BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bağımsızlık birinci vazifemiz

Bağımsızlık birinci vazifemiz

Muhterem büyüğüm, Ahmet Kabaklı Beyefendi, Birkaç gün önceki “Avrupa Birleşik Devletleri Bize Bağımsızlık Tuzağı mı?” başlıklı yazınızı okuduktan sonra bu yazımı yazmaya karar verdim.



(Bir yazım üzerine sayın Mustafa Derin’in düşündürücü cevabını yayımlıyorum) Muhterem büyüğüm, Ahmet Kabaklı Beyefendi, Birkaç gün önceki “Avrupa Birleşik Devletleri Bize Bağımsızlık Tuzağı mı?” başlıklı yazınızı okuduktan sonra bu yazımı yazmaya karar verdim. Ben 45 yaşında bir mimarım. Sizi Tercüman Gazetesi’nden beri okurum. Bugünlerde bu yazınız yüreğime su serpti. İnanmak istediğimiz bazı kalemler bu tuzağı nedense ısrarla övüyorlar. Ben AB’ye şüpheyle bakmak gerektiğini yıllar öncesine dayanan yazar ve düşünürlerimizin yazılarından öğrendim. Şimdi ne oldu ki AB’nin muhalifi kalmadı? Kendi arkadaşlarım dahi heyecanla AB’nin üyesi olacağımız günleri bekliyor. Eskiden milliyetçi ve İslami çevreler AB’nin getirebileceği fenalıklardan şüphe ederlerdi. Bunun gerekçelerini de topluma deklare ederlerdi. Şimdi her kesim bu birlikten yana. Dindarlar AB’deki hürriyetten yararlanmayı düşünüyorlar. Hak dinin mensubu olarak batıl dinlerden etkilenmeyeceklerini, üstelik etkileyeceklerini beyan ediyorlar. Ben bu görüşlerin hepsinden endişe ediyorum. AB’den ne bekliyoruz? Medeniyet, maddiyat değil mi? İslam bizi medeni edememişse Avrupa nasıl eder. Avrupa medeni oldu da ne oldu? Avrupa’da herşey mükemmel mi? Maddiyat ise herşey demek değil! Bir amaç olmamalı. Kaldı ki maddiyat yalnız batıda değil. Doğuda da zenginlik var. Biz de bir zamanlar zengindik. Anzak askerleri Çanakkale’ye sarı lira edinmek için geldiklerini “hatıralarında” söylüyorlar. Materyalist veya Türk Kültüründen uzak insanların bu birliğe sempatilerini anlıyorum. Onlar için millet bile bir mana ifade etmeyebilir. Ancak, inanan Türk insanını bu konuda anlayamıyorum. “Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin” diyen dinin mensupları bu topluluğa sıcak bakmamalı. En azından dikkat etmeli; şüphe ilmin anahtarıdır. Orhun abideleri bizler için dikilmedi mi? Bugünkü Doğu Türkistan’ın esareti Çin kültürüne ve Çin ile olan dostluklarının sonucu olmadı mı. Tarih kaynakları öyle oldu diyor. Hocam, köyden kente göçte bile kültür değişikliği olurken ecnebilerle olan münasebetlerde kültürümüze hiçbir şey olmayacak mı? Bunu diyenlerin samimiyetinden şüphem var. Onlar zaten kendi kültürlerini çoktan ayaklar altına almış insanlardır. Öyle olmasaydı bu Evliyalar diyarında Kuzeyden esen komünizm rüzgarı İslamı vahşet için kullanan şefler bu kadar tahribat yapabilir miydi? Korumasız bırakılan Türk kültürü ne yandan rüzgar alırsa kendini ona kaptırıyor. Sayın Turgay Tüfekçioğlu’nun görüşlerine katılmamak mümkün değil. Şüphesiz ki böyle giderse AB bizi bağımsızlıktan da, şahsiyetten de mahrum edebilir. Nitekim AB asırlardır yok edemediği bu milleti bugünkü üstünlüğüyle etkilemiş ve ağına düşürmek üzeredir. Bizi içinden eritmeyi ve etkisiz bırakmayı tercih ediyor. Bu kadar önem verdikleri bir oluşum için ilgililerimiz bu halka referandumu bile çok görüyorlar. Örnek aldıkları Batılılar böyle mi yapıyorlar? Mustafa Derin - Mimar
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT