BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dinde nakil esastır

Dinde nakil esastır

Piyasada Allahı tanımakla ilgili ve Allahın varlığını ispat etmeye kalkışan birçok kitap vardır. Genelde bu kitaplar, akli ve felsefi görüşlerle doludur. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali gibi büyük İslâm âlimlerinin kitaplarından nakil yoktur



Piyasada Allahı tanımakla ilgili ve Allahın varlığını ispat etmeye kalkışan birçok kitap vardır. Genelde bu kitaplar, akli ve felsefi görüşlerle doludur. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali gibi büyük İslâm âlimlerinin kitaplarından nakil yoktur. Milyonlarca hadis-i şerif varken, hadis-i şeriflerden nakil yapmıyorlar. Hep şahsi görüşle, şahsi yorumla doludur. İslâm âlimleri, (Allahın yaratmak, var olmak gibi sıfatlarını insana vermek veya insanın, akıl, şuur, hafıza ve düşünce gibi yaratılmış olan sıfatlarını Allaha vermek küfürdür) buyuruyorlar. Mesela bir kimse, (Allah akılsızdır) dese, bu bir hakaret olacağı için küfre düşer. (Allah akıllıdır) dese, bu sefer de, onu yaratık kabul ettiği için küfre düşer. (Allah iyi düşünür) dese yine kâfir olur. Çünkü akıl, şuur, hafıza, düşünme işi mahluktur, yani yaratıktır. Allahın böyle sıfatları yoktur. Bazıları, (Yaratılmış olanın özelliklerine bakarak, yaratanın özelliklerini bulmaya çalışacağız) diyorlar. İslâm âlimleri, (Bilinenle bilinmeyen mukayese edilmez) buyuruyor. İnsan vasfı sayar gibi, Allahın vasfını sayıyorlar. (Allah çok akıllıdır, hafızası çok geniştir, çok hızlı düşünür, çok çalışkandır) diyorlar. Senâüllah Pânî-pütî hazretleri (Allahü teâlânın varlığı, sıfatları, razı olduğu şeyler, ancak peygamberlerin bildirmesi ile anlaşılır. Akıl ile anlaşılamaz.) buyuruyor. Kimileri de, “Allah özenerek yaratır” diyor. Böyle söylemek Allahı âciz sanmaktan ileri gelir. Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sadece ol deriz, o da, hemen oluverir.) [Nahl 40] Böyle söyleyenler kaderi de iyi bilmiyorlar, (İnsan, kendi kaderine tesir eder) diyorlar. Kader, değişmeyen son şekildir. Kaderi Allah da değiştirmez. Allahın vasıfları bildirilirken, âlimlerin kitaplarından alarak, sıfat-ı zatiyye ile sıfat-ı sübütiyye de yazılsa, büyük hizmet edilmiş olur. Hadis-i şerifte, (Dini aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) buyuruldu. (Taberânî) Bazıları da, İslâm dini yerine, “İslâm nazariyesi” “İslâm düşüncesi”, “İlâhî şuur” tabirlerini kullanıyorlar. İslâmiyet, ilahi bir dindir, bir düşünce sistemi değildir. Düşünce, bir iş için düşünülen çare veya kıyaslanan neticedir. Nazariye de, akli, zihni esaslara dayanan görüş, teori demektir. Akıl, zihin mahluktur. Allahü teâlânın bildirdiği şeylere “düşünce”, “görüş” denmez. Kur’an-ı kerimdeki hükümlere bile “Kur’ani görüş” diyenler oluyor. Bu tabirleri kullanmak küfürdür. Âlimler buyuruyor ki: İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, tahkik etmeden, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan, tasdiktir. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba iman ederler) buyuruyor. (Bekara 4) İman ne kadar kıymetli ise, zıttı olan küfür de o kadar kötüdür. İmanı kurtarmak için ibâdetleri yapmak ve haramlardan kaçmak gerekir. Bilhassa küfre düşürücü söz ve hareketlerden sakınmak gerekir. Mesela imanını çok kuvvetli sanan biri, Allah dostlarından birine düşman olsa veya Allah düşmanlarından birini sevse, yahut dinin bir emrini lüzumsuz görse, yaptığı ibâdetler kıymetsiz olur ve cehenneme gider. Küfre düşürücü ifade kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemî]
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT