BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutlular ve olamayanlar

Mutlular ve olamayanlar

İnsanlar ikiye ayrılıyor. Huzurlu olmak için tekdüze bir çizgiyi kabullenenler ve asla sürprizlere maruz kalmayanlar ve huzurdan vazgeçerek mutlulukları ve mutsuzlukları bütün yoğunluğu ile duyumsayanlar.



İnsanlar ikiye ayrılıyor. Huzurlu olmak için tekdüze bir çizgiyi kabullenenler ve asla sürprizlere maruz kalmayanlar ve huzurdan vazgeçerek mutlulukları ve mutsuzlukları bütün yoğunluğu ile duyumsayanlar. Toplumların genel yapısını ilk grup oluşturuyor. İyi bir iş, iyi bir eş bulup başını sokacak bir de ev satın alan, çocuklarını büyütüp evlendirmeyi hedefleyen ve böylece farkında olmadan yaşamın sürekliliğini sağlayan belkemiği kitle. Ve anarşistler... Bu anarşistler sadece duygu anlamında anarşiden yana elbette. Hiçbir şekilde genel huzuru bozmak falan değil amaçları. Onlar daha ziyade kendi huzurlarının düşmanı. Genel çizgi ve onun tekdüze yaşantısı ikinci grubun tüylerini diken diken ediyor. Böyle bir hayat yaşamaktansa ölmeyi bile tercih edebilecek tipler onlar. Ve genellikle onlar sanatçı oluyorlar. Yalnız burada kastedilen memur sanatçı sınıfı değil. Yani sesi ve fiziği hoş olduğu için birkaç sene şöhretini sürdüren ve o arada ne kazandıysa onu kâr bilenler değil. Çünkü bu saydıklarımız aslında ilk gruba ait insanlar. Onlar, ellerindeki avantajı değerlendiren ve artılarını banka hesaplarına yansıtan akıllı orta sınıfı oluşturuyor. Benim sanatçı derken hatırlatmak istediğim isimler farklı. Mesela hayatı kendisine ve onunla birlikte yaşayan herkese, özellikle de kadınlarına zehir etmiş olan müthiş heykeltıraş Rodin. Onun aşkı uğruna akıl sağlığını kaybetmiş ve dolayısı ile kendisini mahvetmiş olan Camille Claudel. Camille’in hayatını okuyanlar hatırlayacaklardır, bazı uzmanların görüşüne göre o, sevgilisi Rodin’den bile daha yeteneklidir. Ya da yazarları düşünelim. Sizce Yaşar Kemal mutlu bir insan mıdır? Sanmıyorum. Ya da Orhan Pamuk etrafına aralıksız gülücükler dağıtan bir kişi midir? Ya da Nazım Hikmet, bütün hayatını tam da istediği gibi mi geçirmiştir? Sizce bu insanlar, bir an düşünüp ellerinde olsa ilk gruba dahil olmazlar mıydı? Che Guavera ile Eva Peron’un arasındaki fark bu grup ayrılığı değil miydi? Eve Peron, katışıksız bir orta sınıf örneği idi. Çok para, şöhret ve sonunda aşk istiyordu. Buna karşılık Che, bir huzursuzdu. Bir extremdi. Onun hedefleri uç noktalardaydı. Güzel bir ev, mutlu bir eş ve çocuklar onun hedefleri arasında değildi. Bu saydıklarımız, hep dünyayı değiştirmek isteyenlerdi. Kendi doğrularını herkese kabul ettirmek için kendilerinden vazgeçen mutsuzlardı. Bedel ödediler. Ortak özellikleri, ödedikleri bedelin kendi hayatları olmasıydı. Ama karşılığını aldılar. Hâlâ hatırlanıyor olmak onların elde edebileceği en büyük ödüldü. Sıradaki soru şu: Değer miydi? Bu tartışılır. Bunu soranlara benim soracağım soru ise şu: Başka şansları var mıydı? Bunun cevabı açık; hayır yoktu! Onlar böyle yaratılmıştı. Allah tarafından bahşedilmiş özel yetenekleri vardı ve diğerlerinden farklıydılar. İsteseler bile sıradan olamazlardı. Sıradan olmak için doğmamışlardı. Onlar ve benzerleri, acıları acı gibi, sevinçleri tam kıvamında ama kısa tattılar. Onlar, belki kendileri de dahil, kimseyi sevmediler ve kalabalıkların içinde bile yalnız kaldılar. Onlar, hem mahkumdular hem de yargıç. Kendi müebbet cezalarını kendileri onaylamışlardı. Ve tahminen çoğunun başını sokacak bir evi olmadı. Sözün özü Hayat, iki günden ibarettir. Dün ve yarın. LEVHA Gözle görülen, eleştirilmeye mahkumdur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 92779
    % -0.98
  • 5.283
    % -0.08
  • 6.0317
    % 0.15
  • 6.6982
    % -0.65
  • 211.885
    % -0.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT