BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demokrasi sınavı

Demokrasi sınavı



Seçim tarihi yaklaştıkça liderler ve adayların giderek hırçınlaştıkları gözlenmektedir. Bunca iç ve dış probleme rağmen 18 Nisan’da yapacağımız seçim, Türkiye’nin tansiyonunu düşürecektir. Sonuç ne olursa olsun seçimlerin yapılabilmiş olması bile büyük bir merhale olacaktır. Bu bakımdan sağlıklı ve huzurlu bir ortamda seçim yapabilmek için hepimize önemli görevler düşmektedir. Bazı şom ağızlı, hasta düşünceli insanların ürettiği komplo teorilerine itibar edilmemelidir. Kendisine Türkiye Cumhuriyeti nüfus kağıdı verilmiş olan herkes vatandaşdır. Vatandaşlarımızı muhal suçlarla veya fiillerle baskı altına almaya çalışanlar art niyetli karanlık kişilerdir. Efendim neymiş? Bazı kimseler sabah namazını erkenden kılıp seçim sandıklarına giderek oy kullanacaklarmış. Peki kullansalar ne olur? Bu onların tabii hakkı değil midir? Veya bunu düşünebilen biri olarak sen neden erken kalkıp gitmiyorsun? Sonra sabah namazını kılıp da oy kullanmaya gidenlere birden fazla oy hakkı mı veriliyor. Yoo hayır! Öyleyse mesele nedir? Mesele bazı kimselerin kendilerini üstün vatandaş, önemli insan belleme paranoyalarının depreşmesidir. Ak saçlı, yumruk kravatlı, patlak gözlü ve salyalı bu tiplerin açıklamalarını okuyup, dinledikçe aklıma iki âmânın fıkrası geliyor. İki âmâ insan, bir hayır sahibinin önlerine koyduğu iri tencere dolusu yaprak sarmasını götürüyorlar. Üç beş sarma yiyip aklı başına gelen âmâlardan biri ayran kâsesini başına dikip kana-kana içtikten sonra, sol yeniyle ağzını silerek arkadaşına seslenir: “Bana bak arkadaş, sarmaları ikişer ikişer götürüp durma, bak ayıp oluyor!..” Bunu duyan arkadaşı utanarak alnında biriken terleri siler ve kısık sesle: “Yahu sen âmâ değil misin? Benim bu leziz sarmaları çifter çifter götürdüğümü nasıl gördün?” Diğeri hiç istifini bozmadan, gayet pişkin bir şekilde; “Hiç der, ben öyle yapıyorum da... Senin de öyle yapacağını düşündüm!” Şimdi belli çevreleri hedef alıcı karalamalar, iddia ve ithamlara bakınca aklıma bu fıkra gelmektedir. Dilimize yerleşmiş bir atasözümüzde de bu husus çok veciz bir şekilde şöyle söylenir: “Kişiyi nasıl bilirsin? Kendim gibi” Bu tür insanların fikri ve niyeti bozuk olduğundan zikirleri de saçma oluyor... Evet gerçekten bir demokrasi sınavı veriyoruz. Ancak bu sınavı sokaktaki sade vatandaş değil; kendilerini Türkiye’nin ve rejimin tek sahibi sayan mürekkep yalamışlar veriyor. Bunca olumsuzluklar ve aşağılanmaya rağmen vatandaşlarımız itidâlini kaybetmiyor. Her zamanki olgunluk ve ağırbaşlılığı ile tevekkül içinde... Telâşa kapılan, panik içinde olan ve sağa sola çamur atan “Diktacı mürekkep yalamışlar”dır. Neyse çoğu bitti azı kaldı. Üç gün sonra çok kimseler söylediklerinden yaptıklarından ve yazdıklarından hicap duyacaklardır!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT