BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk-Yunan dostluğuna beyaz adım

Türk-Yunan dostluğuna beyaz adım

İsmail Cem, Brüksel’de açıklıyor: Türk-Yunan yakınlaşmasında son altı ayda elde edilenler, geçen kırk yılda kazanılamamıştı.



İsmail Cem, Brüksel’de açıklıyor: Türk-Yunan yakınlaşmasında son altı ayda elde edilenler, geçen kırk yılda kazanılamamıştı. Doğrudur... Televizyon, canlı yayında Dışişleri Bakanı’nın Belçika’nın başşehrinde AB ile buluşmamızı değerlendirdiği basın toplantısında yaptığı bu açıklamayı naklederken aynı ânda internette de bir başka haber: Türk-Yunan yakınlaşması beyaz perdeye aktarılıyor. Bu da güzel. Bir başka iç açıcı haber; yine dünden; yeni ay, 2000’den sonra sanal dünya için şimdi de 29 Şubat sendromuna gebe olsa da ümid verici bir başlangıç yaptı... ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Mark Parris, Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi’nde talebeye hitap ediyor: Hizbullah hareketi, Türkiye’nin dünyadaki imajına olumsuz etkide bulunmayacak. Bir küçücük cümle... Bir küçücük cümle, fakat cihana hükmeden ağırlık. Hizbullah denen vahşet eylemlerinin imajımızı karartmaması ne demek? Bu açık-seçik şekilde şu anlama geliyor: Biz istemedikten sonra kimsenin imajı, ne parlar ne kararır. İşin iç yüzü böyle olsa da netice rahatlatıcı. Aramızdaki akılsızlar yüzünden itibarımızda bir düşüş olmuyor. Bunu içeride de yaşıyoruz. Vahşet, milletimizin kardeşlik duygularına bir ziyan vermedi. Belki de asıl maksat oydu, başaramadılar. 1 Şubat 2000 tarihinde bir güzel haber daha vardı: Dün, Abdi İpekçi ile alakalı iki takdir edilecek olay birden gerçekleşti. Biri -şüphesiz ki yalnızca düne mahsus değildi- O’nun sevenlerince asla gündemden düşürülmemesi -tıpkı Uğur Mumcu gibi- diğeri de büyük bir vefa gösterilerek öldürüldüğü yere heykelini dikmesi idi, bu son olayda öncülüğü Şişli Belediyesi yapıyordu. Bir cinayetin 20 senede aydınlanamaması ayıbı hiç olmazsa vefa duyguları ile hafifletilmekte... Dünkü en mühim haberse Başbakan Ecevit’in liderler turu idi. Bu turdan sonra türlü açıklamalar oldu. Tansu Çiller, pek haklı olarak Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi gerektiğini bir kere daha ifade etti ama.. Asıl üzerinde durulması gereken siyâsî uzlaşma kültüründe bir adım daha atılmış olmasıdır. Başbakan da bunun altını çizdi... DYP’nin “önce oylama” talebi de olsa neticede Fazilet dahil bütün partiler reel politika platformunda buluşmuşlardır. 5 artı 5 belki sürpriz bir şekilde meclis ittifakı ile çıkacaktır. 1979 yılında Cumhurbaşkanı seçememenin Türkiye’de 12 Eylül darbesine yol açtığı hatırlanırsa bu uzlaşmanın kıymeti kendiliğinden anlaşılır. Dün belki yalnızca GS için kötü idi. Bir oyuncusu ile millî ruhtan nasibi olanlardan teknik direktör Fatih Terim ceza gördüler. Olsun, nazarlıktır. Başa dönelim... Türk Yunan dostluğu trajik bir sebeple yeniden doğmaya başladı. İstiklal Savaşında en az 5 bin kişi kaybettik. Yunanistan adlı eski vilayetimiz, garplılar tarafından Anadolu’ya çıkartılmıştı. Bir vatanı şehîdler vererek kurtardık. Ondan sonra da Yunanlılarla tarihî, kültürel, coğrafi yakınlığa rağmen hep soğuk kaldık. Haklıydık. 400 yıl idaremizde adaletle yaşadıktan sonra zor zamanımızda bizi sırtımızdan vurdular. Kaderin cilvesine bakınız ki -hadi düşmanlık demeyelim- o soğukluk, bir başka kaybımızla ortadan kalkmaya başladı. Marmara depreminde en az 30 bin şehîd verdik, Yunanlılar, imdadımıza koştular; biz de onlara Fatih Terim’in reklamdaki çocuğa seslenmesi gibi seslendik: Sağol arkadaş... El sıkıştık. Böyle başlayan dostluk şimdi filmle pekiştirilecek. Türk ve Yunan film şirketleri “Üçlü Oyun” adlı ortak bir yapıma imza atacaklar. Elbette. Yunanistan da Suriye de Irak da, Bulgaristan da, ötekiler de Anadolu’nun tabîi havzasıdır. Anadolu dağ, etraf eteğidir. Üçlü Oyun, Yunan halkı ile Cüneyt Arkın’ı kızdıran komedi iddiasındaki cıvıklığın yol açtığı kırgınlığı da telafi eder.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100141
    % 0.47
  • 5.2903
    % -0.78
  • 6.0238
    % -0.54
  • 6.9195
    % 0.02
  • 218.193
    % -1.07
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT