BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Feshane-i Amire’de NOSTALJİ VAR

Feshane-i Amire’de NOSTALJİ VAR

“Uluslararası Ramazan Etkinlikleri 2009 Kandiller Yanarken” programında, mehter konserleri, geleneksel temaşa sanatları, ip cambazı, davulcu, orta oyunu, illüzyon gösterileri ve hediyeli yarışmalarla vatandaşlar nostalji yaşayacak



> M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr “Uluslararası Ramazan Etkinlikleri 2009 Kandiller Yanarken” programında, mehter konserleri, geleneksel temaşa sanatları, ip cambazı, davulcu, orta oyunu, illüzyon gösterileri ve hediyeli yarışmalarla vatandaşlar nostalji yaşayacak BİNBİR GECE MASALI GİBİ Feshane bahçesinde ve Feshane-Sütlüce arasında kurulan Tarihi Galata Köprüsü üzerindeki stantlarda, ‘Pamuk Helva’, ‘Şerbetçi’, ‘Közde Türk Kahvesi’, ‘Mısır’, ‘Elmalı Şeker’, ‘Horoz Şeker’, ‘Osmanlı Macunları’ ve birçok lezzet bir arada olacak. Bir ay boyunca kapılarda bulunan x-ray cihazından geçecek olan 1 milyonuncu kişiye sürpriz hediye verilecek. Vapur Seferleri İDO ile her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan ayı boyunca, Üsküdar ve Eminönü vapur iskelelerinden karşılıklı seferlerle Feshane’ye ulaşım sağlanacak. Ramazan ayı boyunca Feshane’de yapılacak olan tüm etkinlikler ücretsiz olacak. Bu yıl Feshane’de ramazan etkinlikleri bütün hızıyla sürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından 21 Ağustos - 22 Eylül 2009 tarihleri arasında düzenlenecek olan “Uluslararası Ramazan Etkinlikleri 2009 Kandiller Yanarken”, bu yıl Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde 33 gün boyunca ramazan ruhuna uygun geniş programıyla farklı yaşanıyor. “Uluslararası Ramazan Etkinlikleri 2009 Kandiller Yanarken”de, ramazan sohbetleri, tiyatrolar, mehter konserleri, geleneksel temaşa sanatları (Karagöz-Hacivat, Meddah, Kavuklu-Pişekar), ayrıca ip cambazı, davulcu, orta oyunu, illüzyonist-jonklör gösterileri ve hediyeli yarışmalar da düzenleniyor. Ramazan etkinliklerinde dünyaya en anlamlı mesaj Özürlüler Merkezi’yle Feshane’den veriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi-Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İstanbul Özürlüler Merkezi, dünyaya en önemli mesajı verecek. Özürlüye sosyal, sağlık, istihdam, eğitim ve ihtiyaç duyulan birçok alanda çözüm üreterek hizmet sunma amacıyla kurulan Özürlüler Merkezi, Feshane’de, “Özürlüler Merkezi Mehter Takımı”, “Özürlüler Merkezi Sıra Gecesi” gibi birbirinden özel programlarıyla ziyaretçilerle buluşuyor. NAKKAŞLARDAN HAT SERGİSİ Hat sanatçısı Mehmet Yörükoğlu’nun yapraklar üzerine nakşettiği hat yazılarının yer aldığı “Yaşayan Yapraklar Hat Sanat Sergisi” 33 gün boyunca Feshane Sanat Koridorları’nda sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Ayrıca, Feshane 2. Mahmud Salonu’nda Hüseyin Goncagül ile ‘İstanbul Yarışıyor’da misafirler hem bilgi konusunda yarışıyor. Ayrıca farklı etkinliklerle sürpriz hediyeler kazanılıyor. Yine 2.Mahmud Salonu’nda ‘Pandomim Gösterisi’, ‘Geçmiş Zaman Olur ki, ‘’ Hayali Cihan Değer’ adlı gösterimler de yer alacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı sebebiyle de özel program gerçekleştiriliyor. ESKİ RAMAZANLAR Bedesten ağası zaten varmış! > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Abbas radıyallahü anhın soyundan olan Muhammed Mehdi oğlu Harun Reşid ilim ve sanata merakıyla Bağdat’ı bir masal şehri haline getirdi. Frenk kafirinin, Rumun sazlık evlerde yaşadığı ve Müslümanlardan sindiği bir dönemde Avrupalı anneler, Bağdat’taki cam köşkleri ve uçan halıları binbir gece hikâyeleriyle anlatır dururdu çocuklarına. Onun döneminde Müslüman tüccarlar Çin ve İskandinavya’ya gider. Beyt’ül Mal (hazine) altınla dolar. Hastaneler, konaklar, çeşmeler, ribatlar, aşhane ve hamamlar alır başını gider. Bağdat şehrinin hükümdarı ve bütün Müslümanların halifesi olan Harun Reşid cömert, güleryüzlü, abid, adil bir sultandır. Düşünün kadıbaşısı büyük İslam âlimi ve müctehid olan İmam-ı Yusuf Hazretleridir. Alimler arasında İmam-ı Malik Hazretleri gibi zatlar onun şehrinde yaşarlar ki, Harun Reşid sarayını ve evini bütün ariflere açar, onları dinleyip, hasbihâl ve ikram etmekten zevk alır. Veliyullah ve derviş olan Behlül Dâna Hazretleri ise öz kardeşidir. Harun Reşid bir gün Behlül Dâna Hazretleri’ni saraya çağırıp; “Seni bedesten ağası yaptım” der. Behlül Dâna Hazretleri devlet işlerine bulaşmayı sevmediğinden durumdan memnun olmaz. Saraydan çıkıp hemen (bedestene) çarşıya gider. Dükkanları tek tek kontrole başlar. Yahudi bir zenginin dükkanına girip, “Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” diye sorar. “Nerdee?..Afetler, hastalıklar, ağzımızın tadı mı var? Ahhlar, vahhlar!” Behlül Dâna Hazretleri bir şey demeden ayrılır. Böyle bir kaç dükkan gezdikten sonra bir fırına girer. Birkaç ekmek tarttırır. Bütün ekmekler gramajından fazla gelir. Fırıncıya aynı soruları sorar, Fırıncı ise güleryüzle “Elhamdülillah” diyerek şükr ve teşekkür dolu cevaplar verir sürekli, hiç bir şeyden şikayet etmez. Memnuniyetini dile getirir. Başka bir yere uğramadan doğru Harun Reşid’in yanına gider. Behlül Dâna: Bu iş buraya kadar!.. Bıraktım. Harun Reşid: Behlül ne çabuk yoruldun! Behlül Dana: Bedesten ağası zaten varmış. Benden önce ekmekleri tartmış, vicdanları tartmış, herkes hesabını ödemiş, bana ihtiyaç kalmamış. Hadis-i Şerif Garipler, çoğunlukta az olan salihlerdir. Bunları sevmeyen, sevenden çoktur. GÜNÜN SÖZÜ Âdem dedikleri, ayakla baş değil. Âdem rûha denilir, surat ile kaş, değil. Yunus Emre Vesveseden kurtulma duası “Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyûm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!” (Ey gözetici, koruyucu ve rahim olan Rabbim! Ey hayat, hilm, merhamet ve kerem sahibi Allahım! Ey diri, her şeyi varlıkta tutan, herkesin işlediğini mümkün kılan Allahım! Benimle düşmanım arasında perde ol!) MANİDAR MANİDAR Deniz suyu serindir Damla gibi derindir Bir tek hurma da olsa Bir mü’mini sevindir. NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI Her şey MEVSİMİNDE güzel Allahü teala lahanayı, karnabaharı, kerevizi, kışın ihsan ettiyse boş değil... Mutlaka o mevsime has bir faydaları var. Domates, biber, hıyar da bu mevsimde güzel. Eskiden ne hibrit tohumlar vardı ne de kimyasal gübre atarlardı. Bir yerden geçiyorsunuz çitin arkasında domates fideleri olduğunu anlardınız pekala... Zira kokudan başınız döner. Mübarek yarıldı mı esans kesilir, gövdesi kepeklenir, o ne rayiha? Mevsimsiz yetişen sebzeler korkarım hormanla şişiriliyor. Bu hücre büyütücü maddeler kansere davetiye çıkarıyorlar mı bilmem ama vakaların arttığı ortada. Gelin bugün bamya yapalım. Bazıları neden yemezler bilmem Osmanlı mutfağının değişmez yemeğidir halbuki. Ağır ikram! Yanında makarna. Başlangıç için kaşar rendelenmiş domates çorbasına sanırım hayır diyen olmaz. Üstüne sütlaç... Ben sütlü tatlılara tarçının yakıştığını düşünüyorum. Tarçın sütü, kekik eti, karabiber yumurtayı terbiye ediyor adeta... BİR LEZZET Güllaç Künefesi (Isparta Mutfağı 4 kişilik) HAZIRLANIŞI: Süt ve şekeri kaynatın ve soğumaya bırakın. Güllaç yapraklarını sütle ıslatıp tepsiye yayın. 2 yaprakta bir tuzsuz peynir serpin. Güllaçlar bitinceye kadar döşeyin. Üzerine sütlü şerbet dökün. Güllaçlar şerbeti iyice emene kadar pişirin. Kareler halinde kesip ılık olarak servis edin. Not: Isparta’da süt özel olarak kestirilir ve adına da keşmik denir. Keşmik, baklava ve güllaç içine konur. Güllaçta kullanılırken toz şeker ilave edilip yoğrulur. MALZEMELER: > 1 paket güllaç > 2 litre süt > 6 su bardağı toz şeker > 300 gram tuzsuz yağlı peynir NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR Cecilla Cannoly [Reşide] (Avusturyalı) Size çok samimi olarak söyleyebilirim ki, ben farkına varmadan Müslüman olmuştum. Çünkü daha genç yaştayken bağlı olduğum Hıristiyan dinine karşı, zerre kadar itimadım kalmamış, Hıristiyanlıktan soğumaya başlamıştım. Bana öğretilmeğe çalışılan itikatları, körü körüne kabul etmek taraftarı değildim. Neden üç tanrımız vardı? Neden dünyaya hepimiz günahkâr olarak gelmiştik ve kefaret vermeye mecburduk? Neden ancak rahip vasıtası ile Allahü teâlâya yalvarıyorduk? Ben bunları ders veren rahiplere sorduğum zaman, onlar kızıyor, (Kilisenin sana öğrettiği şeylerin aslını sen soramazsın. Bunlar gizlidir. Sen yalnız inanmakla mükellefsin) diyorlardı, ama buna da benim aklım ermiyordu. O zamanlar ben düşüncelerimi açıktan açığa söylemeye cesaret edemiyordum. Nihayet daha yaşlanınca, bana üç tanrı ya tapmayı emreden Hıristiyan kilisesinden uzaklaşarak, (Tek bir Allaha ibadet etmeyi öğreten başka bir din var mıdır?) diye aramaya başladım. Yeni doğan bir bebek, bir mucize değil miydi? Halbuki kilise, her yeni doğanın, günahla örtülü bir zavallı olduğunu telkine çalışıyordu. Bu yalandı. Her doğan çocuk, Allahü teâlânın günahsız bir kulu, bir mahlûku idi. Bir mucize idi ve ben ancak tek Allaha, Onun yarattığı mucizelere inanıyordum. Dünyada hiç bir şey günahla dolu, kirli ve çirkin değildi. Ben böyle düşünürken, bir gün kızım İslâmiyet hakkında yazılmış bir kitapla eve geldi. Aman Allah’ım, bu kitap tam bizim düşündüklerimiz gibi söylüyordu. İslâmiyet, ancak bir tek Allahın bulunduğunu bildiriyor, insanların masum varlıklar olarak dünyaya geldiğini haber veriyordu. Bu kitabı okuduktan sonra bulunduğum şehirde Müslümanları aradım. Sorduğum suallere o kadar mantıkî cevaplar verdiler ki, artık bu dinin bizim papazların dediği gibi uydurma bir din değil, Allahü teâlânın hakiki dini olduğuna inanmaya başladım. Kızımla beraber Müslüman olduk. Ben “Reşide”, kızım da “Mahmude” isimlerini aldık. Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT