BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni Adli Yıl başlarken...

Yeni Adli Yıl başlarken...

Yeni adli yılın başlangıcı, her sene bize; artık adliye binalarının odalarına sığmayan ve koridorlara taşan, dosya yığınlarını hatırlatır maalesef... “Geciken adalet adalet değildir!..” sözü, yetkililer ve hukukçular tarafından ne kadar sık telaffuz edilir bilemeyiz ama, buna benzer klişelerin meselelerin çözümü için pek de etkili olmadığını net olarak biliyor ve görüyoruz.



Yeni adli yılın başlangıcı, her sene bize; artık adliye binalarının odalarına sığmayan ve koridorlara taşan, dosya yığınlarını hatırlatır maalesef... “Geciken adalet adalet değildir!..” sözü, yetkililer ve hukukçular tarafından ne kadar sık telaffuz edilir bilemeyiz ama, buna benzer klişelerin meselelerin çözümü için pek de etkili olmadığını net olarak biliyor ve görüyoruz. Nitekim Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de, her yıl mutad olduğu üzere; açılış konuşmasında sorunlarının devam ettiğini, bir kere daha bütün devlet büyüklerinin huzurunda tekrarladı. Fakat doğrusunu söylemek gerekirse, Sayın Gerçeker’in doğal olarak geniş ve kapsamlı olması gereken konuşmasını biraz da problemli buldum! Sevr’den Mondros’a, Lozan’a kadar uzanan ve Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne, geçen evrelerde yaşanan sıkıntılardan tutun da; günümüzdeki bir takım siyasi tartışmalara dek, hemen her konuya temas eden konuşma, bazı noktalarda herhalde siyaset bilimcilerin itirazıyla karşılaşacaktır. Mesela Yargıtay Birinci Başkanı’nın “Cumhuriyet ve demokrasiyi birbirinden ayırmaya, üniter devlet yapısının güvencesi olan temel değerleri yıpratmaya yönelik düşünceleri doğru bulmadıkları...” tespiti bu noktalardan biri. Çünkü Cumhuriyetle demokrasi, eski tabirle birbirinin ‘lazım-ı gayrı mufarıkı’, yani ayrılmaz parçası değildir. Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere, bir Cumhuriyet değil, meşruti krallıktır!.. Diğer taraftan, Krallık dışındaki bütün rejimlerin Cumhuriyet olduğunu unutmayalım. Yani tiranlıklar ve diktatörlükler de neticede Cumhuriyettir. Dolayısıyla Cumhuriyet kavramını yüceltmeye çalışırken, bilimsel çerçeveyi de iyi oturtmak lazım. Sayın Gerçeker; ‘Cumhuriyetçiliğin katı bir devletçilik anlayışı olarak demokrasiyi yok edici bir fonksiyonu bulunduğunun’ söylendiğini ifade ederek, “Aslında toplumun, tüm bireylerin, üniter devlet yapımızın güvencesi olan bu kurumun yıpratılmaya çalışıldığı da üzüntü ile izlenmektedir...” diyor. Üniter Devlet yapısı için, ille de Cumhuriyet olması şart mıdır? Yine aynı örneği verelim: İngiltere de üniter bir devlet, ama krallık! Neyse bu konuyu daha fazla deşmeyelim. Sadece bazı ince noktalara işaret etmek için bunları söyledik. Aslında Başkanın konuşmasında daha başka önemli konular da var. Mesela Yüce Divan yetkisinin Yargıtay’a verilmesi gibi... Eski Başkan Osman Arslan da aynı talepte bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç ve arkadaşları buna ne derler bilemeyiz! Hadi konuyu değiştirmek için, bir küçük parantez açalım: Adli Yılın ilk gününde, Kırşehirli olan Sayın Kılıç’ı ve Sayın Gerçeker’i ilgilendirecek bir başka haber vardı. İnşaatı devam etmekte olan Kırşehir Adliye Sarayı’nın dördüncü katı, beton dökümü sırasında kısmen çökmüştü. Dört işçinin yaralandığı bu müessif olayda, neyse ki can kaybı yoktu... Son yıllarda, pek çok ilimizde yeni adliye binaları inşa edilmiş olmakla birlikte, halen ‘Adliye Sarayı’ olarak isimlendirilen pek çok mekanın, öyle pek de ismiyle mütenasip olmadığını hatırlatalım. Yargı ile ilgili sıkıntılar keşke sadece bina vs. olsaydı. Esas sıkıntı sistemin kendisinde... Bu açıdan yargıda başlatılmış olan reform çalışmalarının bir an evvel tamamlanmasını gözlüyoruz. Böylece adaletin tecelli etmesinde hem gecikme olmaz, hem de tereddütler ortadan kalkar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT