BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutluluğun reçetesi

Mutluluğun reçetesi

İnsanın yaşı ilerledikçe mutlu olması da güçleşiyor sanki ne dersiniz? Yıllar önce bir çikolatayla, bir oyuncakla yanıbaşımızda beliriveren, yüzümüzde güller açtıran mutluluğu şimdilerde küstürdük de mi bizlerden bu kadar uzaklaştı acaba?



İnsanın yaşı ilerledikçe mutlu olması da güçleşiyor sanki ne dersiniz? Yıllar önce bir çikolatayla, bir oyuncakla yanıbaşımızda beliriveren, yüzümüzde güller açtıran mutluluğu şimdilerde küstürdük de mi bizlerden bu kadar uzaklaştı acaba? Sakın hemen yüzlerce sıkıntı sıralayıp, “Siz hangi mutluluktan bahsediyorsunuz” diye serzenişte bulunmayın. Alexandra Borja’nın da dediği gibi; düşünün ki dünya varolduğundan bu yana milyarlarca insan yaşadı, bunlardan kimileri yaşamı bir lütuf olarak, kimileriyse işkence olarak gördü. Oysa hangimiz kaygılardan, acılardan, korkulardan, tembellikten, sızlanmaktan; görevden kaçmaktan, unutkanlıktan, kavgadan, sebepsiz can sıkıntısından ve yüreklerimizi huzurdan yoksun bırakan yüzlerce başka insani kusurdan yüzde yüz muafız! Bütün bu saydıklarımızın insan doğasında varolan ögeler olduğunu kolayca söyleyebiliriz. Hayat böyle deyip işin içinden de çıkabiliriz. Ancak burada bilmemiz gereken asıl nokta, en az zararla hayatımızı sürdürmek, güzellikleri farketmek ve güçlü, başarılı, en önemlisi de mutlu olmak için çaba harcamaktır. Elbette ki yaşadığımız sürece hayatlarımızda, bazen acı ve sıkıntı da olacaktır. Önemli olan bunu azaltmanın bir yolu yok mudur, bunu bulmak. Hepimiz zaman zaman kendimize şu soruyu sormuşuzdur. “Dünyada en çok istediğim şey nedir?” Cevabımız da genelde aynıdır. “Mutlu olmak”. Ama pek az kişide mutlu olmak için gerekli çabayı harcar. Oysa bu yüksek kazanç için, bunu yapmak zorundayız. Genç Türkiye olarak; çeşitli araştırmalara, kitaplara, filmlere konu olan ve hayatın anlamını ortaya koyan bu sihirli kelimenin kendileri için ne anlama geldiğini, yaşları 14 ile 19 arasında değişen 200 kişilik bir genç gruba sorduk. Anket sonuçlarına baktığımızda gördük ki, gençlerin bir çoğuna göre mutluluk, “huzurlu günler” anlamına geliyor ve bunu da şöyle açıklıyorlar: Ailede, okulda, işte kurulacak sağlıklı, sevgiye dayalı ilişkiler sayesinde huzurlu bir insan oluyorsunuz. Ayrıca, iş, okul başarısı da mutlu olmanızda çok önemli olan diğer bir faktör. Gerçek olan şu ki mutluluk, her yaşa bağlı olarak değişiklik gösteren bir kavram olup, beklentilerimizle yakından ilişkili. Meselâ bazen bir ev, bazen de iyi bir not, araba, para, ün, kariyer olup çıkıverir karşımıza. Hayatta peşinde koştuğumuz öğelerden birisi de mutluluk olduğuna göre, onu nasıl ele geçirebiliriz? Asıl arayışımız bu yönde olmalıdır. Eğer bunun için yardım istiyorsanız işte size, kendilerini hayatın anlamına adamış bilgelerin mutluluğa ve iç huzuruna ulaşmak için önerdikleri anahtar bilgiler; Yüzün anlamı Sizce, gerçek güzellik nedir? Fiziksel olan mı yoksa iç güzelliği, gülen bir çift göz mü ne dersiniz? Ben oyunu iç güzelliğinden, gülen bir yüzden yana kullananlardanım. Çünkü bana göre, standart ölçülere göre güzel ya da yakışıklı olarak kabul edilen insanlardan tebessümü, iç güzelliğini kaldırırsanız büyük bir eksiklik, anlamsızlık ortaya çıkar. Ne anlamı demeyin, her yüzün belki anlatılması güç ancak, dıştan bakıldığında fark edilen bir anlamı vardır. Anlam da ifadelerde saklıdır. Kişiye güzelliği veren, onu hoş kılan da gülen ifadeye sahip bir yüzdür. Eğer durum böyle olmasaydı “suratsız” ya da “sevimli” gibi ifadeler ortaya çıkar mıydı hiç? Yukarıda okuduklarınızdan sonra, şimdi bu da nereden çıktı diyebilirsiniz. Kaynak; geçenlerde görüştüğüm bir genç kız ve benzer şeyleri kafasına taktığını bildiğim diğer gençler.. Bence sevimli, çok güzel gülen, hani bir söz vardır, “gülünce yüzünde güller açılan” bu genç hanım güzel olmadığını, kendini beğenmediğini söylüyordu. Ona geçen hafta, kar tatilini fırsat bilip arkadaşlarla yaptığımız kardan adamımızdan sözettim. Kardan adamımız önce koca bir gövde, onun üzerinde yuvarlak bir kafa, kol işlevi veren eklerden ibaretti. Ardından ona yerde bulduğumuz kozalaklardan göz yaptık. Bu gözlere mânâ verme imkânımız yoktu. Burnunu da yaptık. Ama kardan adamımız hâlâ, kelimenin tam mânasıyla kardan, yani buz gibiydi. Ta ki ince bir dalla ağzını yapana kadar. Dalın uçlarını yukarı doğru kıvırıp yüze gülen bir ifade kazandırınca, “adamımız” ister kardan ister buzdan olsun, kocaman gövdeye orantısız bir baş hiç yakışmasa da birden hayat buldu, yüz mâna kazandı, güzelleşti. O bize güldüğü için biz de ona gülen gözlerle baktık ve inanın yanından ayrılırken sanki bir emanetimizi ortada bırakmış gibi hissettik kendimizi. Herkes farklı yaratılmış, herkesin kendine has bir güzel yanı vardır. Tabii ki görmesini bilene.. Güzellik aynı zamanda göreceli bir kavramdır. Birisinin güzel bulduğunu, bir diğeri hiç de güzel bulmayabilir. Fakat gülen bir yüzün güzelliği asla göreceli değildir, herkes için geçerlidir. Genç kızımıza sordum “sen, asık suratlı, somurtkan bir güzellik mi yoksa sıcacık gülen bir yüz mü istersin?” Cevabı, ikinciden yanaydı. Siz ne dersiniz? Sevgiyle kalın. -Betül B. Altınbaşak- İşte anahtar Kendini tanı: Bu kişinin hayattan ne beklediğini, nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığını yeteneklerinin ne olduğunu bilmesidir. Düşünün ki, kendimizi tanımadan ve bizi sıktığını bildiğimiz halde hoşumuza gitmeyen işleri yaparak ne kadar mutlu olabiliriz. Kendine güven: “Ben yapamam, ben başaramam, ben konuşamam vb” birçok söz, kendimize güvensizliğimizin en açık ispatıdır. Daha denemeden sarfedilen bu sözler, baştan mağlubiyetimizi kabul etmekten başka birşey değildir. Üstelik kaybedilen fırsatların, boşa geçen yılların telafisi de yoktur. Birşeyler başarabileceğinize inanın. Başarılı kişilerden sizin en büyük eksikliğiniz, olsa olsa tembelliğiniz ya da cesaretsizliğinizdir. Aşırılıklardan kaçın: Vücudunuza, ruhsal sağlığınıza, kesenize zarar verebilecek aşırılıklardan, müsrifliklerden uzak durun. Bugün güzel gibi görünen, geçici bazı zevklerin bedelini daha sonra gerek madden, gerekse manen çok ciddi olarak ödeyebiliriz. Kazancınızın, zamanınızın, sağlığınızın kıymetini bilin. Haddi aşanlardan olmayın. En büyük lütuf iyilik yapma gücüdür: İşlerden başınızı kaldıramadığınız, nakite sıkıştığınız günleri ya da x dersinden anlayamadığınız konuları şöyle bir düşünün. İşte o anda size yardımcı olacak bir dost eli uzansa, ne iyi olur öyle değil mi? Kısacası fakir, yaşlı kim olursa olsun bir ihtiyaç sahibine yardımcı olmak size ne hissettirir? Cevabı ortada, iç huzuru. Bilin ki olumlu duygular kişiye pozitif enerji verir, bir daha yapma isteği uyandırır. Sonuç olarak; Ne dersiniz, acaba bizler mutluluğu ayaklarımızın altındaki kır çiçeklerini ezip, ulaşılmaz bahçelerde mi arıyoruz? Herkese sağlıklı ve mutlu günler... Okuyucu Köşesi Paradan daha önemlisi... Isparta’dan yazan Sevgili Hatice; liseyi bitirdiğinizi, geçenyıl üniversite sınavını kazanamadığını, maddi yetersizliklerden dolayı da dershane ve benzeri çalışma imkânlarına sahip olamadığını yazmış, hayatta en çok istediğin şeyin okumak olduğunu dile getirmişsin. Hatice’cim, “Üniversiteli olmanın gurununu yaşamak istiyorum” diyorsun ya, sana diyebileceğim tek şey “O halde çalış, çok ama çok çalış.” İnan bana gerçekten istersenve disiplinli, planlı çalışırsan başarırsın. Hani mektubunda demişsin ya, “ben başarılı olmanın sırrını çözemedim” diye. Eğer bu sırrı çözemezsen başarılı olman da mümkün değil. Başarılı olmanın sırrı; planlı, programlı çalışmakta. Bunun için dershaneye gitmek ya da özel ders almak gerekmez ki. Elinde yeterince kaynak ve bir de çalışma planın olsun yeter. Tabii ki, alınan ek derslerin yararı küçümsenemez, ancak “olmazsa olmaz” diye bir durumda yok. Bendershaneye gitmeden başarılı olan çok fazla genç tanıyorum, sende onlardan birisi olabilirsin. Yapman gereken, çevrenden sınavlara yönelik bol bolkaynak toplamak ve üniversite sınavlarında çıkan soruları incelemek. diğer taraftan dershanelere git, içinde bulunduğun durumu yetkililere izah et. Konu testlerini iste, mutlaka verirler. Dershanelerin herkese açtığı döneme sınavlarına gir. Okul kütaphanelerinde, halk kütüphanelerinde konu açıklamalı bir çok test kitabı vardır, bunlardan yararlan. Arkadaşlarının kitaplarına ...... Bu kaynakları ciddiyetle inançla, soruları çöz ve anlamadığın yerleri arkadaşlarına, dershanelerdeki ve mezun olduğun okulundaki öğretmenlerine sormaktan çekinme. Senin gayretini ve samimiyetini gördüklerinde yardımlarını esirgemeyeceklerdir. Üzülme, üzülmenin kimseye bir faydası yok, çok çalış ve durumunu bize bildir. Sevgilerimle... Haftanın Sözü Kusursuz olsaydık, başkalarının kusurlarını bulup çıkarmaya bu kadar meraklı olmazdık. La Rochefoucauld
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT