BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Her yöre bir lezzet

Her yöre bir lezzet

Hemen her ilin iftar klasiği farklıdır. Iğdır’da bozbaş, Artvin’de Silor, Hatay’da kaytaz böreği, Gaziantep’te cartlak kebabı, Siirt’te ise kitel ramazanın baş tacıdır



Hemen her ilin iftar klasiği farklıdır. Iğdır’da bozbaş, Artvin’de Silor, Hatay’da kaytaz böreği, Gaziantep’te cartlak kebabı, Siirt’te ise kitel ramazanın baş tacıdır > Tolga Uslubaş tolga.uslubas@tg.com.tr Eskiden orta halli bir ziyafet sofrasının bile olabildiğince zengin bir menü vaat ettiğini iyi bilen şairin biri, “Ramazanda çok taamdan haz etmem“ diyen ilk mısrasını takip eden dizeler şöyledir: Hemen kırk elli sahan olsun Tabaklar gelsin çifte çifte Dolma yerken gönlüm şaduman olsun Malum her yörenin kendine has bir damak zevki vardır ve bu ramazan boyunca sofralarda ağırlığını hissettirir. Mersinlilerin en büyük favorisi, ‘sini köftesi’dir. Bir Rizeli; mıhlama, kara lahana sarması ve kara üzümden yapılan pepecura tatlısı olmadan sofraya oturmaz. Bir dadaşın tercihi ise; aşotulu yoğurt çorbası, pastırmalı kıyma ve kadayıf dolmasından ibarettir. Komşu Erzincan’da cılvıra, kesme un çorbası, tercih edilir. IĞDIR KLASİĞİ BOZBAŞ Iğdırlılar ise özellikle bozbaş denen nohutlu yahni, yaprak sarması, yoğurt çorbasının yanında etli pilav ile revaniye sofralarında mutlaka yer verir. Bitlis’in ramazan klasiği ise aşuredir. Bitlisli kadınlar bir araya gelerek içli köfte, sarma gibi zahmetli yemekleri birlikte yapar, bunları iftarda topluca oturup yerler buna halk arasında ‘arafhane‘ denir. Artvin’de ise erişte ve silor, Gümüşhane ve Trabzon’da ise bu aya mahsus yufka açma geleneği vardır. Bayburt’ta iftara özgü olarak lor dolması, su böreği, süt tatlısı ve Bayburt tava ramazan klasikleri arasında yer alır. Harput, Elazığ ve çevresinde özellikle ramazan ayında Harput köfte, sırın, peynirli ekmek tüketilir. Ardahan’da katmer ve un helvası, Kars’ta erişte pilavı en popüler mönüler arasındadır. HATAY’DA KAYTAZ BÖREĞİ Giresunlular, siron ikram ederler, tereyağlı pideyi eksik tutmazlar. Hataylılar kaytaz böreği ile bir çeşit patlıcan salatası olan ‘abugannüç’ü mutlaka sofralarında bulundurur. Şanlıurfa’nın bilinen klasiklerinin yanında küncülü akıt gibi tatlılar, bostana gibi salatalar sofraların meşhurlarındandır. Kuzu ciğeriyle yapılan cartlak kebabı Gazianteplilerin tercihidir. Beyran çorbası ise her daim ramazan boyu sofralarda arz-ı endam eder. Kilis’te; kölük aşı, iç katması, teşrübe, kumbülmüşviye, sucuk hamra, öcce, çürütme, oruk ve lebeniye en popüler ramazan yemekleridir. İftar sofralarına ayrı bir ihtimam gösteren Afyonkarahisarlılar, misafirlerine zülbiye, Afyon kebabı ve musakka ikram eder. Sakarya’daki köylerde ramazanda misafirlere gulugursa denen bir tatlı ikram edilmesi adettir. Sivas’ta sunulan tel helva, neredeyse unutulmaya yüz tutan geleneklerdendir. SAKALA SÜNEN ÇORBA Karaman’da erişte ve mercimekle yapılan ‘sakala sünen çorba” iftar davetlerinin vazgeçilmezidir. Kahramanmaraş’ta sömelek köfte, Diyarbakır’da kaburga dolması ve ekşili güveç, Siirt’te büryan. Balıkesir’de keşkek ve tirit, Yalova’da cevizli pide ve güğümde kestane, Antalya’da tahinli çörek ve serpme böreği; Burdur’da kömbe ve haşhaş helvası; Aksaray’da İncelek tatlısı, sofralardan eksik olmaz. Hadis-i Şerif Dünya sıkıntıları on çeşittir; bunların dokuzu salihlerde bulunur. ESKİ RAMAZANLAR Gâmın da gelse dile... > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Hicviyeleri ile ünlü şair Ömer Nef’î, Bundan dolayı devrin kaynakları Nef’î’den Erzenû’r-Rumî diye söze ederler. Gerçek ismi Ömer olan Nef’înin’, mührüne kazdırdığı beyitlerde de Ömer adı görülmektedir. Tedrisatında mahlâsı “Zarrî”, “zararlı”dır. Erzurum defterdarı Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, bu genç şaire Nafi “Nef’î”, “yararlı” mahlâsını vermiştir. Padişah Birinci Ahmed zamanında İstanbul’a gelip devlet hizmetine girdi. Bir süre memurluklarda çalıştı. Daha sonraları Sultan İkinci Osman ve Sultan Murad döneminde tanındı. Nef’î yazdığı beytlerle bütün padişahlara övgüler dizdi. Devlet-i Âlî’de fitne çıkaran ‘dalkavuk’, ‘fitnebaz’ ve ‘menfaat düşkünü’ bazı ‘numûne tipleri’, ‘tuhaf vakâ’ları, hicivleyince kelli felli birkaç kişinin nefretini ve öfkesini üstüne çekti. Hatta yazmadığı hicivler dahi ona yüklendi. Padişahı üzenlere karşı sert hicviyesinden ve tepkisinden ötürü, Sultan Murad Han “Nef’î”yi sık sık zarardan ve tehlikeden korur idi. Nef’î, Sadrazam Bayram Paşa’ya da ‘sirke tadında’ bir hiciv yazmıştır. İşte sarayın odunluğunda boğdurulmasının sebebi ‘bu hicivdir!’ diye rivayet edilir. 1635 yılında vefat etti. Bu hicve hiçbir kaynakta rastlanamamıştır. Yayılmadan ‘imha edildiği’ düşünülmektedir. Saray ya da bir yalının odunluğunda “hicv” sebebiyle tutuklanan Nef’î için af mektubu yazılır. Mektup yazıldığı anda Nef’i sarayın Başkalem Kâtibi’yle beraberdir. Başkaleme bağlı, Zengî (siyahi) bir kâtip, mektubu yazarken biraz telaştan kağıda mürekkep damlatır. Nef’î dayanamayıp: “Mübârek teriniz damladı efendim...” der. İşte bu söz katline vesile olur. Usta şairin şu mısraları hayatını özetlemektedir. “Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem, o şeb ölürüm. Ne gün ki kâmetini görmesem, kıyâmet olur. Dil ise, gitti kesilmez hevâ-yı aşkından, Nasihat eylediğimce beter melâmet olur. Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül. Gâmın da gelse dile, bâis-i meserret olur. Nedir bu tâli’ ile derd-i Nef’i-i zârın, ne şûhu sevse mülâyim dedikçe, âfet olur!” HER GÜN BİR DUA İmanı tazelemek için Kelime-i tevhid söylemek, yani “Lâ ilâhe illallah...” demek imanı tazeler, belalardan, sıkıntılardan kurtarır. (Yüzüncüde “Muhammedün resulullah” denir.) (Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam da Onun Resulüdür) demektir. Hadis-i şeriflerde, “La ilahe illallahı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin!”, “La ilahe illallah... diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur” buyuruldu. GÜNÜN SÖZÜ Ruh nefse aşık oldu, tutuldu. Bu sebeple önceden Allahü tealaya olan bilgisini unuttu. MANİDAR MANİDAR Evveli rahmettir kula Girelim sıdk ile yola Hulûs ile eyleyelim Ta ki dua makbul ola Ezanlar hep okundu İftarlığım lokumdu Aç karnına çok yedim Bana biraz dokundu. NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI Yazın gözünü seveyim İçinde yeşil (Nebât) bulunmayan sofra akılsız ihtiyâra benzer buyurmuşlar. Evet et ağır ikram ama hergün de yenmez ki? Bu kadarı kalbe sıkıntı verir zamanla. Mesela semizotunu medh edilmiş bir gıda. Klasik usulde pişirileni zevkle yeniyor. Yoğurtlu salatası da mükemmel oluyor. Ben enginarı da çok severim bu arada... Tadıyla duruşuyla mükemmel bir yemek, hem aklınızda olsun safra taşını bile eritiyor, damar sertliğine iyi geliyor, kanı temizliyor. Şu günlerde çok güzel taze fasülyeler var, fasülye biraz da şans işi bazen süt gibi gevrek çıkıyor mübarek tadına doyulmuyor. Patlıcan ve kabak severler için de tam mevsimi... Bamya deseniz ona keza. Bu ayda nedense ağır tatlılara takılıyoruz. Halbuki kavun karpuz gibi bir şansımız var. Unutmayın her kavun, karpuz (ve narda) bir damla cennet suyu bulunuyor. Bir damlası bile zayi olmaya... Yine üzümün ve incirin tam mevsimi. İncir, adı ayet-i kerimelerde geçen nadir meyvelerden biri... Kalbe ferahlık veriyor. İncir yurt dışında tane ile satılan ve sadece pastaların üzerinde teşhir edien bir meyvedir. Böyle kiloyla alıp yiyeceksiniz... Nerdeee? Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki ziyafet sofrası kurmak için hiç çırpınmaya gerek yok. Hiçbir şey olmasa domatesimiz hıyarımız var. Bir parça da peynir çıkardın mı tamam... BİR LEZZET Kavun Lokması (4 kişilik) HAZIRLANIŞI: Mayayı ılık suda eritip kabarana kadar bekletin. Un ve 1 kaşık pudra şeker ekleyip karıştırın. Kavunu ortadan ikiye kesip kabuklarını ve çekirdekli kısmını temizleyin. Bir kaseye rendeleyin. Yumurtanın akını sarısından ayırın. Sarısını mayalı karışıma ekleyin. Yumurta akını bir tutam tuzla ayrı bir yerde kar halinde çırpıp mayalı karışıma azar azar yedirerek ekleyin. Rendelenmiş kavunları mayalı karışıma ekleyip karıştırın. Çorba kaşığı dolusu alıp kızgın sıvı yağa ekleyin ve kızartın. Üzerine kalan pudra şekerini serpiştirin. Servis tabağına alıp kavun ve kirazlarla süsleyin. MALZEMELER: >> 1 kilo kavun >> 2 bardak ılık su >> 10 gram kuru maya >> 1 bardak ılık su >> 1 adet yumurta >> 1 tutam tuz >> Sıvı yağ (kızartmak için) >> 2 çorba kaşığı pudra şekeri >> Kiraz, kavun (süslemek için) NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR Bayan Fatma Kauze (JAPON) İkinci Cihân Harbinden sonra, dinimize olan rağbetin gittikçe zayıflamakta olduğunu görüyordum. Japonlar, yavaş yavaş Amerikalıların hayât tarzına alışıyorlardı. Bu hayat tarzı, insanın dinle alakasını azaltıyor, onu bir makine haline sokuyordu. Bu hayat tarzından memnun değildim. Fakat, noksan olan neydi, bunu anlamaya imkân bulamıyordum. Bir müddet kalmak için, Tokyo’ya gelen bir Müslümanı ziyaret ettim. Onun din hakkındaki sözlerine ve ibadet tarzına son derecede hayran oldum. Ona birçok suâller sormaya başladım. Verdiği cevaplar, hem beni memnun ediyor, hem de ruhumdaki boşluğu dolduruyordu. O, bir tek halık [yaratıcı] olduğunu, bu yaratıcının, saadet ve selamet ile yaşamamız için neler yapmamız lazım geldiğini bize bildirdiğini, kendisinin de, onun emirlerine uygun olarak yaşadığını anlattı. Bu sözler, benim üzerimde o kadar derin bir tesir yaptı ki, ben de onun dinini kabul etmek istediğimi bildirdim ve onun rehberliği ile Müslümân oldum. Hayat tarzım değişti ve huzura kavuştum. Müslümanlığın hak din olduğunu anlamak için, birbirlerine selam verişlerine dikkat etmek yeter. Biz birbirimize (Gün aydın) veyâ (geceler hayır olsun) der geçeriz. Bu kuru, maddi sözlerin yerine, Müslümânlar birbirlerine, (Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühu) derler ki, bunun manâsı, (Huzur ve selâmet, Allahü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun) demektir. Bundan daha güzel bir söz, bir selâm tarzı düşünülebilir mi? Müslüman arkadaşım, bana İslamiyet’in hangi esaslara dayandığı ve nasıl ibadet edildiği hakkında malumat verdi. Bunlar çok sade, çok mantıki ve insani idi. İslamiyet, temiz, sade, mantıki ve sulh içinde bir hayatı mümkün kılan bir dindir. Kendim sulh ve selâmete kavuştuktan sonra, bütün aile fertlerini, dostlarımı, ahbaplarımı Müslümân olmaya kavuşturmak için çalışıyorum. Osmanlı Devleti'nin mimarı ŞEYH EDEBALİ Hazretleri BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Osmanlı Devleti'nin mimarı ŞEYH EDEBALİ Hazretleri BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT