BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiç güven vermiyordu insana!

Hiç güven vermiyordu insana!

Cengiz kendisi için uzatılan banknot destesinden gözünü ayırmadan teşekkür etti: - Tamam patron, sen hiç merak etme.



Cengiz kendisi için uzatılan banknot destesinden gözünü ayırmadan teşekkür etti: - Tamam patron, sen hiç merak etme. - Sen iyi ve akıllı bir çocuksun yahu, hoşuma gidiyor bu halin... Gevrek bir kahkaha attı, kendi sözleri hoşuna gitmiş olacak ki uzun uzun güldü. Cengiz verilen siyah çantayı, adresi alıp Hazım’a da “iyi yolculuklar” diledikten sonra çıktı. Çantanın içinde ne olduğunu bilmiyordu. Elindeki adresi bir kez daha okudu: ŞAHİN DEMİR, Çetin Galeri, no:74, Kadıköy-İstanbul. Bir taksi çevirdi. Kadıköy uzak değildi. Keyifle gülümseyerek çevirdi başını pencereden dışarı. Adresi bulduğu zaman saat dokuz buçuğu geçiyordu. Biraz aramıştı. Kapıdan içeri meraklı bakışlarını etrafta dolaştırarak girdi. İlerideki camekanlı ofiste bir adam oturuyordu. Hemen o tarafa yöneldi: - Şahin Demir? Adam kuşkulu gözlerini gencin üzerine dikti: - Sen kimsin? Cengiz bu asık suratlı, kalın kaşlı adama tuhaf bir tedirginlik duyarak baktı: - Beni Hazım bey gönderdi, bir emanet varmış. Saatine baktı Şahin. Suratsız bir şekilde homurdandı: - Dokuz demişti, yarım saat geciktin. - Galeriyi aradım ağabey, zor buldum. Yanlış yöne gitmişim. Kaşları çatık bir halde inceledi Cengiz’i. Neden sonra eliyle masayı işaret etti: - Bırak şuraya. Bakarım şimdi. Cengiz çantayı usulca koydu masanın üzerine. Bu adamdan hoşlanmamıştı. İki adım geri çekildi: - Tamam mı, gidebilir miyim artık? Şahin tek kaşını kaldırdı: - Bekle! Getirdiğini kontrol edeceğim. Yavaşça yerinden kalktı, masanın üzerindeki çantanın düğmelerini açtı. Silme banknot doluydu içi. Sakin tavırlarla saydı desteleri. Sonunda memnun bir şekilde kapattı kapağını. - Tamam, gidebilirsin. Bir dakika! Cengiz tam çıkmak üzereyken durakladı. Geri döndü: - Sen yeni misin Hazım’ın yanında? Başını salladı delikanlı. Bu adamın karşısında kendine güvenini yitirmişti sanki. Korkmuş gibiydi. Böyle hissettiği için kendi kendine öfkeleniyor, sebebini anlayamıyordu bir türlü. - Evet, yeniyim. On beş gün falan oldu... Başka bir şey söylemedi Şahin, başıyla “git!” diye işaret etti o kadar. Cengiz galerinin vitrininde duran arabaların arasında geçerek çıktı dışarıya. Tedirgin olmuştu. Kendisini açık havaya atar atmaz derin bir nefes aldı. Sanki boğulacak gibiydi içeride. Bütün bu sıkıntısının bir önseziden kaynaklandığını anlamasına imkan yoktu tabii ki. Babasının katiliyle bu kadar yakın olduğunu bilse hayretten ne yapacağını şaşırırdı mutlaka. - Ne biçim adam yahu? İnsana hiç güven vermiyor, sevimsiz bir şey... diye söylenerek yürüdü. - Şahin Demir... Hakikaten demir gibi soğuk bir adam. Fevkalade itici... İskeleye indi Altıyol’dan. Vapurla Karaköy’e geçecek, biraz dolaşacaktı Tarabya’ya gitmeden. Hazım’dan aldığı övgülerden sonra biraz keyiflenmeyi hak etmişti doğrusu. Beyoğlu’na çıkar, bir sinemaya girerdi. Hemen vapur biletini aldı gişeden. Vapurun arka tarafına geçip oturdu. Cebinden bir sigara çıkartıp yaktı keyifle. Geminin bir çağlayan gibi köpürttüğü sulara baktı hayranlıkla. Bembeyaz olmuştu denizin üzeri. Ciğerlerine çektiği dumanı, üfledi gökyüzüne doğru. Harika bir hava vardı... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT