BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Eskişehir dünyaya örnek oldu

Eskişehir dünyaya örnek oldu

Anadolu’nun ortasında, dünyanın akıl danıştığı bir kurum. Burası Anadolu Üniversitesi İşitme Engelli Çocuklar Araştırma ve Eğitim Merkezi... 2 yaşında İÇEM’e gelen çocuk, üniversiteyi bitirene kadar eğitim alıyor.



BU KULAĞA SES VER -5- HER ŞEY DÜŞÜNÜLMÜŞ İşitme Engelli Çocuklar Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde ses yankılanmasın diye yerler halıyla kaplanmış. Duvarlar da kaplı, camlar çift, eternit sistemi var. Diğer okullara yerler çıplak, halı yok, eternit sistemi yok. Türkiye’nin dünyaya örnek merkezlerinden biri olan, birçok ülkenin heyetler halinde incelediği İÇEM’i, yetkili isimler pek dikkate almasa da koklearlı çocukların aileleri içinde bulundukları açmazdan acil bir çıkış kapısı olarak görüyor. İlgililere duyurulur.... Anadolu’nun ortasında, dünyanın akıl danıştığı bir kurum. Burası Anadolu Üniversitesi İşitme Engelli Çocuklar Araştırma ve Eğitim Merkezi... 2 yaşında İÇEM’e gelen çocuk, üniversiteyi bitirene kadar eğitim alıyor. Merkezde eğitimlere aileler de katılıyor. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ne bağlı kısa adıyla İÇEM olan İşitme Engelli Çocuklar Araştırma ve Eğitim Merkezi’nin ilkokul ikinci sınıfındayız. Öğretmen elindeki resmi göstererek soruyor: “Buradaki küçük çocuk sizce nereli?”... “Saçları sarı değil mi bu çocuğun?”, “Kimler sarışın olur du Afrikalılar mı?” ,”Bu çocuk yoksa Türk mü, kim söyleyecek?” Yarım halka içinden bir el kalkıyor: “Bence o çocuk Alman”. Öğretmenin gözleri parlıyor. “Aferin sana Ahmet”... İşitme engelli çocuklarla ilgili bir araştırma yazısı hazırlamaya karar verdiğimizde yakın bir dostumuz İÇEM’i görmeden bu konuları anlatmazsanız hem orada emek verenlere hem de bu işte sizi rehber edineceklere haksızlık edersiniz demişti. Kapalı kapının camından görünenlere bakılırsa galiba haklıydı!... Okul normal okullara, sınıflar da emsallerine hiç benzemiyor. Çocuğunun buradaki eğitimden istifade etmesini isteyen velilerin kontenjan engeline takıldığını duymuştuk.. Hatta birçok ailenin çocukları için yuvalarını ikiye bölüp yarısını Eskişehir’e taşıdığını da... Burası Türkiye’nin sayılı merkezlerinden... İÇEM’in kuruluş hikayesi de bir hayli ilginç... TEMELİ BÜYÜKERŞEN ATTI Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in kızlarından biri işitme engelli olarak dünyaya gelir. O dönem Anadolu Üniversitesi rektörü olan Büyükerşen’in akademisyen kimliği, baba yüreği ile birleşince dünyayı taramaya başlar. İngiltere’de Manchester Üniversitesi’nin işitme engellilere yönelik çalışmalarını duyar. Ve burada bir Türkle nişanlı odyoloji son sınıf öğrencisi İngilizi Türkiye’ye getirebilmek için hayli dil döker... Bugün İstanbul’a yerleşen ve Koklear implant konusunda Türkiye’nin oterite isimleri arasında gösterilen Julie Koşaner, anlatıyor: “1979 yılıydı... Manchester Üniversitesi son sınıftaydım. Sayın Büyükerşen duymayan kızı için araştırma yapıyordu. Bizim üniversiteye de geldi. Benden Türkiye’ye gelmemi burada bu tip çocuklar için bir merkez kurup bir eğitim modeli oluşturmamı istedi. Aklıma yattı. İki hocamla birlikte gelip İÇEM’in temellerini attık. Bugün Türkiye’nin bu alandaki en önemli merkezi olan İÇEM’de birçok çocuğa ses olduk. Tam 17 yıl çalıştım, sonra da özel sektöre geçtim. Ama İstanbul’a baktığımda Eskişehir’in bir fırsat olduğunu görüyorum. İstanbul’dakilere üzülüyorum. Çok eksiklikler var çoook!” Kiminle Koklear implant konuşsak “n’olacak bizim çocuğun eğitim hayatı” diye soruyor. Hatta çoğu uzman Eskişehir İÇEM’i bilmiyor tanımıyor. DEVLET BİLE TANIMIYOR! Okul Müdürü Prof. Dr. Ümran Tüfekçi de bu soruların cevabını en iyi bilen kişi olmalıydı. “Biz burada bir çocuğu 2 yaşında alıp üniversiteyi bitirinceye kadar eğitiyoruz. Hem okul, hem de işitme engelli çocuklar eğitim ve araştırma merkeziyiz. Bu özelliğimiz bizi farklı kılıyor. İşaret sistemi kullanmıyoruz, konuşma sözlü dil üzerine program yapıyoruz. Konuşma becerilerini öğretiyoruz. Çocuklarımızın eğitimlerini özel uzmanlarımızla veriyoruz. Daha ileriki sınıflarda bütün dersleri görüyor, günde en az 2 bireysel seans ve eğitim alıyorlar. Tamamen İngiliz uzmanların Amerika ve İngiltere’de yaptığı tarzda bir eğitim programı uyguluyoruz. İngiltere’de bir özel okulun müdür ve yardımcılarıyla burada daimi kadroda çalıştı. Çok yoğun yardım aldık hem program geliştirdik hem de hizmetiçi eğitim yaptık. Biz kolej gibi özel malzemeler üretiyoruz, çok özgün bir eğitim veriyoruz. Toplam 130 işitme engelli 40 öğrenci de kaynaştırma amaçlı yuvada eğitim alıyor. 19. yıl mezunumuzu verdik. Bütün bunlar bizi farklı kılıyor ama farkımız fark edilmiyor. Sadece 101 implantlı öğrencimiz olmuş. Şu anda da 43 implantlı öğrencimiz var. Biz eliyle koluyla işaret eden öğrenci yetiştirmiyoruz, hepsi tek tek ve anlaşılır biçimde konuşuyor. Ama bugüne kadar Ankara’da Başbakanlık Özürlüler Kurumu var onlarla hiç bir ilişkimiz olmadı mesela. Bu kadar yasa yönetmelik yapıyor ilgili bakanlıklar, bize kimse ‘Siz ne yapıyorsunuz, bize nasıl katkıda bulunursunuz demedi! Bakanlığın Sadece ‘sağırlar’ okulu var.” ERKEN TEŞHİS ŞART Yrd. Doç. Zerrin Turan ile okulu geziyoruz.. Sınıflar oldukça özenli dizayn edilmiş. Özellikle ailelerin de eğitime katılmasının istendiği yuvada hayatı tanımaya yarayacak her türlü malzeme mevcut. Bir köşede kurulan manava elma, armut şeftali konmuş, kunduracısı, marketi... Çocuklar hem eğleniyor, hem öğreniyor. İşitmeyen çok bağırır derler, burada sesten eser yok. Zerrrin Hoca bir yandan da okulun işleyişi hakkında bilgi veriyor. 3 yaşına kadar merkeze gelen çocuklar bir takım testlere tabi oluyor. Daha çok aileler eğitiliyor. Çocuk ve aile psikolojik destekle birbirlerine irtibatlandırıyor. Eğitim gören her çocuk için ayrı dosya açılıyor. Her çocuğun ses eşikleri ve hikayesi öğretmenin elinin altında bulunuyor. Zayıf olduğu konuda mutlaka özel derse tabi tutuluyor. Böyle olunca da öğrenmekten başka çıkar yol olmuyor.” İÇEM’de her çocuğun ses eşiği ve hikayesi öğretmenin elinin altında bulunuyor. Çocuk zayıf olduğu konularda mutlaka özel eğitimden geçiriliyor. SINIFTA KOLBASTI Sınıflardan birinin önünde duruyoruz. Zerrin Turan Hoca, “Bu sınıf geçenlerde bir gösteri yaptı görmenizi gerçekten isterim diyor” ve kapıyı tıklatıyor. “Kolbastı oynar mısınız?” sorusu ile çocukların hepsi birden yerinden fırlıyor. İki dakikada önce CD player sonra da kollar iki yana açılıyor. Vur patlasın çal oynasın kendini ortaya atan maharetini sergiliyor. Ardından başka bir sınıf, bir başka sınıf... Hepsi birbirinden farklı... Koridorlara çocukların yaptığı resimler, yazdıkları şiirler asılmış. Çocuğun eğitimi için gereken her şey tasarlanmış. Hal böyle olunca da insan ister istemez, “Peki siz nasıl başarıyorsunuz da diğerleri başaramıyor” demeden edemiyor. Yard. Doç. Turan “Okula gitmek çare değil ki! Ailelerin bir araya gelip bu eğitim sistemini değiştirmeleri için uğraşmaları gerekir. Bireysel farklılığı olan çocuklar bu sistemin içinde kaybolup gidiyorlar. Sınıflar çok kalabalık, işitme engelli bir çocuğun o gürültünün içinde bir şey anlaması mümkün değil.” Prof. Dr. Levent Sennaroğlu KULAĞI olmayana dahi ses veriyorlar Yaptığı 920 koklear implant (biyonik kulak) operasyonu ile Türkiye’nin en tecrübeli ekibinin görev yaptığı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Sennaroğlu, fakültenin işitsel beyin sapı implantı operasyonlarıyla Türkiye’yi dünyada ikinci sıraya taşıdığını söyledi. Yurdumuzda akraba evliliklerinin çok olduğunu bu sebeple çocuklarda değişik yapısal bozukluklar ortaya çıkabildiğini anlatan Sennaroğlu, iç kulaktaki tüy hücrelerinin doğuştan veya sonradan meydana gelen olaylar sebebiyle zedelenmesi durumunda normal prosedürün işlediğinin altını çizdi. Sennaroğlu, “Bunu ne kadar erken düzeltirsek işitmesi ve konuşması o kadar iyi oluyor. İdeali doğumdan bir iki gün sonra işitme kaybını tespit etmek 3-6 ay arasında işitme cihazını vermek” dedi. BEYİN SAPI İMPLANTI Türkiye’de tıpbın imkanlarının son derece geniş olduğunu vurgulayan Sennaroğlu; “Koklear implantı normal iç kulağa yapıyoruz. Ama iç kulakta doğuştan implantı yerleştiremeyeceğimiz kadar bir bozukluk varsa, mesela iç kulak oluşmamışsa veya işitme siniri gelişmemişse, işitme sinirinin gittiği kanal yoksa o zaman beyin sapı implantı gündeme geliyor. Bir de sonradan meydana gelen işitme kayıpları var. Mesela her iki iç kulaktan geçen bir kırık hattı varsa veya işitme ve denge sinirinden köken alan tümörler mevcutsa o zaman ne yapıyoruz? Beyin sapı implantını ikinci çekirdek olan beyin sapındaki işitme çekirdeklerini bulunduğu yere yerleştiriyoruz. Hastalarımız zaman içinde konuşmaya hatta şarkı söylemeye başlıyor. İmp-lanta göre sonuçları biraz daha az iyi diyebiliriz. Gene de işitmesini sağlıyoruz ki önemli olan o. Şu ana iç kulağı gelişmeyen 16 çocuğa yaptık. Bu çocuklar işitmeden mahrum kalmadılar. Bunu menenjitli hastalarda da yapıyoruz. Menenjit kemikleşme ile iç kulağı kapatırsa bunlarda da beyin sapı implantı gündeme geliyor.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT