusu konduramadım. İçime bir kurt düştü ama. Bu defa ben denedim. Ev telefonu çalınca koştuğunu bilirdim, cepten aradım. Hiç tepki vermedi, dünyam yıkıldı . O gece bitmek bilmedi. Sabahın ilk ışıklarıyla Şişli Etfal’in yolunu tuttuk. Çocuk duyarak geldiği hastaneden duyamadan çıkmıştı. Bunun bir izahı olmalıydı. Çapa’ya yolladılar. Prof. Dr. Yahya Güldiken Beyi bulduk. Bir takım testler yapıldı. Ve korktuğumuz netice: Yüksek derecede işitme kaybı.... Doktora ısrarla “Hocam geçici olabilir değil mi?” diye soruyorum, ancak onlar acı da olsa hakikati söylemek zorundalar. ‘Kalıcı olabilirmiş’ gel de yıkılma. Çocukla hastaneden eve gelene kadar nasıl gözyaşı döktüm anlatamam... HANIM ŞUNA TASMA TAK Artık her gün yeni bir kapı aşındırıyorduk. Yahya Bey koklear implant diye bir şeyden söz açtı “müracaatınızı yapın” dedi. Çok sevindim, zaten ümidimi asla yitirmemiş, hiç isyan etmemiştim. Bu çocuk duyacak, konuşacak azmiyle koşuşturmaya başladım. 2006 yılının Şubat ayının 12’siydi hiç unutmam. Çapa’da ameliyathanenin önündeyiz. Yahya Bey bizi karşısına alıp, “Bakın inşallah duyar diyorum. Ama öteki ihtimale de hazırlıklı olun” dedi. Ameliyat bittiğinde doktorumuz, “Eğer Semihcan bir ay daha bekleseydi bu cihazı yerleştiremezdik. Menenjitten duyu damarı yanmış ve kanalda tıkanma başlamış” dediğinde nasıl bir çilenin sona erdiğini öğrenmiş olduk. Semihcan, duyusunu yitirdikten sonra aşırı sinirli oldu. Sürekli vurup kırıyor; evde televizyon, cam, pencere bırakmadı. Bardak, tabak, çanak hep yerde. Otobüsü minibüsü de karıştırıyor. “Hanım bu çocuğa tasma tak” demeye başladılar. Benim de psikolojim bozuldu bir zaman sonra implant yapıldıktan sonra cihazı da çıkarıp atmaya başladı. Bir gün yolda yürürken kulağındaki cihazı fırlattı. Cihazın dış kısmı mıknatıslı olduğu için yoldan geçen bir taksinin jantına yapıştı, gözümüzün önünde yürüdü gitti. Çaresizlik içinde izledim, o parça dünyanın parasıydı ve biz asgari ücretle geçinmeye çalışıyorduk. Babasının da sinirleri bozuldu, tartışmalar başladı. YATAKTA BIRAKIP KAÇTIM Günlerim hastanelerde geçiyor, iş yapamıyorum. İyice dengem bozuldu. İmplantın üzerinden bir ay geçmişti, gece saat 12 gibi... Semihcan’dan iki yaş büyük kızımı aldım onu babasının yanında yatarken bırakıp kaçtım. Köye vardım, telefonumu kapattım. Artık hiç kimsenin sesini duymak istemiyordum. 20 gün sonra abimler bana ulaştı. Telefonu Semihcan’ın cihaz ayarlarını yapan Serdar beye verdi. O da, “Çocuğun psikolojisi tamamen bozulmuş. Üç kişi birden getiriyor, mont birinin elinde ayakkabı birinin elinde üç kişi baş edemedi. Lütfen çocuğun yanına dön” dedi. Bu sözlere dayanamadım, nöbeti bıraktığım yerden devraldım. Duymaya başladığı zaman cihazı koparıp atan çocuk birden değişti, hareketleri düzeldi. Artık sabah kalkıp ‘benim cihazımı takın’ demeye başladı. Şu anda özel ana okuluna devam ediyor. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. YÜZDE 78 DOĞUŞTAN Mustafa Koyuncu, “Bugüne kadar implant yapılan 3600 vakanın yüzde 78’i doğuştan. Gerisi menenjit, ateşli hastalık geçirmiş işitme kaybı oluşmuş. Şimdi artık doğduğu anda dijital tarama yapılıyor” diyor ARTIK SİZ DE DUYUN Ankara Kızılay’da Koklear İmplant Derneği’nde Başkan Mustafa Koyuncu ile başbaşayız. O da koklear implantlı, hani ağaçtan düşen biri, anlatacakları önemli. 18 yıl önce bir kamu kurumunda avukattım. Toplantı sırasında yere düştüm. Başımı çarpmışım, Hacattepe’ye kaldırmışlar. Kendime geldim ama işitmede sıkıntı vardı. Bana düşmeden kaynaklanan bir problem olduğu, kulaklarımın üç ay içinde açılacağı anlatıldı. Meğer beyin ödemi oluşmuş, kulaklarım bir daha geri gelmedi, her ikisine de işitme cihazı takıldı. KULAĞIMDA OLMAZSA BİTERİM Arkadaşım Yıldırım Aktuna Sağlık Bakanıydı, sağolsun benimle yakından ilgilendi. Koklear implanttan falan bahsetti. Türkiye’de henüz yeni yapılan bir ameliyattı. Beni de Eskişehir’e gönderdiler ameliyat oldum aradan çok zaman geçmediği için konuşmamda bozukluk olmadı. Gelelim bizim derneğe... Bir Alman Avrupa’da dernek kurmuş, onlarla irtibatlıydım. Hacettepe ameliyatlara başlayınca (1991) biz de bir dernek kurduk. Etrafımıza ameliyat olan, olmayı bekleyen insanları topladık. Ben duymanın, duymamanın ne demek olduğunu o ameliyatı yapan doktorlardan daha iyi bilirim. Onlar teorisini biliyorlar ben pratiğini yaşadım. Yaşı küçüklere cihazların bir an önce takılması lazım. Bu hastalık öyle bir şey ki ailenin hepsini ilgilendiriyor. Elbette büyük yük annelere düşüyor. Onları uzman psikologlarla tanıştırıyor, eğitimine yardımcı oluyoruz. Bizler en çok kalabalıkta sıkıntı çekiyoruz. 5 kişi konuşsun anlıyamıyoruz, eski cihazlar bu konuda çuvallıyor. Cihazın en büyük düşmanı ter. Nem alma kutularında muhfaza edilemezse oksitleniyor. Sarsıntıya gelmiyor içinde çok ince teller var, kablolar kopabiliyor. Bazı çocuklar ise kendileri koparıyor. Senede 3 kablo kopsun SGK ancak birini ödüyor. Bazen cebinde para olsa bile alamıyorsun. Bu cihaz kulağımda 5 dakika olmasın ben bittim. HALKIN EĞİTİLMESİ ŞART Türkiye implant konusunda çok katı. Yeterince eleman yok, yeni branşlar açılıp odyolog yetiştirmek gerek. Hacettepe’yi duyan çocuğunu kapıp bilmem kaç saat yol tepip buraya geliyor. Ameliyat için tamam ama eğitim için 16 saat yol tepilir mi? 2 saat ders, sonra dön geri. İzmir’de Antalya’da, Hakkari’de ameliyat yapılıyorsa, odyoglar da olsun insanlar taaa oradan buraya eğitime gelmesin. Geçen sene sadece 780 tane ameliyat yapıldı. Peki ya bekleyen binlerce insan ne olacak? Türkiye için akraba evliliği büyük problem olarak görünüyor. Halkın eğitilmesi şart. Her sene 3 bin 500 çocuk işitme engelli olarak doğuyor. Bunların sadece yüzde 20’sine implant yapılabiliyor. İşitme cihazı üreticisi Mehmet Emin Ağaç. Yeni koklear adayları çıkmasın Türkiye’nin tek işitme cihazı üreticisi Earnet’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Ağaç, koklear implant ameliyatları için oldukça bonkör olan devletin, işitme cihazı konusunda cimri davrandığını iddia ediyor. Türkiye’de yılda yaklaşık bin koklear implant ameliyatı yapıldığını anlatan Ağaç, “bunun için SGK 22 milyon TL ödeme yapıyor. Halbuki devlet işitme cihazı için 100 bin kişiye 150 dolardan 15 milyon dolar ödeme yapıyor. İnsanlar bu yüzden ucuz ve kalitesiz işitme cihazlarına yöneliyor. Devlet vatandaşının sağlığından tasarruf yapamaz. Tedavi edilmeyen kulaktaki işitme kayıpları ileride 22 bin dolarlık koklear implant ameliyatları ile giderilmeye çalışılıyor. 25 desibel altındaki sesleri duyabilen bir insan sağlıklı kabul ediliyor, 30 desibel üzerindeki sesleri duyamayanların işitme cihazı takması gerekiyor. Koklear implant için ses eşiği 80 desibelin üzerinde olmalı. Sadece bin TL’lik bir işitme cihazı ile çözülebilecek olan 60 desibellik işitme kaybına bile koklear ameliyat yapılıyor. Halbuki koklear estetik değil, gerekmiyorsa çocukların görünümü bozulmamalı. 70 desibelin altında olanlara daha estetik olan kulak içi işitme cihazı kullandırılmalı” diyor. Hülya-Gültekin Başaran çifti, minik kızları Zeynep’in az da olsa duyacağı günleri bekliyor. Hiç olmazsa yüzde elli duyabilse... Zeynep Başaran 3 yaşında. Anne ve babası teyze çocukları. Ailesi onun duyamadığını ancak 5-6 aylık olduğunda farketti. Hülya-Gültekin Başaran çiftinin doktora götürmeye karar verip hareketlerine bakarak vazgeçtiği üç aylık bir dönem sebebiyle hastalığına teşhis konamadı. 8 aylıkken yapılan testte işitme kaybının olduğu belirlendi. Takılan normal işitme cihazları sayesinde, “abla gel” ve “baba” diyebiliyor. Geçen sene aralık ayında yönetmelikte yapılan değişiklik dolayısıyla ameliyat olması son anda ertelendi. Ailesi koklear implanttan oldukça umutlu. Hiç olmazsa yüzde 50 duymasını temenni ediyor. Şimdilik eğitim merkezinde sesleri duymaya ve tanımaya çalışıyor. ANNESİ DE BABASI DA SAĞIR Sabriye Yıldız, 27 yaşında. 2 yaşındayken annesinin kucağından düşüp sağır olmuş. Mimarsinan İşitme Engelliler Okulundan mezun. Cihazla sesleri duyabiliyor. Dudak okuyup, işaret diliyle hem de normal konuşabiliyor. Sabriye kendisi gibi işitme engelli biriyle evlenip ayrılmış. Bu evlilikten dünyaya gelen Aleyna da ne yazık ki anne ve babası gibi işitme engelli. Sabriye Hanım kızının kulağına su kaçtığı için iltihaplanma neticesinde 2 yaşında işitme kaybı olduğuna inanıyor. Aleyna şimdi 5 yaşında, çok az kelime kullanıyor. Beş aydır eğitim alıyor. Doğal seslere tepki veriyor, dinleme yapabiliyor. Anne Sabriye Yıldız, bugüne kadar sesini hiç duyamadığı kızının konuşmasını istiyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93492
    % 0.22
  • 5.4283
    % -0.83
  • 6.1416
    % -0.82
  • 6.9561
    % -2.11
  • 212.154
    % -0.31
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT