BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdi İpekçi ve 6. Filo

Abdi İpekçi ve 6. Filo

Abdi İpekçi kalleşçe öldürüleli 21 yıl olmuş. Amerikan 6. Filosu’nun bahriyelileri, İstanbul’da solcu örgütlerin organize ettiği, “ABD’ye Hayır, NATO’ya Hayır” mitinginde Dolmabahçe’den hoyratça denize atılalı 30 yıl olmuş.



Abdi İpekçi kalleşçe öldürüleli 21 yıl olmuş. Amerikan 6. Filosu’nun bahriyelileri, İstanbul’da solcu örgütlerin organize ettiği, “ABD’ye Hayır, NATO’ya Hayır” mitinginde Dolmabahçe’den hoyratça denize atılalı 30 yıl olmuş. Bugünden geriye bakılınca, bazı şeylerin, bazı hareketlerin ne kadar beyhude olduğu anlaşılıyor.. İki olay arasında bir bağlantı vardı: İpekçi’nin katledilmesi, tetiği kim veya kimler çekmiş olursa olsun, o ‘68 kuşağının sol cenahının körüklediği dehşet yıllarının ve ortamının bir ürünü olduğu muhakkak. O zaman ekilen terör rüzgarları, bugün hâlâ ve daha vahşi boyutlarda devam eden şiddet fırtınalarına yolu açmıştır. AMA NE GÜZEL HAYALDİ... O ‘70’li yılların “kahramanları” tahrikçileri, NATO ve ABD karşıtları 180 derece çark etmişler, şimdi öbür taraftalar. Mitinglerde gençleri tahrik etmiş, zavallı gemicilerin denize atılmalarına sebep olanlardan Çetin Altan bugün büyük bir fütursuzlukla, “Değişime karşı koymak mümkün değil” diyor. O şimdi, Komünistlerin meşhur olayları rasyonalize etmek ve dönüşlere ve dönekliklere entelektüel kılıflar hazırlamak mahareti ile, Avrupa’nın ve Amerika’nın, vahşi kapitalizm dediği globalleşmenin hararetli bir taraftarı olmuştur. O kuşaktan başkaları da aynı fütursuzlukla “istediklerimiz hayaldi ama ne güzel hayaldi” diyorlar. O “hayaller” uğruna ülkemizde nice canlara kıyıldı ve en önemlisi, Türkiye’nin dengeleri ve değerleri bir daha yerine gelmemecesine alt üst edildi; terör tohumlarından PKK ve Hizbullah vahşeti üredi. O fırtınalı yıllarda Türkiye’ye Komünizmi getirmeye çalışanlara, bugün de, fütursuzca, “Değişime karşı koymak mümkün değil” diyenlere, sormak gerek; Eğer sizin istedikleriniz gerçekleşse idi, bugün halimiz nice olurdu?” Aşırı solcuların TC Devletini yıkma çabalarına açıkça devlet, TSK aldığı sert tedbirlerle engel olmuştur. Bunun kuyruk acısını unutmayanlar, şimdilerde, kendi sorumluluklarını ve günahlarını unutturmaya çalışarak o tedbirleri “zulüm” diye kınarlar. VE ABDİ İPEKÇİ Rahmetli İpekçi, çok yakın ve sevgili dostumdu. Sosyalist eğilimli idi, ama aşırı Marksist solcu değildi. Benim sağda oluşum yakın dostluğumuza hiç engel olmamıştı. Aksine! Hayatta yaptığım hayırlı işlerden biri Karacanlar’a, yeni Milliyet’i çıkarmaya başladıkları sırada, Genel Yayın Müdürlüğü için, onu tavsiye etmiş olmam ve Kore’deki askerlik görevinden dönünce, adeta elinden tutarak rahmetli Ali Naci Karacan’a ve rahmetli Ercüment Karacan’a götürmem olmuştur. Böylelikle Türk basın tarihinde çok parlak bir beraberliğin başlamasına hizmet etmiştim. Abdi İpekçi, hiç şüphe yok ki, sadece şekil ve grafik bakımından değil çok önemli kuralları koyduğu ve titizce uyguladığı ve uygulattığı için, Türk basınında ve medyasında başlı başına bir “büyük” adamdı. O’nun ve kurallarının yokluğunu her gün hissediyoruz. Bugün Milliyet Gazetesi, medyadaki güncel yozlaşmalar içinde, bazı sapmalara rağmen, hâlâ seçkin yerini koruyabiliyorsa, bu Abdi İpekçi’nin attığı sağlam temeller ve koyduğu kurallar sayesindedir. İpekçi çok titiz ve mükemmeliyetçi bir Genel Yayın Müdürü idi. Kolay beğenmemesi, dudaklarını ısırarak bunu ifade etmesi insanı çıldırtabilirdi... Beni de zaman zaman çileden çıkarırdı ama iyi ki öyle idi! O’nun bir üstün tarafı da haberlerin muhakkak bir katı kontrolden geçirilmesindeki ısrarı idi. “İyice araştırdınız mı?” sorusu hâlâ kulaklarımda çınlar. Ama bence, en bariz vasfı objektifliği idi. Haberlerin her tarafını da irdeler, aşırılığı, aşırı sağı da aşırı solu da aynı şekilde kınardı. Hoşgörü sahibi idi; benim düşüncelerime de tahammül eder, hatta zaman zaman bana katılırdı. Öldürülmeden evvel Amerika’ya geldiğinde, “Kimseyi memnun etmek mümkün değil. Her iki ucun da hücumlarına uğruyorum” demiş, ben de “Aman kendine dikkat et!” diye uyarmıştım. Ben hâlâ onu öldürenlerin gerçek Ülkücü, öldürülmesini isteyenlerin ve emrini verenlerin, legal sağ olduğuna inanmıyorum. O işin içinde başka şeyler vardı. Abdi’nin öldürülmesini isteyenler sağ duyuya engel olmak isteyenler, Abdi’nin her yazısında bertaraf etmeye çalıştığı kavram kargaşasını ve ortamını devam ettirmekten çıkarları olanlardı bence!.. Eğer sağ olsa idi, medyadaki yozlaşmaya siyasetteki keşmekeşe de cesurane karşı çıkardı. O’na bugün, gene, yokluğunun hasret ve ıstırabını duyarak, rahmet diliyorum. GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bazı gazetecileri rüşvetle iğfal etmek, mümkün değildir ama bazılarının rüşvet almadan neler yapabildiklerini görünce rüşvete de pek gerek kalmıyor!” Thomas Wolfe
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT