BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Liboşlar ve takkeliler

Liboşlar ve takkeliler

Medyamızın köşe başlarında, hatta yönetiminde, öteden beri takıldığım bazı tipler vardır...



Medyamızın köşe başlarında, hatta yönetiminde, öteden beri takıldığım bazı tipler vardır... Marksist ve Maoist iken, hatta terör eylemlerine bulaşmış, terörist Filistin Kurtuluş örgütünden diplomalı, sonraları güya İslamcı “liboş” ve daha sonra sadece “liboş” bazı kişiler! Bunlar, büyük medya kuruluşlarında köşelerini ve yönetimi nasıl ele geçirmişlerdir? Hep merak ederim! Bu kuruluşlardan birinin patronu, bunu sorduğumda, “Bizim gazeteler, televizyonlar markettir her çeşidi bulunur” diye cevap vermişti. Çeşit bolluğuna diyeceğim yok da, her ne hikmetse, sol çeşidin envai daha fazla.. Bugünlerde de, liboş ve takkeli liboş kılıklarında! ÖZKÖK’ÜN TARİFİ Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök, Genelkurmay’ın, Recai Kutan’ın sözlerine karşı zehir zemberek tepkisinden sonra, Kutan’ın referans olarak aldığı, kendi gazetesinin köşe yazarlarından ve benim yukarda sözünü ettiğim tiplerden, Cüneyt Ülsever’i, bakın nasıl tarif ediyordu: “Bu kesimler provokasyonlarını, deprem olayını ordunun üzerine yıkmaya kadar götürdüler... Şimdi de Hizbullah vahşetinin sorumluluğunu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üzerine yıkma vicdansızlığı içindeler.. Hayatı boyunca “ılımlılığı” ıskalamış, eksantrik ışık hzmeleri etrafında pervane böceği gibi dolaşmış bu aydın kimliği, her fırsatta Türkiye’nin ayağına pranga olmaya devam ediyor... Siyasi güzergahları, “solcular terörist olamaz” noktasından çıkıp gele gele “Dinciler terörist olamaz” noktasına gelebilmiştir... Kendi öldürdükleri arkadaşlarının (kimlikleri bende mahfuz) suçunu rakiplerinin üzerine atan bu zihniyetin bugün İslam adına vahşi katliamlar yapan Hizbullah’ın suçunu Ordunun üzerine yıkmaya çalışması beni hiç şaşırtmıyor!” Bravo Ertuğrul! Hürriyet’in eski geleneklerine, logosundaki Türk bayrağına ve “Türkiye Türklerindir” sloganına gerçekten yakışan, çok doğru bir teşhiste bulunmuşsun ve yerinde bir feveran göstermişin.. Ben daha iyisini yazamazdım!. Ama bu gibi tiplerin saygın gazetelerimizin başköşelerine nasıl geldikleri, nasıl getirildikleri orada nasıl kalabildikleri sorusunun cevabı gene yok. Daha doğrusu var galiba “market gereği” bir de böylesi bulunsun diye! ÜLSEVER’İN MANTIĞI Hizbullah vahşetini TSK’ya yıkmaya çalışmakta, Kutan’ın referansı (zaten bu düşüncesini şimdi de inkar etmiyor) olan Cüneyt Ülsever’e gelince, Özkök’ün bu zehir zemberek tepkisinden sonra, Hürriyet’teki köşesinde bir dakika bile durmaması gerekirken, çok garip bir mantık cambazlığı ile, önce kendi Genel Yayın Müdürü ile ters düşmesini, düşünce özgürlüğünün gereği, diye gösteriyor. Sonra da, Recai Kutan’a, “başkasının yani kendisinin makası ile ip kesti” ve hedef gösterdi, kendisini “sattı” diye, şiddetle saldırıyor. Aklınca böylelikle, hedefi yayacak, paçayı kurtaracak! Acaba, Genelkurmay’dan tepki gelmese idi, gene de böyle feveran eder mi idi, yoksa referans oldum diye övünür mü idi? Özkök de acaba böyle feveran eder mi idi? Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, geçen akşam Çağ Gazetesi tarafından verilen “Yılın En İyi Hukukçusu” ödülünü alırken bir yobazın sözlerini hatırlattı: Yılmaz şöyle diyordu: “Allah kelimesinin yükselmesi için yapılacak iktidar çalışmasına, “cihad” derler. Ordu halinde yapılır. Komutanı bellidir. Namaz kılmanın şartı iktidarın Müslümanlaştırılmasıdır. Allah diyor ki, camilerden önce iktidar yolu Müslüman olacak. Beş vakit namaz kılınacak yerler için kubbeler yapmak, sizi cennete götürmez. Çünkü bu ülkede Allah kubbe yapıp yapmadığını sormuyor, sormayacak, yetkili olup olmadığını soracaktır. Allah bütün peygamberlerini iktidar için mücadele ettirmiştir. Bana tarikat menşeinden iktidar için boğuşmayan bir isim gösteremezsiniz.. Allah’ın size soracağı soru söyle küfür düzeninde (herhalde bugünkü düzende) İslam devleti olsun diye niçin çalışmadın? Erbakan ve arkadaşları parti görüntüsü altında bu ülkeye İslamı getirmek istiyorlar, savcı bunu anladı, savcı kadar biz de anlasak bu meseleyi halledeceğiz. Bu ülkede dinin simgesinin Refah olduğunu, Yahudi Abraham bile anlamıştır, kim iktidar Müslüman’ın eline geçmeden cemaatı silaha teşvik ediyorsa o ya cahildir, ya başkaları tarafından görevlendirilen bir haindir.. Çünkü hiçbir peygamber, devleti ele geçirmeden harbe müsaade etmemiştir. Müslüman akıllı olur, karşısındaki düşmanı nasıl yeneceğini göstermez. Kurmay çizer, asker uygular. Eğer kurmay planını açıklarsa yeni bir plan kurması komutanlar üzerine vaciptir... Bizim görevimiz konuşmak değil, asker olarak ordu içerisinde, harpteki planı uygulamaktır..” Bu, yüce dinimizi, politikaya ve ülkeyi bölmeye alet eden zihniyet, Hizbullah’ı ve İBDA-C’yi teröre ve vahşete sevkeden aynı zihniyettir. Acilen yapılması gereken, İslamı bu ölümcül virüslerden korumak, kurtarmaktır! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bizi yanlış yollara sevkeden habisler bilsinler ki alel ekser din perdesine bürünmüşler saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleri ile aldata gelmişlerdir” Gazi Mustafa Kemal-Şubat 1923
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT