BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ölüm ve Sürgün” ama kime

“Ölüm ve Sürgün” ama kime

Yazımın başlığının, bu günlerde milletçe yaşadığımız vahşetle bir ilgisi yoktur. O ayrı bir dert ki kangren gibi. “Ölüm ve Sürgün” yani İngilizce ifadesiyle “Death and Exile”, Amerikalı profesör Justin McCarthy’nin 1995 yılında yazdığı bir kitabın adıdır.



Yazımın başlığının, bu günlerde milletçe yaşadığımız vahşetle bir ilgisi yoktur. O ayrı bir dert ki kangren gibi. “Ölüm ve Sürgün” yani İngilizce ifadesiyle “Death and Exile”, Amerikalı profesör Justin McCarthy’nin 1995 yılında yazdığı bir kitabın adıdır. Bu kitap elime geçtiğinde, doğrusu şüphe ile karşılamıştım. Baştan sona sabırla okudum. Anladığım kadarı ile kitap, Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenlik teşkilatı ile bağlantılı olan McCarthy’e hazırlatılmıştır. Yıllardır tarih ile haşır neşir olmaya çalışıyorum. Kendi yayınlarımızda, Türkler’i bu kadar yakından inceleyen bir esere rastlayamadım. Yazar, Kırım, Kafkaslar, Anadolu ve Balkanlar ile Makedonya’da yaşayan Türkler’in, 1821-1922 tarihleri arasındaki yüz senelik “Nüfus hareketlerini” incelemiş. Vardığı neticede korkunç bir kıyımı, sürgünü ortaya çıkarmıştır. Bu yüz yıllık dönemde, Türkler’in yaşadığı bölgelerde bir salgın hastalık olmamış, tabii bir afet olarak geniş bir alanı etkileyen sel, zelzele yangın gibi felaketler insanları kırıp geçirmemiştir. Bunlara rağmen bölge nüfusunda artma olmadığı gibi, üstelik yarıdan fazla nüfus kaybı ortaya çıkmıştır. Peki bu bölge insanı kitlesel bir göç mü yaşadı? O da söz konusu değil. Zira Müslüman Türkler’in kendinden başka bir sığınağının olmadığı, binlerce olayla kesinlik kazanmıştır. Bir zamanlar 20 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada insanlığa huzur yaşatan bir milletin fertleri, hangi suçlarından dolayı böyle sürülüp, öldürüldüler? Türkler’in yaşadığı yerlerde bir tane toplu mezar görülmemişken, 1821’den sonra Ruslar, Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Ulahlar, Ermeniler ve başkaları kendilerine yüzlerce yıldır hürriyeti ve huzuru yaşatanları, acımadan, topluca öldürdüler, öldüremediklerini ise kış-kar demeden sürdüler. Bu bir insanlık suçudur. İşte başlıkta adını verdiğim kitapta, bu vahşetler, tarihleri de verilerek; vesikaları ile anlatılmaktadır. Yine bir şey daha bu kitapla kesinlik kazanmıştır ki, Türk bölgesindeki birçok İngiliz konsolosları ve İstanbul’daki İngiliz elçisi, bu kıyımlar için raportörlük yapmışlardır. Bu katliamı durdurmak için İngiliz hükümetinin teşebbüsünün bir tek vesikası yoktur. İngilizler sanki maç hakemi, yönettiği maç hakkında rapor tanzim eder gibi bir durum. Bu zaman diliminin otuz senelik kısmında Ruslar, Osmanlı devleti ile on kerre savaşmıştır; yani savaşa zorlamıştır. Ayrıca Ruslar’ın tahriki ile Türk idaresindeki Ortodoks bölgesinde, 21 yılda 7 defa büyük ayaklanma çıkartılmıştır. Kitaptan bazı pasajlarla yazımı noktalamak istiyorum: “Yunan bağımsızlık savaşını, tarihçi George Finlay 1861’de şöyle yazıyor: 1821 Nisan’ında 20.000’e yakın Müslüman nüfus, Yunanistan’da (Mora bölgesi) dağınık olarak yaşıyor ve tarımda çalışıyorlardı. Yunan ayaklanmasının üzerinden daha iki ay geçmeden bunların çoğu kıyımdan geçirildiler; kadınlar çocuklar, hiç acımadan ve sonra da pişmanlık duyulmadan öldürüldüler.” Ve hemen devamında “Osmanlı İmparatorluğuna karşı Yunan ayaklanması, 1821 yılının Mart ayında, bazı Osmanlı memurlarının, özellikle vergi toplayıcılarının öldürülmesiyle başladı.” Yine aynı eserden, “Alison Philips’in 1897’de basılmış, The War of Greek adlı kitabının 48’inci sahifesinde, Nisan ayında ayaklanma genelleşti. Her yerde, daha önceden kararlaştırılmış bir işareti almış gibi, köylüler ayaklanmakta ve yakalayabildikleri bütün Türkler’i, erkeğiyle, kadınıyla çocuklarıyla kıyımdan geçirmekte idi. “Hiçbir Türk kalmayacak/Ne Mora’da ne Dünya’da” şarkısı, herkesin ağzında idi. Mora’nın Müslüman nüfusu olaylar öncesinde 25.000 olarak hesaplanmıştı. Ayaklanmanın patlak vermesinden sonraki üç hafta içinde, kentlere kaçabilenler haricinde, kıyılmayan tek bir Müslüman bırakılmamıştı” diyor. İşte Amerika’da yayınlanıp geçen yıllarda Türkçe’ye çevrilen Ölüm ve Sürgün kitabından, deniz yanında damla misali birkaç cümlecik? Yunan Devleti’nin, kuruluşundaki temelin harcında, Türk kanının su niyetine kullanıldığının bir kanıtı daha... Senelerdir yazılarımı takip eden okuyucularıma, İnkılap Kitabevi Yayın San. ve Tic. A.Ş. tarafından yayınlanan Ölüm ve Sürgün kitabını tavsiye ederim. Yayınevi tel: 0212 514 06 10. Düşmanını tanımayan, düşmanının zararından korunamaz, sözü gereği böyle bilgiler, milletimizin geleceği için vazgeçilmez ihtiyaçtır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT