BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eğitim FM’siz olmaz

Eğitim FM’siz olmaz

“Sınıflardaki akustik ve ses izolasyonu problemini aşmak için kullanılan FM cihazını, sadece emekli sandığına tabi olanlar alabiliyor” diyen Mustafa Koyuncu, “Bu cihaz tedarik edilmezse, başarı sağlamak çok zor” diye konuştu.



BU KULAĞA SES VER - 4- KOKLEAR İMPLANT DERNEĞİ BAŞKANI MUSTAFA KOYUNCU: Eğitim FM’siz olmaz “Sınıflardaki akustik ve ses izolasyonu problemini aşmak için kullanılan FM cihazını, sadece emekli sandığına tabi olanlar alabiliyor” diyen Mustafa Koyuncu, “Bu cihaz tedarik edilmezse, başarı sağlamak çok zor” diye konuştu. Koklear İmplant Derneği Başkanı Mustafa Koyuncu başta olmak üzere koklear implantlıların üzerinde durduğu ve mücadelesini verdikleri en önemli konu ise eğitim. Koyuncu, sınıflarda eğitim gören öğrencilerin sesleri iyi algılayamadığını belirterek şöyle diyor; “Bu çocuklarımız çok sıkıntılı. Milli eğitim kaynaştırma sistemini benimsiyor. Yani bu çocuklar diğerleri ile aynı okulda okuyacak. Tamam mesele yok ama ses yankı yapıyor. Gürültülü olunca 5 kişiden fazla konuşan olunca sesleri ayırmak mümkün değil. Sınıflarda akustik olmayınca, ses izolasyonu olmayınca çocuk nasıl anlayacak söyler misiniz? Çocukları bu sıkıntıdan kurtarmak için başka ülkelerin kullandığı FM cihazını sınıflara yerleştirmek gerek. Emekli sandığına tabi olanlar 5 bin dolarlık akustik cihazı alabiliyor. Ama SGK bu cihazı raporlarda aksesuar diye geçtiği için ödemiyor. Bu cihaz çocuğun sınıfın gürültüsünden etkilenmeden net duymasını sağlıyor. Öğretmen sayısının arttığı 5 sınıftan itibaren bu şart. Gelelim derslerdeki başarı meselesine. Bazen oldukça içerliyorum. Allah sana böyle bir şey verse ne yaparsın diye soruyorum. Bazı öğretmenler bu çocukları sınıflara bile almak istemiyor. Bu yavrular ingilizceden, müzikten muaf olmasına rağmen sınıfta bırakan öğretmenlerimiz var. Milli Eğitim Bakanlığı bu meseleyi halletmeli. Dahası bu çocukların eğitimi için yeniden bir düzenleme yapılmalı. Okula çocuğu göndermekle bu iş çözülmüyor. “ DİNLEDİKLERİNİN YÜZDE 50’SİNİ ANLIYORLAR Koklear İmplantlı çocukların okul eğitimlerinin sancılı olduğunu söyleyen İzmir Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Psikoloğu Samime Songüler, bu süreci aşma noktasında öğretmen ve idarecilerle irtibatlı olmaya çalıştıklarını anlatıyor. Songüler, eğitim süresince ve ailelerin yaşadıklarını ise şöyle özetliyor; “Okullarda sınıflar kalabalık, bu büyük bir dezavantaj. Okuma, anlama, aritmetik işlemler konusunda özellikle soyutlamada, öğretmeni dinleyerek anlamada problem yaşanıyor. Bilimsel olarak ortaya konulan veriler şunu gösteriyor ki öğrenci öğretmenin hem yüzünü görerek hem dinleyerek daha iyi anlıyor. Ama implantlı çocuklar sınıfın akustik ortamında ancak dinlediklerinin yüzde 50’sini anlayabiliyor. Okulda en az bir sınıfın FM sistemi ile donatılması gerek. Ama bakanlık bu çocukların normal okullara gitmesini kısacası kaynaştırma sistemini istiyor. Burada bu çocukların diğerleriyle aynı dinleme becerisine sahip olmadığı unutulmamalı. Bir dünya haritası neyse FM cihazı da öyle. Sınıf sistemi içinde FM sistemi sanki öğretmen senin implantına konuşuyormuş gibi oluyor.” Belgin Birer, mezun olduktan sonra Mecidiyeköy’de özel bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi kurdu. ÇÖZÜM MÜ ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜ? Türkiye’de işitme engelli çocukların eğitiminde en önemli görevlerden biri de şüphesiz ki özel eğitim merkezlerine düşüyor. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümünden mezun olduktan sonra bir süre Eskişehir İÇEM’de de görev yapan daha sonra Mecidiyeköy’de kurduğu özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde özellikle koklear implantlı çocukların eğitimiyle ilgilenen Belgin Birer, Türkiye’de koklear implantın tam olarak kavranamadığını bu sebeple ortaya çözüm olarak sunulan projelerin bir çoğunun başka sıkıntıları da beraberinde getirdiğini savunuyor. Birer şunları söylüyor; “Bu konuda yıllarını vermiş uzmanları dışlamadan meseleyi ele almak gerek. Çünkü üzerinde karar verdiğimiz varlıklar birer insan ve zamana karşı yarıştığımız insanlar. Bize engelli bütün çocukları eğiteceksiniz diyorlar. Bu mümkün mü? Yani ben spastik engeli bir çocukla işitme engelli bir çocuğu bir arada nasıl bulundurum? Bu çocukların psikolojisi nasıl etkilenir? Bu ve benzeri birçok sıkıntı var. Bütün bunlara rağmen burada işitme engelli çocuğun ifade edici dil becerilerini kazanabilme ve geliştirebilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Başarılı da oluyoruz” PROF. DR. İNCESULU İmplantın kadın duayeni Türkiye’de ilk implant ameliyatlarına tek kadın cerrah olarak imza atan ve aynı zamanda bir odyolog olan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak-Burun Boğaz anabilim dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Armağan İncesulu kendisini hastalarına adamış ve yaptığı 280 ameliyatla rekora ulaşmış bir duayen. Japonlar bile İncesulu’nun peşinde belgesel hazırlamak için onu bekliyorlar. SAĞLIK BAKANLIĞI İYİ ÇALIŞIYOR Yoğun iş temposunda bile benim asli görevimden birisi hastalara yardım edip yol göstermek diyor. Sağlık Bakanlığının implant konusunda çok iyi çalıştığını ve yeni doğan bebekler için test uyguladığını belirten İncesulu, ‘Halk iyice bilinçlendirildi artık köyden gelen eğitimsiz bir kadın bile benim çocuğumun topuğundan kan alınmadı diyebiliyor. Burada iş en çok hekimlere ve basına düşüyor. Çocukta 5 yaş çok önemli 5 yaş geçtikten sonra geçmişler olsun yapacak bir şey kalmıyor.’ DÜNYANIN NERESİNDEYİZ Türkiye koklear implantta Dünyanın neresinde diye soru yönelttiğimiz İncesulu, “biz işi iyi biliyoruz, çünkü dünyada farklı hiçbir şey yapılmıyor. Bizim burada problemimiz erken teşhis noktası. Doğuşta işitme kaybı olup olmadığı. Adı konsun ki 3 aya kadar tanımlansın, 6 aya kadar cihazlansın, eğer menenjit gibi bir şey yoksa en geç 1 yaşında implantı yapılması lazım. Türkiye’nin kullanıcı implant sayısı 3100. Bunların çoğu, çocuk ve çok azı yetişkin. Yani sonradan işitme kaybı olanlar. Türkiye’deki cerrah sayısı az. Benim bildiğim Ankara’da 16, İstanbul’da 5, İzmir’de 2, Antep’de 2, Kayseri’de 2, Adana’da 3, Konya’da 1, Samsun’da 2 kişi olmak üzere 33...” İLK KONUŞMASINDA DUA OKUDU İncesulu yeni doğan taramasından yakaladığı bir çocuğu 17 aylıkken ameliyat ediyor ve isminin İremnur olduğunu öğrendiği bu çocuk ilk konuşmasında Sübhaneke duasını okuyor. Maraş’tan gelen ve babası öğretmen olan bu çocuğun şu anda gayet güzel konuştuğunu vurguluyor. “Eskiden yeni doğan taraması yoktu aileler tespit edip bize getiriyorlardı. İlk ameliyatı 1999’da Ankara’da yaptım, Ömer isminde küçük bir çocuktu. Ameliyattan sonra onların duyması ve konuşması beni çok mutlu ediyor.” Yard. Doç. Dr. Esra Yücel, ailenin önemini anlattı. PSİKOLOJİK DESTEK VERİLMELİ İmplant ameliyatı olacakları belirleyen Hacettepe Üniversitesi eğitim odyologları hastalara psikolojik desteğin şart oldğunu söylediler Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Eğitim Odyoloğu Yard. Doç. Dr. Esra Yücel, ameliyat olacak çocuklarla ilgili bir takım testler yaptıklarını ve ameliyata uygun olup olmadıklarını değerlendirdiklerini söylüyor. Bunun için bir de eğitim psikoloğumuz var. O da ailenin ve çocuğun psikolojik anlamda bu ameliyata hazır olup olamayacağını değerlendiriyor. Bunun için çeşitli standart testlerimiz var. Bazen işitme cihazı ile birlikte oluyor. Bazen 6 ay sürüyor. Hastalarımızın yüzde 80 -90’ı Ankara dışından buraya geliyorlar. İşitme kaybının çocuk üzerinde oluşturduğu etkilere bakıyoruz. Dil gelişimi, duygusal gelişim, psikolojik gelişim, bunları aile ile değerlendiriyoruz. Meseleye sadece kulak olarak bakmıyoruz. İşitmenin çocuklarda nasıl bir etki oluşturduğu, yaşıtlarından ne gibi farklılıklar gösterdiğini tartışıyoruz. Bu gelişim eksikliklerine göre tüm gelişim alanını destekleyecek eğitim programı oluşturuyoruz. ÖĞRETMEN VE AİLE ÖNEMLİ Aile çocuğun birinci öğretmeni. Çocukların gelişim sistemlerine uygun olarak hazırlanmış bir takım oyuncaklar sesli materyaller var. Onun için bunları kullanıyoruz. Aileye de ekonomik durumu varsa ev için bunları almalarını öneriyoruz. Yoksa evde buna benzer nasıl bir sesli ortam oluştururlar onu tavsiye ediyoruz. Bazı özel eğitim kurumlarının bu konu hakkındaki donanımları ve bilgilleri yeterli değil. Biz bu kurumlara da hazırladığımız eğitim programlarını gönderiyoruz. Eğitim kursları veriyoruz. Bu ailelerin bizde dosyaları var eğitim dosyasındaki programı aile burada öğreniyor ve bir eğitim merkezine gidiyor oradan bize çoçukla ilgili bir rapor geliyor. Normal okula başladığında ise okuldaki öğretmeni ile iş birliğine gidiyoruz. İfade güçlüğü olan çocuklar ya içine dönük oluyor ya anlayamadığı için soyutlanıp diğer çocuklar tarafından dışlanıyor. Bu çocuklara psikoloğumuz destek oluyor. Gerekirse okulun rehberlik araştırma öğretmeni ile iletişime geçiyor. BU İŞİN ALFABESİ YOK Bakanlık, özel eğitim merkezleri için bir mobil program hazırlattırıyor. Koklearlı çocuklar için de böyle bir çalışma istendi. Bunun yaygınlaşması için pilot okullar seçilebilir. Ameliyat var kurs yoksa çocuk başarısız olur. Bizim asıl istediğimiz kaynaştırmadan çok tek tek okullara gönderilmesinden ziyade eşit sayılarda belirli okullara gönderilmesi gerekir. 10 öğrenci normal ise 10’da koklearlı çocuk gönderilmesi lazım. Çok uğraştığımız öğretmenler de oluyor. Bu çocukları sınıfından kovan imza toplayan öğretmenler var. Aile açıklamak zorunda kalıyor bizim çocuğumuzun kulağında koklear implant var. Bu 50 bin liralık bir alet lütfen dikkat edin kaybolmasın diyor öğretmen böyle bir sorumluğu almak istemiyor...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT