BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Utanarak çevirdi başını...

Utanarak çevirdi başını...

Bana kalırsa aptal. Hiç o kadar çocuk yapılır mı? Ömrü tükenecek onları büyütürken. Ben evlendiğim zaman bir çocuğum olsun isterim. Fazlasına gerek yok.Seher hızla çevirdi başını, kızgın bir tavırla:



Şehnaz bilmiş bir tavırla fısıldadı: - Bana kalırsa aptal. Hiç o kadar çocuk yapılır mı? Ömrü tükenecek onları büyütürken. Ben evlendiğim zaman bir çocuğum olsun isterim. Fazlasına gerek yok.Seher hızla çevirdi başını, kızgın bir tavırla: - Ne biçim konuşuyorsun sen öyle, ayıp değil mi? Bakıyorum bir günde açılıp saçıldın hemen... Şehnaz dudak büktü. Omuzlarını silkerek sitemli bir sesle cevap verdi: - Ne var bunda anne? Ben düşündüğümü söyledim. Kabahat mi? Seher kaşlarını çattı... Sesi bile kalınlaşmıştı sanki: - Öyle evlenmek, çocuk falan konuşmaz genç kızlar. Zaman nasıl değişti. Biz hiç bilmezdik böyle şeyleri... Genç kız muzipçe gülümsedi: - Yalan deme anne, babamla çeşme başında buluşurmuşsun, anlatırdı hep unuttun mu? Seher utanarak çevirdi başını. Mahcup olmuştu. Sesini yükselterek bağırdı: - Uydururdu o, yok öyle şey! Kıkırdadı Şehnaz annesinin tepkisine. Seher dişlerinin arasından”cık, cık, cık” diye sesler çıkartarak döndü arkasını... Yıldızlar pırıl pırıldı gökyüzünde. Yarının da en az bugünkü kadar sıcak olacağı belliydi. Gece ise ürkütücü bir sessizlik içindeydi. * * * Şahin Demir hızlı adımlarla çıktı apartmandan. Kendisine verilen işi tamamlamıştı biraz önce. Sanki on dakika evvel bir hayatı yok eden o değilmiş gibi, gayet soğukkanlı bir halde etrafına bakındı. Hiç acele etmeden ellerini pantolonunun cebine sokup yürüdü az ileride park ettiği arabasına doğru. Kolay olmuştu her şey. Kurbanı evde yalnızdı. Bir gün önce arabasıyla gelip incelemişti apartmanı uzaktan. Musa akşam üzeri dört sularında geliyordu evine. Gece geç saatlere kadar beklemişti evde başka birinin yaşayıp yaşamadığını anlamak için. Kimse gelmemişti. Bu işini kolaylaştıracaktı. Ertesi gün üç buçukta arabasıyla gelip beklemeye başlamıştı. Yarım saat sonra Musa’nın arabası gözüktü. Adam tıknaz, kısa boylu, kumraldı. Yanağında büyükçe bir ben vardı. Burnu yüzüne göre oldukça büyük, dudakları bir çizgi şeklindeydi. Arabasını park edip hiç bir şeyden habersiz evine girmişti. Şahin on beş dakika beklemiş, hemen arkasından o da apartmana girmişti. Kapıyı almadan önce cebindeki silahı kontrol etmiş, namlunun ucuna ses duyulmaması için susturucu takmıştı. Şansı yaver gidiyordu. Kimse görmemişti onu içeri girerken. Zile basarken parmağının iz bırakmaması için mendil koydu. Hiçbir emare kalmamasına özen gösteriyordu. Musa kapıyı açıp karşısında bu hiç tanımadığı adamı görünce merakla sordu: - Buyurun kimi istediniz? Gömleğini çıkarmıştı. Elinde buzlu bir bardak su vardı. - Musa bey? - Evet benim. Siz kimsiniz? - Ben vergi dairesinden geliyorum. Sizinle bazı şeyler hakkında görüşecektim. Musa gözlerini kısarak baktı. Bugüne kadar içinde olduğu kirli hayat birçok konuda ona tedbirli olmasını öğretmişti. Kuşkuyla bakardı etrafındaki insanlara. Hemen atıldı: - Kimliğinizi görebilir miyim? Şahin gayet soğuk kanlı cevap verdi elini ceketinin cebine götürürken: - Tabii, hemen göstereyim, buyrun! Elinde bir anda beliriveren tabancayı dehşetten gözleri dört açılmış adamın alnına dayayıp çekti tetiği. Tok bir ses duyuldu, kan damlacıkları yayıldı etrafa. Küçük bir delik açılmıştı Musa’nın iki kaşının arasında, koyu bir kan süzülüyordu. Hemen ölmüştü. Şahin onu koltuk altlarından tutup içeri soktu. Çevreye göz gezdirdi. Hiçbir tehlike yoktu kendisiyle ilgili. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT