BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekmeğe ZAM yapılmaya!

Ekmeğe ZAM yapılmaya!

Ekmek fiyatlarının sabit tutulması padişahın talimatıdır, gün olur fırıncının ucuz ekmek yapması için aradaki fark belediye bütçesinden karşılanır



Ekmek fiyatlarının sabit tutulması padişahın talimatıdır, gün olur fırıncının ucuz ekmek yapması için aradaki fark belediye bütçesinden karşılanır > Tolga Uslubaş tolga.uslubas@tg.com.tr Ramazanda ekmek ve diğer eşya fiyatlarına zam yapılmamasını tembihleyen 1807 tarihli belge. BOA. 4. Mustafa Dönemi, Hat-ı Hümâyûn, No; 53351 Ekmeğin fiyatı yükselir, gramajı azalır, yine de biz Türkler için yemeğin suyuna bana bana ekmek yemenin tadından vazgeçilmez... Bizzat padişah ekmek fiyatlarının sabit tutulması için kesin talimatlar verir, gün olur fırıncının ucuz ekmek yapması ve de zarar etmemesi için aradaki fark belediye bütçesinden karşılanır. Bu arada fırıncıları da sıkı sıkıya denetlemeyi de ihmâl etmez. 1502 yılında çıkan İhtisâb Kanunnâmeleri’nde ekmekçilerden şöyle bahsedilir: “Ekmekler eksük olursa tahta külâh uralar veyahud para cezası alalar. Eğer muhâlefet edecek olurlarsa, cezalandırıla.” PADİŞAH ZAMA KARŞI 1907 yılında fırıncıların talepleri doğrultusunda 2. Abdülhamid Han’a gönderilen Sadaret tezkiresinde ekmek fiyatlarına 5 para zam yapılması istenir. Bu tezkire üzerine, Sultan 2. Abdülhamid’in yazdığı cevap hayli ilginçtir: “Hayreddin Paşa merhumun sadareti esnasında bu tür istekler geldiğinde Padişah’ın ne yolla karar verdiği bilindiği halde, böyle bir talepte bulunması yersiz karşılanmaktadır. İcap ederse zahire ihracatı tehdit edilmeli veya şayet gerekirse fiyat farkı Şehremaneti (Belediye) tarafından karşılanmalı, ama her halükârda ekmek fiyatları artmamalıdır!..” SEYYAHLAR YAZIYOR Uzun yıllar Osmanlı topraklarında yaşayan seyyahlarından biri olan D’Ohsson, “18. Yüzyıl Türkiye’sinde Örf ve Adetler” isimli eserinde şu satırlar yer alır: “Umumiyetle ekmek, et, yağ gibi ihtiyaç maddeleri daima cüz’i bir fiyatla satılmasına dikkat eder. Bunları satanların çoğu vergiden muaf tutularak teşvik edilmeye çalışılır. Eyaletlere göre çok daha pahalı olan hükümet merkezinde bile Avrupa’daki büyük şehirlerle kıyaslanamayacak kadar ucuzdur.” Ekmeğin fiyatı gerçekten de ucuz tutulmaya gayret edilir, ama savaş kapıya dayanmıştır. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı dönemlerinde kanlı çarpışmalar yanında, bir de “ekmek savaşı” başlayacaktır. Gene İkinci Dünya Savaşı döneminde büyük kentlerde ekmek darlığı çekilir, velhasıl ekmek “vesika” ile satılmaya başlar. Artık gariplerin kursağına giren ucuz ekmekler de mazide kalır... FAHİŞ FİYATIN CEZASI DA AĞIR OLUR 1827 yılında görülen bir uygulamaya göre fiyat hususunda câri nizam dışı hareketleri görünen tüccar, esnaf, küfeciler ve bakkallar suçlarının derecesine göre ilgili makam tarafından değnek ile dövüleceği, küreğe vaz edileceği veya nefy cezası tatbik edileceği ve adı geçen esnaf gruplarına mensup kişilerin biri kabahatli bulunduğunda önce tembih edilecekler, sonra aynı davranış içerisinde bulunurlar ise falakaya çekilecekler idi. 1767 tarihinde fırıncılık yapan dört yeniçeri, ekmeğin gramajını eksik tuttuklarından dolayı Seddü’l- bahr kalasında hapis ve kalebendlik cezasına çarptırılmışlardı. ESKİ RAMAZANLAR Gönlü züğürtsün kabul et! > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Vaktiyle Nâdim isimli bir derviş vardı. Ramazan ayında bu dervişi bir beyzâdenin konağına iftara davet ederler ve o da davete icâbet edip gider. Tabii öyle büyük ve mükellef bir sofra hazırlanır. Ancak herkes Nâdim Derviş’i kanaatkâr tanıdığından orada bir- iki lokma ile kifâyet eder. İftar tamamlanmadan konaktan ayrılıp, Yatsıdan evvel evine gelir. Evinin kapısından nefes nefese içeri girer. Derviş’in Sâfiye isminde saliha bir hanımı vardır. Hanımı eşindeki sabırsızlık ve iştihadan bir anormallik olduğunu anlar. Derviş Nâdim, “Sâfiye Hatun ne varsa koy yiyelim” diye acil bir sofra hazırlamasını rica eder. Sâfiye Hatun: Sen davette değil miydin bey, ne sofrası, ne yemeği? diye hayretini dile getirir. Derviş Nâdim: Sorma hanım, eğer çok yersem, arkamdan ‘Bu halis derviş değilmiş!’ diye konuşmalarından korktum ve bu sebeple fazla bir şey yiyemedim! Sâfiye Hatun: İyi o zaman, ben sofrayı hazırlayıncaya kadar sen de akşam namazını kılıver. Zaten sofrayı da ancak hazırlarım! Derviş Nâdim: İyi ama!.. Akşam namazını kıldım orada. Hem de cemaatle kılmıştım!.. Sâfiye Hatun: Sen, ‘arkamdan kötü konuşurlar!’ diye, pek yemek yiyemediğine göre, ‘arkamdan iyi konuşsunlar!’ diye de namazı uzatmışsındır. Bu sebeple sen, akşam namazını Allah rızası için bir daha kılıver ve tövbe et!. O arada ben de sofrayı hazır ederim bey!’ der. Derviş Nâdim: Hanımının bu sözleri üzerine derin derin düşünceye dalar, göz pınarları ıslanır. Aklı başına gelir, yaptığına pişman olur. Dilinden Nesib-i Mevlevi’nin şu beyti dökülen Derviş Nâdim; “Halsiz kaal ile irfan-ı Hüda girmez ele, malihulyâ ile müflis kişi kâar-un olmaz! (Sadece dille zikreder Allaha ulaşamazsın. Karun gibi zengin olma hayalinden vazgeç! Gönlü züğürtsün kabul et!.. ) diyerek tevbe-i nasuh edip bir daha riyâ (gösteriş) yapmamaya karar verir. (Bu yolda halis din isterler!) emrince salih bir Müslüman olarak yaşar. Hadis-i Şerif (Kıyâmet gününde, en şiddetli azabı görecek kimse, Allahü tealanın kendi ilminden, kendisini faidelendirmediği âlimdir) HER GÜN BİR DUA Sağlık ve âfiyet duası “Allahümme innî es’elükes-sıhhate vel-âfiyete vel-emânete ve hüsnel-hulkı ver-rıdâe bil-kaderi bi-rahmetike yâ erhamer-râhimîn.” (Ya Rabbî! Senden, sıhhat ve âfiyet ve emânete hıyânet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden râzı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!) MANİDAR MANİDAR Bu aya sultan ay derler Kaymak ile baldan yerler Ezelden âdet kılınmış Bekçiye bahşiş verirler. NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI BİLDİĞİNDEN ŞAŞMA Şimdi yine arkalarından konuşuyorsun diyeceksiniz ama gençlerin yemekle tek ilgileri yemek dergisi alıp raflara dizmekten ibaret. Boş kaldıkça bacak bacak üstüne atar, hayran hayran resimlerine bakarlar. Gören de zanneder ki bin çeşit yemek yaparlar. Eğer fotoğrafına bakarsanız ançuezli hindiba güzel görünür ama bu malzeme nerede bulunur? Çocuklar beğenirler mi acaba? Ne yalan söyleyeyim iftar vakti sürpriz yaşamaktan oldum olası korkmuşumdur. Ramazanda klasiklerden ayrılamam. Siz gelin beni dinleyin bildiğinizden şaşmayın. Mesela bu gün bir pilav yapalım ağızlara layık... Yanında da kurufasulye pişirelim. Ama ne olur etsiz... Etlisi kalınca ağırlaşıyor. İsteyen eti et olarak yesin ayrıca. Mesela söğüş kaynatın haşlama... Bol karabiberli, iki küçük patates atar mısınız bilmem... Alın bir çeşit daha... Madem geleneksel takıldık bari çam fıstıklı irmik kavuralım bu arada. Söyleyin başka bir şeye gerek var mı acaba? BİR LEZZET Sebzeli Pilav (6 kişilik...) HAZIRLANIŞI: Küp doğranmış sebzeleri (patlıcan hariç) buharda 10 dakika pişirin ve soteleyin. Küp doğradığınız patlıcanları kızartın. Sotelediğiniz malzemenin üstüne koyun. Sıcak suda beklettiğiniz pirinci kavurduktan sonra, soğanı zeytinyağında kavurmaya başlayın, soğanların rengi dönünce pirinci ilave edin.1 Tatlı kaşığı toz şeker ve tuzu ekleyin. Ağır ateşte pişirin. Demlenirken tüm malzemeyi ve ince doğranmış dereotunu içine katın. Dinlenmeye bırakın. MALZEMELER: >> 2 su bardağı pirinç >> 2 çorba kaşığı soya yağı >> 2 çorba kaşığı zeytinyağı >> 200 gram taze fasulye >> 1 adet kabak >> 2 adet havuç >> 3 adet kırmızı biber >> 2 adet patlıcan >> 1 demet dereotu >> 1 tatlı kaşığı toz şeker >> Bir miktar tuz >> 1 adet büyük baş soğan NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR FARUK B. KARAI (Zengibarlı) Müslümanlığı, büyük Peygamber Muhammed aleyhisselâma hayrân olduğum için kabul ettim. Zengibar’da birçok Müslüman ahbabım vardı. Müslümanlık hakkında çok güzel şeyler anlatıyorlardı. Bana verdikleri Müslümanlığa ait kitapları aile fertlerimden gizli olarak okuyordum. Nihayet, 1940 senesinde, ne olursa olsun, Müslüman olmaya karar verdim. Ailemin ısrarlarına ve o zamana kadar mensup bulunduğum Parsi dininin rahiplerinin tazyiklerine rağmen, Müslüman oldum. Bu sebepten başıma neler geldiğini, ne gibi zorluklarla karşılaştığımı uzun uzadıya anlatmayacağım. Ailem beni, imandan mahrum etmek için akla sığmaz vasıtalara başvurdu. Bana çok eziyet ettiler. Fakat, bir kere hidâyete eriştikten sonra, her cins tehdide mukavemet ederek, hak dinime kuvvet ile sarıldım. Ailemin bana çıkardığı her türlü müşküllere, Cebel-i târık kayaları gibi karşı koydum. Bu zorluklarla uğraşırken itikâdım bana kuvvet ve cesaret veriyordu. Kur’ân-ı kerîmi okudukça, ona tamamen bağlandım. Dünyada başka hiçbir dinin insanlara doğru yolu gösteremeyeceğine bütün kalbimle inandım. Kur’ân-ı kerîm, insanlara sadelik içinde yaşamayı, kardeşliği, eşitliği ve insanlığı öğreten, dünyada ve âhirette rahat ve huzur içinde bir hayat bahşeden mukaddes bir kitaptır. İnsanlar için en büyük rehber olan, Allahü teâlânın bu kitâbının getirdiği İslam dini, dünyanın sonuna kadar devamlı kalacaktır. İFTAR MEKÂNI WOW İstanbul Hotel ‘Özel Ramazan Konsepti’nde geleneksel ramazan sofralarının vazgeçilmez tatları iftariyelikler, çorba, et yemekleri ve tatlılardan oluşturulan alternatifli çok sayıda menüler hazırlandı. Hünkar beğendi, Elvan kız çorbası, Muskat ile tatlandırılmış dana kaburgası gibi Türk damak tadını yansıtan bir çok lezzetin yanı sıra; İstim antrikot ve kapyalı milföy gibi yenilikçi Türk mutfağı trendlerinin en güzel örnekleri WOW Convention Center’da konukların beğenisine sunuluyor. İftar davetleri, bozacı, şekerci, kavuklu ve pişekar gibi etkinliklerle süslendi. WOW Istanbul Hotel’in ana restoranı Mezzanine ise, konuklarını leziz açık büfe ve seçenekli iftar mönüleri ile canlı fasıl müziği eşliğinde ağırlayacak. TEL: 0 212 468 50 00 Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT