BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İftar sonrası yürüyün

İftar sonrası yürüyün

Dr. Hakan Güveli, iftarda aşırı yemek yenilmemesini, ağır geçen yemeklerden sonra ise 20-30 dakikalık bir yürüyüş yapılmasını tavsiye ediyor.



> Tolga Uslubaş tolga.uslubas@tg.com.tr Ramazan ayında sağlıklı kişilerin bile en sık karşılaştığı sorunların başında mide ve bağırsak problemleri geliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr.Hakan Güveli, bu yıl ramazanda oruç tutacak olan sağlıklı bireylerinde çok dikkatli olmaları gerektiğinin ifade ediyor. Uzun süren açlık veya iftarda ağır yemeklerin tercihi özellikle ilk günlerde sindirim sisteminde asit salınımının artmasına bağlı olarak, midenin elektromotor aktivitesinde değişikliklerin gözlenmesi ve sindirim-hazım problemlerine bağlı çeşitli şikayetlerin olabileceğini belirten Dr. Hakan Güveli, “Ağır yemekler sonrasında ciddi kalp damar hastalıklarında artış olabilir. Yemekten sonra 20-30 dakika kısa bir yürüyüş yapılabilir ve kan şekerinin uzun süren açlık sonrası birden yükselip sonradan fazla düşmesi engellenir yine ilk günlerde gerilim tipi başağrılarında artış olabilir. Daha önceden bilinmeyen bazı böbrek ve kalp hastalıkları sıvı kısıtlaması ve strese bağlı olarak ilk bulgularını bu ayda gösterebilirler. Kronik sigara içenlerde daha fazla sinirlilik gözlenebilir. Düzenli yemek yeme alışkanlığı olanlarda günde üç kere yemekden ikiye geçildiğinde günlük aldıkları kalori ve sıvı miktarında azalmalar olabilir” dedi. Sağlıklı beslenmeye Ramazan ayında da mutlaka devam edilmesi gerektiğini söyleyen Dr.Güveli, şöyle konuştu: “İftar sofrasında mümkün olduğunca ağır yemeklerden ve çok çeşitli yemekten kaçınmalı, tatlı ve meyveleri iftardan belirli bir süre sonra almalı ve yeterli miktarda su içmeliyiz. Sıvı tüketimine akşam boyunca devam etmeli, uyku öncesi tekrar ağır bir öğünden kaçınmalı ve sahur vaktinde de hafif beslenmeliyiz. İftar ve sonrasında tek çeşitli, özellikle et ürünleri ile zengin beslenmeden kaçınılmalıdır. Yavaş ve iyi çiğneyerek yemeli ve iftarda tam tokluk hissi olmadan sofradan kalkmalıdır. Mümkünse belirli bir süre sonra 20-30 dakika kısa bir yürüyüş yapılabilir.” VÜCUT KAFEİN İSTİYOR Günlük kahve ve çay içimi fazla olan kişilerde ramazan sebebiyle baş ağrısı şikayetlerinin çok sık görüldüğünede dikkat çeken Dr.Hakan Güveli, “Kafeine alışık olanlar, yani günlük kahve ve çay gibi içecekleri çok tüketenlerde birden kafeinin çekilmesine bağlı baş ağrıları olabilir, bu durumlarda güne başlamadan sahur vaktinde yemekle beraber yada hemen yemeğin üstüne koyu bir kahce içilebilir. Aç karnına veya iftar ve sonrasında fazla miktarda tüketmenin sindirim sistemi ve kalp-damar hastalıkları açısından sakıncalı olduğunu unutmamak gerekiyor.” diye konuştu. Oruç tutanlara TAVSİYELER > Düzenli aralıklarla alınan ilaçları doktorunuza danışmadan kendiniz saatlerini ayarlamayın. > Ramazan ayında ve bayramda sağlıklı ve dengeli beslenmeye devam edilmelidir. > Mutlaka iftardan sahura dek ara ve ana öğünler yapın. Yemeklerle birlikte ve aralarda mutlaka 2-3 litre su alın. > İftarda sebze ve pişmiş gıdalara ağırlık verin. Meyve, tatlı ve içecekleri mümkünse ana öğünden sonra tercih edin. > İftardan belirli süre sonra yürüyüşlerle hazmı kolaylaştırmaya çalışın. Egzersiz aynı zamanda vücudunuza belirgin rahatlama sağlar. > Tatlı olarak genelde az yağlı sütlü tatlılar veya taze meyve ve kuru kabuklu gıdaları tercih edin. > Uykunuza yeterli süre ayırın. Kesinlikle sahura kalkın. > Sahurda ağır yiyeceklerden kesinlikle kaçının, hafif kahvaltılık gıdaları tercih edin ve su içmeyi unutmayın. Hadis-i Şerif İmanla ölen günahkârlara şefaat edeceğim GÜNÜN SÖZÜ Bir gönülü yaptın ise, Er eteğin tuttun ise, Bir kez hayır ettin ise, Binde bir ise az değil... YUNUS EMRE ESKİ RAMAZANLAR Dünya malında gözümüz yoktur! > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Mısır’da yetişen evliyânın büyüklerinden Muhammed Şâzilî Hazretleri, Ebû Bekr radıyallahü anh’ın soyundandır. Küçük yaşta öksüz kalan bu büyük zat, Şemsüddîn lakabıyla çağrılırdı. Mısır’da Berekât denilen yerdeki kabri meşhûr olup, ziyâret edilmektedir. Kerametlerinin çokluğuyla bilinir. Zamanın sultanı Ferec bin Berkûk, halkına haksız muamele eder. Şâzilî hazretleri Sultan’ı ikaz eder. Sultan sinirlenip, Şâzilî hazretlerinin arkasından asker gönderip, yanına getirtir. Sultan Berkûk: Bu memleket benim mi, yoksa senin mi? Muhammed Şâzilî: Ne benim, ne de senindir. Kahhâr olan Allahü teâlânındır. Şazili Hazretleri, gönlü kırık olarak kalkıp gider. Hemen akabinde Sultân’a bir hastalık ârız olur. Doktorlar âciz kalır. Husûsî adamları Sultan’a, “Bu, Muhammed Şâzilî’nin kalbinin kırılmasındandır” diye ikazda bulunur. “Muhammed Şâzilî’nin gönlünü almalısın” deyip nasihatta bulunurlar. Sultan Berkûk: Hatırını almam için haber gönderiniz! Komutanlar yola düşer.Mısır’ın dışında bir yerde Şâzili Hazretleri’ne Sultân’ın isteğini haber verirler. Büyük veli Sultan’a gitmeyi kabul etmez. Gelenler, edeb gösterir geri dönmezler. Sonunda Şâzilî, Sultân’ın haline acır. Ona, zeytinyağı ile pişirilmiş ekmek parçası gönderir. Muhammed Şâzilî: Bu ekmek iyileştirir. Fakat edebi terk etmesin... Sultan iyileşip, toparlanır. Sultan Berkûk: Ekmeği yiyince, hemen iyileştim. Bir torba gümüşü mübareğe götürün. Gümüşü getiren, onu kürsüde va’z ederken bulur, emaneti teslim eder. Şâzilî hazretleri, verilen gümüşler bitene kadar, avuç avuç dağıtır. Sultân olanları işitir. Veli zatın yanına gelip, ellerinden öper. Helâllik ister. Muhammed Şâzilî: Kalk, şu kuyuya git. Abdest suyu alarak şu fıskiyeyi doldur. Senin defterinde sevâb olarak bulunsun. Sultan bir kova doldurur, çok ağır gelir. Güçlükle çeker. Bakar ki, altın dolar. Muhammed Şâzilî: Kuyuya dök ve yeniden doldur. İkinci ve üçüncü dolduruş da böyle olur. Sultan şaşırır. Muhammed Şâzilî: Şimdi kuyuya, dünya malında gözümüz yoktur, deyiver. Bu kerâmet karşısında Sultan, dünya malının kıymetsiz olduğunu anladı. Af ve magfiret duası (Allahümmagfir lî ve li-vâlideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât vel-müslimîne vel-müslimât el-ahyâ-i minhüm vel-emvât bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn) (Merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım; beni bağışla, annemi ve babamı da bağışla, kadın erkek bütün müminleri, Müslümanları da bağışla; onlardan hayatta olanları ve ölenleri de bağışla!) MANİDAR MANİDAR Göz aydın hepimize, Mübârek günler bize, Onbir ayın sultanı, Hoş geldin evimize. Hakk’ın bize ihsanısın Hem ayların sultanısın Sen bir saadet kânısın Ey mâhı sultan merhaba NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI Çok yorulmadan sofranızı hazırlayın Ağrılıların Abdıgör diye bir yemekleri var, eti baharat ve soğanla döve döve macun yapıyorlar. Vur babam vur, saatlerce ter döküyorlar. Diyeceksiniz nasıl. Nefis! Yeme de yanında yat. Yine güneyliler zırhdan vazgeçmiyor eti keyifle ve sabırla işliyorlar. Zırh dediğiniz ağzı kavisli bir bıçak, iki tarafta sapı var. Kıyma makinesi gibi eti sıkışırıp hücrelerini patlatmıyor. Et kıyılıyor ama et gibi kalıyor. İyi de bunlar genç işi, bizi aşar. Eğer iftara doğru başınıza ağrılar girecekse, sultan sofrası donatsanız neye yarar? Bence daha pratik bir şeyler düşünün. Ne bileyim o ki etten açıldı, kıyma domates biber soğanla hazırladığınız bir içi fırıncıya yollayın mesela... Size mis gibi pideler yapsın.. Sıcak sıcak gelsin üstüne tereyağ bırakın. Hatta göbeciğine yumurta kırdırın. Hem kolay hem doyurucu. İnanın gençler bayılacaklar. Var mısın ardına bir fırın sütlaç... Malzemeyi biliyorsunuz. Süt, pirinç, şeker, vanilya... Dövülmüş sakız da atabilirsiniz keyfinize kalmış. Pirinç, şeker, vanilya üç aşağı beş yukarı hep aynı ama burada süt çok önemli... Hamsiköy sütlacını Hamsiköy sütlacı yapan ne? Sadece sütü... Rengi pespembe ve inanın misler gibi kokuyor. BİR LEZZET Sakızlı Fırın Sütlaç ( 4 kişilik) HAZIRLANIŞI: Pirinci iyice yıkayın ve üzerini geçecek kadar su koyduktan sonra kapağını kapatarak pişirin. Suyunu çeken pirince süt, toz şeker ve sakız ilave ettikten sonra karıştırarak 6- 7 dakika daha kaynatın. Son olarak vanilya ve 1 çay bardağı su ya da süt içerisinde erittiğiniz nişastayı ilave ettikten sonra muhallebi kıvamına getirdiğiniz sütlacı kaselere pay edin. Fırın tepsisine dizdiğiniz kaselerin yarısına gelecek kadar suyu tepsiye koyun ve 220 dereceye ayarlı fırında üzerleri kızarana kadar pişirin. Servis ederken üzerine vanilyalı dondurma ekleyebilirsiniz. MALZEMELER: > 1 çay bardağı pirinç > 4 su bardağı süt > 1 su bardağı toz şeker > 1 yemek kaşığı mısır nişastası > 1 paket vanilya > 1 adet şekersiz sakız ÜZERİ İÇİN: > Vanilyalı dondurma NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR Dr. R. L. Mellema (HOLLANDALI) (Dr. Mellema, Amsterdam’da Tropical Müzesi’nin, İslâm eserleri kısmının müdürüdür. “Wayang Bebekleri”, “Pakistan Hakkında Bilgiler”, “İslâmiyet’i Tanıttırma” eserleri ile meşhurdur.) 1919 senesinde, Leiden Üniversitesi’nde şark dillerini incelemeye başladım. Hocam ders kitabı olarak Kur’ân-ı kerîm ile Gazali’nin eserlerini vermişti. 1921 yılında Mısır’a giderek, El-ezher medresesini ziyaret ettim. Bundan sonra, Arapça’dan başka Sanskrit ve Malayi dillerini de öğrendim. 1927 senesinde, o zamanlar Hollanda sömürgesi olan Endonezya’ya gittim. Cakarta’da yüksek okulda Cava dilini öğrenmeye başladım. 15 sene müddetle hem Müslümanlarla temas ediyor, hem de elime geçen Arabî kitapları okuyordum. İkinci Cihan Harbinde, Japonlar Endonezya adalarını işgal ettiler. Beni esir aldılar. Harp bitinceye kadar süren çok zahmetli bir esaret hayatından sonra, tekrar Hollanda’ya döndüm ve Amsterdam’da Tropical Müzesi’nde kendime bir iş buldum. Burada tekrar İslâmiyet üzerine çalışmaya başladım. Benden, Cava’daki Müslümanları anlatan küçük bir kitap yazmamı istemişlerdi. Bu işi de ele alarak tamamladım. 1954-1955 seneleri arasında, Pakistan’daki Müslümanlar hakkında etüt yapmak üzere, beni oraya gönderdiler. Orada bir Cuma namazına gittim. Üzerimde o kadar büyük bir tesir yaptı ki, adetâ kendimden geçtim. Artık kendimi Müslüman olmuş kabul ediyor, Müslümanların ellerini bir kardeş olarak sıkıyordum. Kalplerinden gelen bu candan kardeşlik tezahürü, beni son derece mesrûr etti. Ben artık tamamıyla Müslüman kardeşler camiasına girdiğimi görüyor ve kendimi çok bahtiyar hissediyordum. Pakistanlı Müslüman kardeşler, bana İslamiyet’in yalnız nazariyelerden ibaret olmadığını gösterdiler ve ispat ettiler ki, İslamiyet her şeyden önce ahlak güzelliğidir ve bir insanın iyi bir Müslüman olması için, çok temiz ahlaklı olması lazımdır. Osmanlı Devleti'nin mimarı ŞEYH EDEBALİ Hazretleri BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Osmanlı Devleti'nin mimarı ŞEYH EDEBALİ Hazretleri BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT