BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Azâbımdan bana sığınıyor”

“Azâbımdan bana sığınıyor”

Ensârdan Sa’lebe bin Abdurrahmân adlı bir genç vardı. Bir gün birisinin kapısının önüne geldi, içeriye baktı. Bu sırada içeride bir hanım yıkanıyordu!..



Ensârdan Sa’lebe bin Abdurrahmân adlı bir genç vardı. Bu genç sevgisinden dolayı Resûlullah efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanından bir an bile ayrılmaz ve O’na dâima hizmet ederdi. Bir gün Ensârdan birisinin kapısının önüne geldi, içeriye baktı. Bu sırada içeride bir hanım yıkanıyordu. Sa’lebe birkaç defa içeriye baktı. Sonra bu hareketine pişman oldu... UTANCINDAN DAĞA KAÇTI!.. Sa’lebe, yaptığı bu kötü hareketten dolayı, Resûlullaha vahiy gelmesinden korktu! Peygamberimiz efendimize karşı utancından Medîne’den kaçtı. Mekke ile Medîne arasında bir dağa gitti ve orada yaşamaya başladı... Resûlullah efendimiz kırk gün Sa’lebe’yi sordu. Nihâyet Cebrâil (aleyhisselam) gelerek Peygamber efendimize dedi ki: “Rabbin sana selâm ediyor ve sana haber veriyor ki; ümmetinden firar eden (Sa’lebe) dağlardadır. O kaçan kişi, azâbımdan bana (Allahü teâlâya) sığınıyor.” Peygamber efendimiz bunun üzerine, Hazreti Ömer ve Selmân-ı Fârisî hazretlerine, “Gidin Sa’lebe bin Abdurrahmân’ı getirin” buyurdu. Hazreti Ömer ve Selmân (radıyallahü anhüma) Medîne’nin kenar evlerinin sonunda, koyun çobanlığı yapan Züfâfe ile karşılaştılar. Hazreti Ömer, Züfâfe’ye, “Buralarda dağda yaşayan bir genç biliyor musun?” diye sordu. Züfâfe, “Herhalde sen Cehennemden kaçanı soruyorsun” dedi. Hazreti Ömer, “Cehennemden kaçtığını nereden biliyorsun?” deyince Züfâfe; “Gece yarısı olunca, şu taraftan elini başına koyarak ve ağlayarak gelir ve şöyle söyler: “Keşke rûhum âlem-i ervâhta, cesedim âlem-i ecsâd’da kabz olsaydı ve rûhum bu iki âlemden ayrılmasaydı.” ONU MEDİNE’YE GÖTÜRDÜLER... Züfâfe onları dağa götürdü. Gece yarısına doğru, genç aynı şeyleri söyleyerek geldi. Hazreti Ömer, gence yaklaştı. Genç onu hissedince “el-Emân, el-Emân, ateşten (azaptan) kurtuluş ne zaman” dedi. Hazreti Ömer ona, “Ben Hattâb oğlu Ömer’im” dedi. Sa’lebe bunun üzerine; “Resûlullah efendimiz benim günahımı biliyor mu?” diye sorduğunda Hazreti Ömer, “Bilmiyorum. Ancak dün akşam seni bulmak üzere bizi gönderdi.” Sa’lebe, “Yâ Ömer, beni Resûlullah efendimizin huzûruna, o namaz kılarken veya Hazreti Bilâl kamet getirdiği zaman götürün” dedi. Hazreti Ömer, Sa’lebe’nin söylediklerini kabûl ederek onu Medîne’ye götürdü ve sözünde durarak, Resûlullah namaz kılarken mescide getirdi... Bundan sonra neler yaşandı, o da yarına...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT