BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > EN RENKLİ RAMAZAN SAYFASI

EN RENKLİ RAMAZAN SAYFASI

Dün akşam teravih namaz› k›lan, gece de sahura kalkan Müslümanlar, “Onbir Ay›n Sultan›”na “merhaba” dedi. Ramazan için hazırladığımız özel sayfam›z



Hazırlayan: Fatih Bilgi fatih.bilgi@tg.com.tr Ruh ve beden sağlığı için en iyi ilaç: ORUÇ Mübarek ramazan ayının gelmesiyle birlikte tutulan orucun, manevi yönü kadar beden sağlığı açısından da pek çok faydası vardır. Gastroenteroloji ve İç Hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Yusuf Uzun, oruç konusunda bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda araştırma yapıldığını, bu araştırmalarda, insanın ruh ve beden sağlığı açısından orucun çok önemli faydalar sağladığının tespit edildiğini belirtiyor. Mesela; oruç tutanlarda zararlı kolesterol azalırken, faydalı kolesterol denilen HDL-C yüzde 30 oranında artıyor. Orucun yararları konusunda bazen rivayetler bazen de bilimsel gerçeklere dayalı olarak birçok şey söylendiğini ifade eden Prof. Dr. Uzun, ilaç ve diyetle rahatsızlıklarını kontrol altında tutan şeker hastalarında oruç tutmanın zararlı etkisi olmadığını da söylüyor. Ancak sık sık insülin kullanmak zorunda olan şeker hastalarının doktor kontrolü ile hareket etmesi gerektiğini hatırlatıyor. Orucun vücut kondisyonunu değiştirmediğini de belirten Prof. Dr. Yusuf Uzun,”Ramazan ayında oruçla vücut metabolizması yavaşlamakla beraber vücudun hareket kapasitesinde değişiklik olmamaktadır” diyor. RAMAZANDA ÇAY VE KAHVE... Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Hayoğlu, ramazan ayında “sindirimi kolaylaştırsın diye” tüketilen çay ve kahvenin, yemeğin hemen ardından içilmesi durumunda vücutta demir emilimini azaltabildiği için yemeklerden en az 1 saat sonra içilmesi gerektiğini söyledi. BUNLARA DİKKAT! Prof. Dr. Yusuf Uzun, orucun insanlara daha iradeli olabilme yeteneği sağladığını kaydederek, ramazan boyunca beslenme konusunda şunlara dikkat edilmesi uyarısında bulunuyor: * Sahur ve iftarda hafif yemekleri tercih edin ve birden bire çok yemeyin. * Sofradan, doymadan kalkın. * Özellikle kalp ve tansiyon hastası iseniz, hamurlu, tuzlu ve kızartma türü yiyeceklerden uzak dursun. * Mide rahatsızlığı olanlar asit giderici ilaç kullansın. * Oruç döneminde vücutta şeker, sodyum, kalsiyum ve fosfat düşeceği için bunların telafisini yapın. * Sahurda, mideyi yoracak ağır yemeklerden ziyade, karnı bütün gün tok tutacak lifli gıdaları tercih edin. * Bol bol sıvı alın, gazozlu içeceklerden uzak durun. * Ramazan’ı fırsat bilerek sınırlı ve düzenli yemek yemeyi alışkanlık haline getirin. Hadis-i Şerif Bu aya ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir. GÜNÜN SÖZÜ Gül düşün gülistan olursun Diken düşün diken dolarsın. Mevlâna Celaleddin-i Rumi HER GÜN BİR DUA İftar Duâsı Ezan okunup akşam vaktinin girdiği iyi anlaşılınca, önce E’ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftârlık yiyip, (Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. MANİDAR MANİDAR Bu gece ayın evveli Açıldı İslâm’ın gülü Geldi mübarek ramazan Mesrur etti cân ü dili. ESKİ RAMAZANLAR BORÇSUZ KUL VAR MI? > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Ramazanla ilgili nükteler ve kıssadan hisseler ortalıkta çok dolaşır. Ramazan nükteleri hep çok yanlış, üzücü şekilde aktarılır. Direklerarası eğlenceleri, binbir gece gösterileri, Ermeni kantocuları, gölge oyunlarının, tavla-tombala saatlerinin ramazanla ne ilgisi vardır. Hatta bu mübârek ayla ilgili ibretlik nüktesi çok olan zatları tahkir etmek için belden aşağı içkili, kadınlı fıkralar yazılır. Bu mesnetsiz hikâyeler ve yazılar mübârek ramazanı ve muhatabını incitir. Acizâne “Eski Ramazanlar” köşemizde onbir ayın sultanı ramazanın nüktelerini nazif ve sâdık olarak hicabınca aktaralım. Bugünkü yazımıza konu olan Sadrazam Koca Ragıp Paşa Devleti Âli Osmani’de sadrazamlık, reis’ül küttablık, kadılık, ordu-yu hümayun riyaseti, defter emâneti, riyâset vekâleti, defterdarlık, konsolosluk, Halep, Rakka, Mısır Valisi gibi daha sayamadığımız onlarca görevde çalışmış, alim ve edib bir paşadır. SOHBET ARKADAŞI... Osmanlı’da her devletlünün Allah dostu bir musahibi (sohbet arkadaşı, sırdaşı) vardır. Paşa’nın musahibi Haşmet Baba adlı haramdan sakınıp, sözünü sakınan, hikmet ehli bir zattır. Koca Ragıp Paşa “Bu ayda tebasında (emri altında) bulunanlara kolaylık gösterenler affonulur” müjdesi mucibince Haşmet’i de yanına alarak, tebasındakilerin bedesten (çarşı-pazar) defterlerini kontrole gider. Paşa’nın her ramazan yaptığı bu gizli işini sadece Haşmet Baba bilir. Ragıp Paşa bir manava girip: “Selamün-aleyküm. Zimem (veresiye) defteriniz var mı?”, “Vardır” cevabını alınca, o defterde ne borç varsa öder. Esnaf da Paşa’nın huyunu bilip, gizlilik tembihine uyar. Borcu ödenenler, Allah’a hamdü senâ eder. Nüktedan Ragıp Paşa işi bitince Haşmet’e takılmadan edemez. - Bre Haşmet ölümü düşünürüm de. Kabir taşıma ne yazdırayım? - “Dün altımda olanlar, bugün üstümde” yazdır Paşam! - “Hoş bir cevap verdin. Senin de borcun var mı?” - “Vardır elbet, bakkal tayfasına 2 altın, manava 3 altın...” - “Sana kul borcunu değil, orucu sordum yahu!..” - “Siz sadece kul borcunu sorarsınız, orucu ancak Yüce Allah sorar.” Nefise Ninenin İFTAR SOFRASI Ramazanın KOKUSU Aradan koca bir yıl geçti ve şükürler olsun kavuştuk yine. Eskiler “Canım Ramazan, bak kokusu geldi” derlerdi. Sizi bilmem ama ben mânâ kokusu alacak kadar halis berrak bir insan değilim. Yok yemek kokusu derseniz o başka... Öyle ya, mutfaklarımız şimdiden şenlendi bile. Bakın her sene öyle olur. İlk iftar sofrasına kahvaltılıklar, çorbalar, etliler, zeytinyağlılar, salatalar, pilavlar, börekler, şerbetler, köfteler, dolmalar, tatlılar, meyveler konur ve sofra kurulduğu gibi kalkar. Milletin çok yemekten gözleri kararır, çoluğu çocuğu devrilecek köşe arar. Çoğu kez bu rehavet yüzünden teravih kaçırılır. Halbuki zamanında gelen pırıl pırıl bir çay yahud okkalı bir kahve bütün bunlardan daha makbule geçecektir. Gelin siz bu teyzenizi dinleyin. Misafiriniz olsa bile çeşitten kaçın, sadelikten ayrılmayın. Merak etmeyin bir kişilik yemek iki kişiye yeter ve tek çeşidiniz bile olsa kimse aç kalkmaz. Bu gün ramazanın ilk günü mideniz açlığa alışamamış olabilir. Öyleyse “ilaç gibi” bir yemekle başlayalım. Evet bildik bir çorba geliyor “tarhana” Domatesli, biberli, mümkünse sebzeli bir et sote de fena gitmez. Hadi yanına pilav olsun bir de salata... Tatlı için bugün size güzel bir tarifim olacak... Aşağıda... BİR LEZZET FIRINDA SÜTLAÇ HAZIRLANIŞI: Pirinçleri 1 litre suda haşlayın. Yumuşayınca 1 litre süt ile şekeri ilave edin. Sütü yavaş yavaş, karıştırarak ilave edin. Sütün kaynamasına yakın bir bardak suda ezdiğiniz 3 yemek kaşığı pirinç ununu ilave edin. 10 dakika kadar daha kaynatın, bu arada kıvamı da koyulaşacaktır. Ateşten almadan önce vanilyayı ilave ederek ısıya dayanıklı kaselere alın. Kaseleri fırın tepsisine dizin. Sütlaçların tabanlarının yanmasını önlemek için tepsiye su koyup 180 derecede ısıttığınız fırına sürün. MALZEMELER: * 1.5 çay bardağı pirinç * 2 su bardağı şeker * 1 paket vanilya * 1 litre su * 3 kaşık pirinç unu * 1 litre süt NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR DR. MARCUS iman etti güzelliklerin farkına vardı Daha çocukken Müslümanlığı merak etmiş ve İslâmiyet hakkında bilgi toplamaya başlamıştım. Doğduğum şehrin kütüphanesinde 1750 senesinde basılmış eski bir Kur’ân-ı Kerim tercümesi buldum. Rivayete göre, Goethe de İslâm dinini incelerken aynı Kur’ân-ı Kerim tercümesini okumuş ve ondan sonra, bu kitaba karşı olan hayranlığını beyan etmişti. Kur’ân-ı Kerimi okudukça, onun gayet mantıki olan ve aynı zamanda insanın ruhuna kadar işleyen cazibeli ifadesi bana çok tesir etti. Memleketimden ayrılıp, Berlin’e geldiğimde, orada Müslümanlarla dost oldum, konferanslara katıldım. İslam merkezinin görevlileriyle daha fazla temas etmeye ve İslam dinini daha yakından incelemeye başladım. Bir müddet sonra, bu dinin benim aradığım ve düşündüğüm hak din olduğuna tamamıyla inanarak Müslümanlığı kabul ettim. İslam dininde, Allah birdir ve tek yaratıcıya inanmak, İslamın en kutsi akîdesidir. İslam dininde akla sığmaz, inanılması mümkün olmayan hiç bir akîde yoktur. Allahü teâlâdan başka, hiç bir yaratıcı yoktur. İslâmiyette, modern ilimlere uymayan, onlara zıt hiçbir nokta bulamazsınız. Emir ve telkin ettiği bütün hususlar, tamamıyla mantıki ve faydalıdır. İslâmiyette, diğer dinlerde olduğu gibi, iman ile mantık arasında hiç bir ayrılık yoktur. Bunun için, benim gibi tabii ilimlerle hayat boyu uğraşmış bir kimsenin, bu çalışmalardan elde ettiği ilmi sonuçlara tam uyan İslâm dinini, bunlara hiç uymayan diğer dinlere tercih etmesinden daha tabii ne olabilir? İkinci bir sebep olarak, şunu da ilave edeyim ki; diğer dinler, yalnız maneviyata hitap eden bir takım garip, abes fikirlerle doludur. Bunların hakiki hayat ile hiç bir ilgisi yoktur. BİR İFTAR MEKÂNI Ramazan Bingöl Et Lokantası Sınırsız bir lezzet hizmeti sunan Ramazan Bingöl Et Lokantasında, ramazanın keyfini bir başka yaşayabilirsiniz. Kişi başı: Bayrampaşa Şubesi’nde 45 TL, Giyimkent Şubesi’nde ise 50 TL ödeyerek bu muhteşem ve sınırsız lezzetleri keşfedebilirsiniz... Geniş bir lezzet yelpazesi sunan iftariyeliğin ardından yazın sıcağında soğuk tatlarla kendinizi yemeğe hazırlayabilir ve ara sıcaklara geçebilirsiniz... Demir hindi ve meyan kökü şerbetiyle ferahlığın tadını çıkarırken ana yemekte, ızgara ve kebap çeşitleriyle tandırın tadına baktıktan sonra, ramazanın vazgeçilmez tatlıları: Güllaç, sütlaç, kadayıf, künefe sayesinde arkadaşlarınız veya ailenizle hoş bir sohbete dalabilirsiniz... Ramazan Bingöl Et lokantası, iki şubesinde de bahçe ve terasıyla yazın sıcağında size ve sevdiklerinize ferahlatıcı bir iftar sunuyor... Bayrampaşa: 0212 615 20 55 - Giyimkent: 0212 438 30 83
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT