BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizim için ne diyorlar?

Bizim için ne diyorlar?

BİZ dış dünya ile 150 yıldır haşır neşiriz. Ne yeyip ne içtiklerine, giyim kuşamlarına, boyalı gazozlarına, pizzalarına, hamburgerlerine, bayram ve seyranlarına kadar onları merak ile takip ederiz.



BİZ dış dünya ile 150 yıldır haşır neşiriz. Ne yeyip ne içtiklerine, giyim kuşamlarına, boyalı gazozlarına, pizzalarına, hamburgerlerine, bayram ve seyranlarına kadar onları merak ile takip ederiz. İtalyan, Alman, İngiliz ve İspanyol futbol ligleriyle alâkadar olan; Amerikan basketiyle ilgilenen çok sayıda gencimiz vardır. Batı modası, estetiği, edebiyatı, sineması ve elbet siyâseti üstüne kafa yorarız... da, eloğlu boş mu durur? Hayır. * * * Dışımızdaki dünya, Türkiye’ye dair mesai harcıyor. Bezmeden üşenmeden; tarihî, sosyolojik ve ticâri mikroskoplarıyle bizi inceliyorlar. * * * Azıcık ayıplı ama söyleyelim, onlar bizi bizden önce (ve iliğimize kemiğimize kadar) tanımak için yaman yoruluyorlar. Bugün, bu tür araştırmacılardan ve onların hakkımızdaki; düşünce, bilgi, hüküm karışımı tespitlerinden söz edeceğim. Önce meşhur siyâset bilimcisi, Amerikan Başkanlarının danışmanı Brzezinski’nin görüşlerini vermek istiyorum. * * * Diyor ki Brzezinski: “Bir imparatorluk sonrası devlet olan Türkiye hâlâ kendi kimliğini yeniden bulmaya çalışmakta ve üç yöne çekilmektedir. Modernistler onun bir Avrupa devleti olmasını arzu ediyor, bu sebeple Batı’ya bakıyorlar; İslâmcılar Ortadoğu yönüne, güneye bakıyorlar ve tarihsel bilinçli milliyetçiler ise Hazar Denizi havzası ve Ortaasya’nın Türk Cumhuriyetleri’yle beraberlik için Doğu’ya bakıyorlar.” * * * Ünlü gazeteci Sulzberger’in görüşleri şöyle: “Türklük tekrar siyâsi bir anlam kazanacaktır. Türk kültürünün yayılacağı günler gelecektir. Tıpkı uzun vadeli plâncıları ürküten Çin umacılarının ortaya çıkma korkusu gibi... Ama bu plâncılar, önümüzdeki yüzyıl için Asya üzerine hesaplar yapmaya devam edeceklerse, Büyük Türk’ün Asya’da varlığı unutulmamalıdır.” * * * İngiliz tarih felsefecisi Arnold Toynbee’ye göre: “...Türkler yeniliklere son derece açık bir dönem içine girmiştir.” Aynı Toynbee’nin dikkat çektiği çok önemli bir husus da şu: “Bir toplum, yaratıcı azınlığını yitirdiği zaman taklitçi unsurların eline geçer ve iç proletarya durumuna düşer.” * * * İşte böyle... Dışımızdaki dünya, kat’iyyen “Türkiye’den bize ne?” demiyor. Daima hatırlanması gereken bir vaziyet alış karşısındayız. Türkiye’nin bu durumda “Başkalarından bana ne?” demeğe hakkı olabilir mi? Bizim de onların sadece modaları, sinemaları, eğlence üslûpları değil; politikaları, üretimleri, ince hesapları için yorulmamız gerekir. * * * Aman ha!.. Yalnız değiliz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98271
    % -1.06
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.2094
    % -1.34
  • 7.2912
    % -0.47
  • 234.048
    % -0.8
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT