BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hacı Bektâş-ı Velî’yi anma günleri!

Hacı Bektâş-ı Velî’yi anma günleri!

Hacı Bektâş-ı Velî, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerinden biridir. Kıymetli talebeler yetiştirmiştir.



Her sene olduğu gibi, bu sene de, 16-18 Ağustos tarihleri arasında, Hâcı Bektâş-ı Velî hazretleri anılıyor. Fakat, bu anmalarda bir gariplik göze çarpıyor. Çünkü, tanıtılan zat ile bizim bildiğimiz büyük velinin hiçbir benzerliği yok. Öyle bir tanıtım yapılıyor ki, tasavvufla, tarikatla ilgisi olmayan namazsız, niyazsız, sazlı sözlü bir zat çıkıyor karşımıza!.. Bu çarpıklığın önüne geçebilmek için, Hâcı Bektâş-ı Velî hazretlerinin gerçek hâlini, yaşayışını temsil ettiği inancı kısaca bildirmek şart oldu. Hâcı Bektâş-ı Velî, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerinden biridir. 1281 târihinde Horasan’ın Nişâbûr şehrinde doğdu. Seyyid olup, nesebi (soyu) hazret-i Ali’ye dayanmaktadır. 1338 târihinde Kırşehir’e yakın bir yerde vefât etti. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacıbektaş ismi verilmiştir. Hâcı Bektaş, küçük yaşta ilim öğrenmesi için, âilesi tarafından Ahmed Yesevî’nin halîfesi Şeyh Lokman-ı Perende’ye teslim edildi. O’nun elinde yetişti. Daha çocukken birçok kerâmetleri görüldü. EHLİ SÜNNET İDİ Hacı Bektâş-ı Velî, tahsîlini tamamladıktan sonra, Anadolu’ya geldi. Halka Ehli sünnet itikadı ve tasavvuf yolunu göstermeye başlayıp, kıymetli talebeler yetiştirdi. Kısa zamanda herkes tarafından tanındı, sevildi ve büyük iltifât ve rağbet gördü. Hâcı Bektâş-ı Velî, Sultan Orhan ile sohbet etti. Yeniçeri askeri kurulurken duâda bulundu. Onlara İslâmiyetten, Ehli sünnet yolundan ayrılmamalarını nasihat etti. Böylece Hacı Bektâş-ı Velî’yi kendilerine mânevî pîr olarak kabul eden bu ordu, mânevî hayâtını ve disiplinini ona bağladı. Hacı Bektâş-ı Velî asırlarca yeniçeriliğin pîri, üstâdı ve mânevî hâmisi olarak bilindi. Büyük evliyâ Hâcı Bektâş-ı Velî’nin derslerini dinleyen, sohbetlerine katılan ve ondan feyz alanlara tasavvuftaki usûle uyularak “Bektâşî“ bu yola da “Bektâşiyye” veya “Bektâşîlik” adı verildi. Bektâşîler zamanla azaldı. İki üç asır sonra hakîkî Bektâşîlik unutuldu. Tîmûr Hanın önünden kaçan “Hurûfîler” kendilerini kurtarmak için Bektâşî tekkelerine sığındılar. Haramlara helâl, nefsin arzû ettiği kötü isteklere serbesttir demekle, bozuk rûhlu insanlar arasında yayıldılar. Hâcı Bektâş-ı Velî hazretleri Ehli-i sünnet idi. Dedeleri ve hocaları gibi İslamiyetin emir ve yasaklarına bağlılığı tamdı. İslamın beş şartını eksiksiz yerine getirirdi. Bunun en büyük ispatı bizzat kendisinin kaleme aldığı “Makâlât” kitabıdır. Bu kıymetli kitabından aldığımız aşağıdaki ifadeler inancını ve yaşayışını tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açık bir şekilde ortaya koymaktadır: YOLUNUN ESASLARI “Gerçeğe ulaşmış kimseler, şu dört mertebede bulunan kimselerdir: Birincisi; din-i İslam, ikincisi; tarikat, ücüncüsü; marifet, dördüncüsü hakikat. Bu mertebeler ancak İslam dinine uygun olduğu müddetçe tamam olur. Resul-i Ekrem buyurdu ki: “İslam dini bir ağaçtır. Tarikat onun dalları, marifet yaprakları, hakikat da meyveleridir.” Ağaç mevcut olmazsa, dalları ve meyveleri de olmaz. Kısımların varlığı ancak aslın varlığı sayesindedir. Asıl olmayınca kısımlar da olmaz. İslam dininin sınırından dışarı çıktığı halde kendisini hâlâ doğru yolda sanırsa, ziyana uğrayan helak olan mülhidlerden, dinsizlerden olur. İslam dininde on makam vardır: Birincisi Allaha ve Resulüne iman etmektir. İkincisi ilim öğrenmektir. Üçüncüsü, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, gücü yeterse hacca gitmektir. Dördüncüsü, helal rızık kazanmaktır. Beşincisi evlenmektir. Altıncısı hayz ve nifas bilgilerini öğrenmektir. Yedincisi, Ehli sünnet vel cemaat ehlinden olmaktır. Sekizincisi, şefkat ve merhamettir. Dokuzuncusu, temiz giyinmek ve temiz yemektir. Onuncusu, emr-i maruf ve nehy-i münkerdir. Yani dinin emirlerini yaymak; haramlara mani olmaktır.” Hâcı Bektâş-ı Velî hazretleri, bu maddelerle yolunu yani gerçek “Bektaşiliği” özetlemektedir. Bu maddelere uyan, O’nun yolundan gitmiş olur. Seven sevdiğinin yolundan gider. Lafla sevmek olmaz! “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT