BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > GENETİĞİ DEĞİŞTİRME belasının geldiği son nokta

GENETİĞİ DEĞİŞTİRME belasının geldiği son nokta

Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterilen tepki, üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GDO mısır çalışmaları, halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu. Çalışmaları durduran diğer üniversite ise Max Planck Bitki Üretim Araştırma Enstitüsü.



Genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) gösterilen tepki, üreticiler ve araştırmacılar üzerinde etkisini göstermeye başladı. Almanya’nın Baden-Württemberg bölgesinde bulunan Nürtingen-Geislingen Üniversitesi’nde sürdürülen GDO mısır çalışmaları, halktan gelen yoğun baskı üzerine durduruldu. Çalışmaları durduran diğer üniversite ise Max Planck Bitki Üretim Araştırma Enstitüsü. Avrupa’daki GDO tarım ürünlerine ilişkin denemelerin üçte biri Almanya’da gerçekleştiriliyor. Ülkede, GDO karşıtlarının çabaları etkili olsa da, genel durum çok umut verici değil. Çünkü gıda devlerinin baskısı, GDO karşıtı mevcut yasaların hayata geçmesini zorlaştırıyor. Yasalar, yeni uygulamalarla deliniyor. Avrupa’nın en büyük mısır üreticisi Fransa, geçici bir süreliğine GDO tohum ekimini durdurdu. GDO karşıtı gözüken benzer durdurma talepleri İtalya ve Avusturya’dan da geldi. Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Besin Güvenliği Ajansı’nın kullandığı değerlendirme metotlarının gözden geçirilmesi ve revize edilmesini talep ediyor. Araştırma enstitülerinde de benzer eğilimler var. Kamuoyu araştırmaları, Avrupa’daki tüketicilerin %40’ının GDO ürünlere karşı olduğunu ortaya koyuyor. (Ülkemizde ise bu rakamlar yüzde 90’ların çok üzerlerinde). Oysa dört yıl öncesinde bu oran, %70’ler civarında seyrediyordu. Avrupa Komisyonu’nun genel temayülü, birinci nesil GDO ürün ekiminin engellenmesi, fakat satışının serbest bırakılması yönünde. Nitekim, zombi tohumlar (filizlenmeyi durduran ve belirli şartlarda harekete geçiren bir gene sahip tohumlar) veya Exorcist teknolojisiyle (tohumun çiçeklenme aşamasından evvel eklenen gen geri çıkarılabiliyor, böylece besin haline gelen tohum ‘GDO değildir’ şeklinde etiketlenebiliyor, bu sayede tüketiciler kandırılıyor) üretilen tohumların çevreyle uyumlu olduğu ve doğal tohumlarla birlikte ekilebileceği ileri sürülüyor. İthalatına izin verilen GDO ürünlerin başında hayvan yemi olarak kullanılan tohumlar ve endüstriyel amaçlara (biyoyakıt gibi) hizmet eden tohumlar geliyor. Tüketicinin reddettiği ürün yelpazesinin neyle doldurulacağı meselesine gelince... Gen ekleme-çıkarma yöntemlerinin dışında kalan, aslında DNA’ya müdahale anlamına gelen, fakat “geleneksel bitki üretim yöntemleri” kategorisinden her ne hikmetse çıkartılmamış olan birçok yeni biyoteknoloji yöntemi mevcut. Denetim zorunluluğu, ticaret, ekim ve etiketlemede özel şartlar gerektirmeyen bu yöntemler sayesinde, GDO’dan kaçınan tüketiciye rahatlıkla ulaşabiliyorlar. Uluslararası şirketler, tüketicinin mutfağına, yerel üretici için sağlanan haklardan faydalanarak giriyor. Mevcut patent yasası, tüketicinin, bitkinin üretiminde kullanılan yöntemden haberdar edilmesini mecburi kılıyor. Oysa PBR (Bitki Üreticileri Hakları) kapsamında üretim yapan yerel üreticiler, bu mecburiyetten muaf tutuluyor, uluslararası şirketler de bundan faydalanıyor. Mustafa Erol >> Bu iş artık bitmeli! Tam 10 senedir, her şehit haberi geldiğinde aynı şeyi söylüyor, yazıyorum. Bu iş artık bitmeli. Kimsenin tahammülü kalmadı. Bu coğrafyada yaşıyoruz, lafa geldi mi hepimiz kardeşiz. Ama kardeş kardeşi yıllardır öldürüyor. Bu iş bitmeli. Bu işin bitmesi için kimin elinde bir imkân var da kullanmaz ise vebal altındadır. Şehitlerimizin, akan kanların, yüreği yanan ana baba ve eşlerin, geride kalan çocukların ve doğacak çocuklarımızın vebali vardır onlarda. Hiç birbirimizi kandırmayalım. İşi siyasî çıkar meselesine döküp sulandırmayalım. Kimin ne bildiği, gördüğü, aklı, fikri, yeteneği varsa gelsin bu işin bir tarafından tutsun. Bu iş bitmeli. Doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi ile bir bütün millet isek, el ele ve yürek yüreğe isek, kardeşsek bu iş bitmeli. Allah rızası için bitmeli, bitirilmeli. Barış içinde, huzur içinde, sevgi ve saygı içinde büyümeli evlatlarımız. Teröre akan paralar artık, yatırıma, işe, aşa akmalı. Bu ülkenin aydını, bilgini, hocası, okumuşu, esnafı, çiftçisi, sanayicisi, sanatçısı herkes bu işin çözümü için ortaya çıkmalı ve yüreğini ortaya koymalı. Akan kan durmalı. Neyin kavgasını veriyorsunuz? Biz birbirimizi yerken, elin oğlu dünyayı parselliyor. Yapmayın. Gelin bu işe çomak sokmayın. Gelin bu işin çözümü için tartışın, fikir ortaya koyun, bu devlet, bu millet biziz. Biz bu ülkeyiz. Bu ülkede yaşayanlarız. Bize yazık etmeyin. Mustafa Göktaş
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT