BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Demokrasi, hukuk özgürlük anayasası

Demokrasi, hukuk özgürlük anayasası

Halkımızla bir toplum sözleşmesi yapmak üzre 29 Ocak 2000 Cumartesi toplanan kaygılı insanların girişimlerine candan katılıyorum. Şu 21. yüzyılın başında, medeni TC vatandaşına yakışan şeyleri yapamayan, eylem ve düşünce hürriyetine engel olan her kısıtlamaya karşıyım.



Halkımızla bir toplum sözleşmesi yapmak üzre 29 Ocak 2000 Cumartesi toplanan kaygılı insanların girişimlerine candan katılıyorum. Şu 21. yüzyılın başında, medeni TC vatandaşına yakışan şeyleri yapamayan, eylem ve düşünce hürriyetine engel olan her kısıtlamaya karşıyım. Özellikle millete doğru ve dürüst hizmet etmeye yeminli bir basın mensubu olarak bunu belirtir,”Anayasamı İstiyorum”cuları selamlarım. Türkiye, yıllardan beri toplumsal hayatın bütün düzeylerini etkileyen bir bunalım yaşıyor. Bütün sıkıntılarda 1982 Anayasası’nın önemli payı olduğu çok geniş bir yelpaze içinde genel kabul görüyor. Bir Anayasa toplumda olup biten her şeyden sorumlu tutulamaz; ama aynı zamanda, Anayasa, bir toplum meydana getiren insanların kamusal hayatlarını hangi kurallara göre düzenleyeceğini belirleyen son derece önemli bir kurallar bütünüdür. Anayasalar toplumun yönetsel kurumlarının işleyişini belirlemenin yanında temel olarak bireylerin hak ve özgürlüklerini garanti altına alma işlevi görürler. Nisbeten “teknik” sayılacak birinci nokta Türkiye’nin siyasi geleneğinde hep öncelikli olmuş ve sonuçta “hak ve özgürlük” kavramını da boğan bir merkeziyetçi yönetim anlayışını egemen kılmıştır. Bütün iktidarla birlikte, herhangi bir iş yapma konusunda her türlü inisiyatifi de kendinde toplayan bu merkeziyetçi anlayışın, böylece kendi kendini felce uğrattığını, üzerine fazla iş almaktan, yapması gereken işleri yapamaz hale geldiğini, kısa bir süre önce yaşadığımız deprem felaketinde bir kere daha, bütün açıklığıyla gördük. Başkasına yaptırtamayan, kendisi de yapamayan, otoriter, merkeziyetçi tutumun bir faydası olmadığı anlaşıldı. Demokratik değerlerin derinleştiği ve yaygınlaştığı bir çağda yaşıyoruz. Bu, her çağdaş anayasanın dikkate alması gereken bir eğilimdir. Ne var ki, bir Anayasa’nın “demokratik” olmasının ölçütü sadece içeriği değildir. Anayasa benimsenip özümsenmesi gereken kurallar bütünüdür. Toplum, ancak, tartışılmasına, biçimlenmesine, kesinleşmesine katkıda bulunduğu kuralları candan benimser. Toplumsal eğilimleri hesaba katmayarak hazırlanmış anayasalar, iyi niyetli, hatta görece demokratik de olsalar, demokratik süreçleri başlatamazlar. Bundan ötürü Türkiye’deki herkese; demokrasi ve insan hakları dışında hiçbir şeyi önermeyen, demokratik anayasaların yurttaşa verdiği sorumlulukların ötesinde bir şeyi dayatmayan, yurttaşların neleri yapamayacaklarını buyurmak yerine onların hak ve özgürlüklerini genişleterek güvence altına alan yeni bir anayasa oluşturmalıyız. 1982 Anayasası’nın evrensel demokrasi ile bağdaşmayan karakterinin hukuk alanında en yetkili kişiler tarafından da eleştirildiği, ayrıca Avrupa Birliği sürecinin başladığı ve Kopenhag ölçülerinin toplumsal gündemimize girdiği bugünlerde, toplumun ihtiyacı mevcut iken metinde birtakım düzeltmeler yapmak değildir. Yeni bir anlayışı yeni bir sistematikle ifade edilen yepyeni bir Anayasa gerektir. Toplumumuzun bugün bu olgunluk aşamasında olduğuna inanıyoruz; Türkiye’nin insanları, zor zamanlarda dayanışma ve yardımlaşma iradesiyle davranabildiklerini gösterdiler. Bütün farklılıklarımızla bir arada yaşama iradesine sahip olduğumuza inanıyoruz. Bunu hangi kurallar ve ilkeler içinde yapabileceğimize, bir arada tartışarak, birbirimizi tanıyarak ve anlayarak ancak kendimiz karar verebiliriz. Yeni demokratik bir anayasanın oluşmasını bir büyük forum, bir mutabakat platformu haline getirebiliriz ve getirmeliyiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT