BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Nikon’un Ağababası

Nikon’un Ağababası

1984’te renk ayrımında birlikte çalışmıştık... Varlığı “muhabbet” kaynağı, dert-kasavet bırakmayan bir “adam”dı.



1984’te renk ayrımında birlikte çalışmıştık... Varlığı “muhabbet” kaynağı, dert-kasavet bırakmayan bir “adam”dı. Coşkulu anlatırdı ve ruhundaki “delikanlı”lık ses tonuna, beden diline yansırdı... Abartmazdı ama her anlattığı “abartılı” hikâyeleri hak ile yeksan edecek kadar ilgi çekiciydi. Hayatı elinin tersiyle iten bir tavrı vardı ki; böylesine hayat dolu bir adamın bu hali ancak “teslimiyet”le izah edilebilir. Yani: “Ölümlü dünya oğlum... Arkası kiraz bahçesi... Salla gitsin...” Salla gitsin derdi Mustafa Güntekin abi; bırakıp gitti bizi... *** O yirmi beş küsur yıl önce, en fazla hoşlandığımız durum, fotoğraf makinesine olan bağlılığıydı ki, toz kondurmaz, söz söyletmezdi. Bazen takılırdık, “Abi, getir göster şu çantayı ve içindekileri” diye... Nadiren razı olur ve törensel bir havayla sergilerdi Nikon F-4 ve aparatlarını... Kazara birisi “Bunun üst modeli çıktı” dese, yandı ortalık. Tatlı tatlı gürlerdi: “Hadi len. Bu Nikon’un ağababası. Yeni çıkanlar cücük...” 2001’in Ocak ayının 30’unu 31’ine bağlayan gece bir kâbus görmüştüm ve o da o sıkıntılı rüyada rol arkadaşımdı. Sabah yanına gidip anlattım; “Hayırdır inşallah” dedi ama ikindi vakti beraber yıkıldık. Kriz mesleğimizi elimizden almıştı o saat... Ve fakat biz meslek arkadaşı değildik ki... Bu gazete, çalışanları, okurlarıyla öyle bir aile ki... İşimizden ayrıldık ama heyecanımızdan ve muhabbetimizden ayrılmadık elbette... Onun için, içimizden biri sonsuzluk yolculuğuna çıktığında, binlerce ev “cenaze evi” oluyor. Sadece sevgili oğlu, hiperaktif ve hiperkabiliyet kardeşim Dr. Bilgehan değil, binlerce yürek babasını kaybediyor... Vakti gelir İrfan Abi’nin kaleminden “İz Bırakanlar”da anlatılır ama benim Mustafa Abim özeldir. Birlikte çalıştık. Birlikte bıraktık... Birlikte borsayla dalga geçtik. Hatta hayatla... İçtiğimiz çay-sigaraların tadı dumanı ve rayihası hâlâ genzimde... Hani üç kıta ötede başına bir şey gelse ve “yandım” diye bağırsan, “yetiştim” diye yanına ışınlanacak nadir bir adamdı. Öyle hissettirirdi ağabeyliği ve dostluğuyla... *** Nikon’un Ağababası da yetim kaldı şimdi. Ve fakat biz kısa bir ayrılıktır diye inanıyoruz. Ve biliyoruz. Koca bir ordu bekliyor orda... Buluşmak için.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT