BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırık notlar intiharlar

Kırık notlar intiharlar

Avrupa Birliği’ne aday bir ülkeyiz, mademki üyeliğe talibiz, yeni baştan ele alıp ıslah edeceklerimiz arasında elbette milli eğitim de yer alıyor.



Avrupa Birliği’ne aday bir ülkeyiz, mademki üyeliğe talibiz, yeni baştan ele alıp ıslah edeceklerimiz arasında elbette milli eğitim de yer alıyor. “Zorlaştırmayın, kolaylaştırın, nefret ettirmeyin sevdirin!” hadisi doğrultusunda çocukları bezdirmeyen, çocukların gururunu kırmayan, kişiliğini zedelemeyen bir öğrenim şeklinin daha hayata yakın, uygulama alanı bol bir sistemin seçilmesi gerekiyor. Yabancılar bize şaşıyorlar: “Sizde baskıcı bir düzen tesbit ettik. Bir çocuk okuyamazsa sonunda ölüm varmış ya da o çocuk aç kalacakmış gibi yaygın bir kanaat var. Bunun sebebi nedir acaba?” diye soruyorlar. Yanlış da sayılmaz bu hüküm. Ama bu değerlendirmeyi yapanlar, bizde değil tahsilsiz olanların, üniversiteyi bitirmişlerin bile işsiz kalabildiklerini herhalde bilmiyorlar. Okumak elbette önemli. Sadece iş sahibi olmak açısından değil, çağa ayak uydurabilmek, cehaletten sıyrılmak için... Ama bir iş edineceğiniz zaman da ilk aranan şey tahsil. Onun için hayat memat meselesi oluyor... O yüzden okullarda evlerde kıyasıya bir mücadele veriliyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde üniversite giriş sınavlarında bizde yaşanan panik yaşanmıyor, görülmüyor. Ve sanırım yine dünyanın hiçbir yerinde 13-15 yaşındaki çocuklar karnelerinde kırık var diye canına kıymıyor. Sebep hep ekonomik... Kırıklar, çocukların iç dünyalarını, şuur altlarını müthiş zedeliyor... Bir yandan evde dayak yiyor, azar işitiyor öte yandan okulda diğer başarılı çocukların yanında eziliyor hatta dışlanıyorlar. Medyaya yansıyan şu üç intihar olayına ne denli üzüldüm bilemezsiniz. İnsanların çok çabuk boşluğa düştükleri bir devirde yaşıyoruz. O günlerde tanıdığım bir ailede de üzücü bir olay yaşandı, çocuğu eve iki kırık getirdi diye baba bağırıp çağırmaktan rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı.. Olayı serinkanlı karşılayamayan aileler ya kendi sağlıklarını tehlikeye atıyorlar ya da çocuklarını uçurumun kenarına getiriyorlar.. Oysa yetkililer, psikologlar annelere babalara karne yüzünden çocuklarına öfkeli davranmamaları konusunda uyarılarda da bulunuyorlar. Ama yine aynı istenmez, vahim tablolar karşımıza çıkıyor. Televizyon haberlerinde karne günü bir küçük kız “Çok çalışıyordum ama notlarımın hepsi kırık!” diye içini çeke çeke ağlıyordu. Bunların hepsi bu memleketin evladı, hepsinin hayalleri umutları, yarınları var! Eğer bir algılama kusuru yoksa, neden kırıklarla dolu olur karnesi? Çocukların karnelerini kırıklarla doldurmak marifet sayılmamalı... Durup düşünmek gerekir: “Ben bu çocuğu anlayabildim mi? Başarısızlığının sebepleri üzerine gittim mi? Ona derslerini sevdirmeye çalıştım mı, ona ayrıca fazladan bir ilgi gösterdim mi?” Evet her karne döneminde ailelere yapılan uyarıların bir kısmı da eğitimcilere yapılmalı diyorum ben, ülke geleceğinin yetişmiş insanlara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. O gelecek adına, çocuklarımıza daha fazla sorumluluk duygusuyla yaklaşalım olmaz mı?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT